Ana Sayfa > Yorum
  • ABD’nin diplomatlarını çekmesi manidar: Amaç oyunlara gölge düşürmek

    Liang Xinwen, CRI Haber Merkezi

    ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, diplomatlarını “COVID-19 kontrol önlemlerine maruz bırakmamak için” geri çekmeyi düşündüğü açıklandı.

    Beijing Kış Olimpiyat Oyunları’nın başlamasına 9 gün kala bazı ABD’li siyasetçilerin böyle bir oyuna başvurmasının, Çin’in salgın tedbirlerini karalamayı amaçladığı aşikâr.

    Beijing Kış Olimpiyat Oyunları’nın yaklaşmasıyla birlikte Washington çeşitli oyunlar oynamaya başladı.

    ABD ilk olarak resmi yetkililerini Beijing Kış Olimpiyat Oyunları’na göndermeyeceğini açıklamıştı. Bunun ardından Çin havayolu şirketlerinin ABD’den Çin’e yolcu seferlerini askıya aldı. Son olarak Çin’den diplomatları ve ailelerini tahliye etme haberleri gündeme düştü.

    Washington’un bütün bu girişimleri, Beijing Kış Olimpiyatları'na gölge düşürmek için çeşitli yollara başvurduklarını, Olimpiyat ruhuna ciddi şekilde saygısızlık edildiğini ve uluslararası toplumda dayanışma ve işbirliği atmosferini baltaladığını tüm dünyaya açıkça gösteriyor.

    Salgının önlenmesi ve kontrol altına alınması konusuna gelince Çin, şu anda dünyanın en güvenli ülkesi konumundayken, ABD ise hem enfekte kişi sayısı hem de salgından dolayı hayatını kaybedenlerin sayısı bakımından dünyanın ilk sırasında bulunuyor.

    ABD’li diplomatların dünyanın en güvenli yerinden, küresel çapta salgınla mücadelenin en başarısız yerine tahliye edilmesi, yalnızca bu kişilerin enfekte olma risklerini arttır. Herkesin anladığı bu gerçeği, bazı ABD’li siyasetçiler neden anlamıyor?

    “Sade, güvenli ve muhteşem” bir Olimpiyat şenliğinin sunulması, Beijing Kış Olimpiyatları’nın dünyaya verdiği taahhüttür. Omicron gibi varyantlar küresel boyutta yayılmaya devam ederken, Kış Olimpiyatları sırasında salgına karşı uygulanan kontrol tedbirleri büyük önem taşıyor. Çin’in aldığı bir dizi bilimsel ve verimli kontrol politikası, Amerikalı personel de dahil olmak üzere olimpiyatlara katılan bütün kişilerin güvenliğini korumayı amaçlıyor.

    Çin’in tedbirleri, Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi ve  Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi’ne uygun olduğu gibi, diplomatların rahatı ve meşru haklarını göz önünde bulunduruyor.

    Beijing Kış Olimpiyatları, bütün ülkelerden gelen sporculara sunulan adil bir yarışma platformu olmanın yanı sıra insanlığın dayanışması ve dostluğunun de simgesi.

    Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Thomas Bach Çin’e geldi. Bunun dışında Rusya, Polonya, Arjantin ve 5 Orta Asya ülkesi dahil birçok ülkenin liderleri Beijing Kış Olimpiyatları’nın açılışına katılacaklarını açıkladı. Yüze yakın ülke ve bölgeden gelen 2 bin 800’den fazla sporcu Çin’de bir araya gelecek.

    Bazı ABD’li siyasetçilerin oyunları, uluslararası toplumun Beijing Kış Olimpiyatları’na yönelik büyük destek ve beklentilerini etkileyemeyecek.

    ABD’nin yeni Beijing Büyükelçisi Nicholas Burns, dün görevine başladı. ABD, bu fırsattan faydalanarak, Çin ile ABD arasındaki ilişkinin gelişmesine engel koymak yerine, pozitif enerji katmanın yollarını aramalı.

    ABD, Çin’in salgına karşı aldığı tedbirlere uyarak, sporu siyasileştirmemelidir.

    [Devamını Oku]
    2022-01-26
  • Çin-Orta Asya dostluğu, ABD’ye örnek olsun

    Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, dün Çin ile Orta Asya ülkeleri arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 30.uncu yıldönümü konulu video konferansı yönetti. Xi Jinping konferansta komşuluk ve dostluğun pekiştirilmesi, kaliteli gelişmenin yoğunlaştırılması, istikrar ve güvenliğin korunması, kültürel temasların sağlamlaştırılması, barışçı gelişmenin hızlandırılması yönünde beş maddelik öneride bulundu. Söz konusu konferans, Çin’in bu yıl Orta Asya ülkelerine yönelik ilk önemli diplomasi etkinliği olarak uluslararası toplumda geniş yankı yaptı.

    “Karşılıklı saygı, komşuluk ve dostluk, omuz omuza vererek meydan okumaları birlikte göğüsleme ve karşılıklı yarar ve çifte kazanç”, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping söz konusu video konferansta Çin ve Orta Asya ülkeleri arasında geçen 30 yıl içinde işbirliğinin hızla gelişmesinin “sırrını” bu kavramlarla özetledi. Nitekim Çin ve Orta Asya ülkeleri, coğrafi açıdan birbirlerine yakınlar, iki taraf arasında 3 bin 300 kilometreden fazla uzunlukta sınır var. Çin ile Orta Asya arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana geçen 30 yıl içinde iki taraf, “iyi komşuluk ve dostluk” ilkesi doğrultusunda, tarihten kalan sınır sorunları tamamen çözdü, iki taraf arasındaki ticari işbirliği de günden güne yoğunlaşıyor. İki taraf arasındaki ticaret, 1992 yılında sadece 460 milyon ABD Doları’ydı. Bu rakam 2019 yılında 46 milyar 340 milyon dolara yükseltildi. Çin, Orta Asya ülkelerinin en önemli ticaret ve yatırım ortaklarından biri konumunda. Çin ve Orta Asya ülkeleri günümüzde birbirlerine güvenen dost ve kardeş olurken, Kuşak ve Yol inisiyatifinin ortak inşasına ve yeni tip uluslararası ilişkilerin oluşturulmasına örnek teşkil etmekte.

    Bir noktaya özenle vurgu yapılmalı: Geçen 30 yıl içinde Çin ve Orta Asya ülkeleri, egemenlik, toprak bütünlüğü ve ulusal güvenlik gibi önemli konularda hep birbirlerine destek oldu ve omuz omuza verdi. Örneğin, Kazakistan’da kısa süre önce şiddet ve terör olaylarıyla siyasi çalkantı yaşandı. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping 7 Ocak’ta Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’e bir mesaj göndererek, Kazakistan’ın kaosun ortadan kaldırılması için harcadığı çabaları desteklediklerini açıkladı. Shanghai İşbirliği Örgütü de ilk anda bir açıklama yaparak, Kazakistan’da siyasi düzenin ve istikrarın korunması için alınan tedbirleri takdirle değerlendirdi. Öte yandan, salgınla mücadeledeki işbirliği de Çin ile Orta Asya ülkeleri arasında yeni işbirliği alanı oldu. Adı geçen video konferansta Çin, bu yıl Orta Asya ülkelerine 50 milyon aşı daha sağlayacaklarını ilan etti. Orta Asya ülkelerinin liderleri ise Çin’in salgınla mücadele konusunda sağladığı yardımların Çin ile Orta Asya ülkeleri arasındaki sağlam dostluğun bir kanıtı olduğunu kaydetti.

    Tabii, Çin ile beş Orta Asya ülkesi arasındaki iş birliğinde görülen bu olumlu gelişmeyi bazı ABD’li siyasetçiler görmek istemiyor. Beş Orta Asya ülkesinin bağımsızlıklarını ilan etttiği dönemde, ABD, bölgeye girmeye çalışıyordu. Son yılllarda ABD, bölgede varlığını artırmak için yoğun çaba harcadı. ABD, askeri konuşlanma ve “renkli devrimler” yöntemlerine başvurarak, Orta Asya’yı kontrol etmeye çalıştı, bölgeyi kaosa sürüklemek yoluyla, Çin ve Rusya’yı kısıtlamaya kalkıştı. Ancak ABD’nin bu çabalarının boşa çıktığı gözüküyor. ABD ordusunun Afganistan’dan apar topar çekilmesiyle birlikte, Orta Asya ülkelerinde asker konuşlandırmak istedi. Ancak ABD’nin bu talepleri, Orta Asya ülkeleri tarafından reddedildi. Joe Biden yönetimi, geçen yılın sonunda sözde “Küresel Demokratik Zirvesi”ne ev sahipliği yaptı, ancak Çin, Rusya ve Orta Asya ülkelerini davet etmedi. Oysa, Orta Asya ülkeleri, bu dünyada hangi ülkenin hegemonyacılık ve tek taraflılık yolu izlediğini, hangi ülkenin ise gerçek anlamda çok taraflılık ve iyi komşuluğu yaptığını net şekilde biliyor. ABD’nin istememesine rağmen, Çin ve Rusya’nın Orta Asya ülkeleriyle bağlantısı ve işbirliği artık günden güne derinleşiyor.

    2022 Beijing Kış Olimpiyat Oyunları bir hafta sonra başlayacak. Çin, Rusya ve Beş Orta Asya ülkesinin liderlerinin Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreninde buluşması bekleniyor. Çin ile Orta Asya ülkeleri arasında diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 30.uncu yıldönümü kutlandığı ve iki taraf arasında işbirliğinin derinleştirildiği bir dönemde, Washington yönetiminin önünde sadece imrenmesi için yol var.

    [Devamını Oku]
    2022-01-26
  • Durup dururken sorun çıkaran Litvanyalı siyasetçiler artık kendilerine gelmeli

    Zhao Quanmin, CRI Haber Merkezi

    Uluslararası medyaya yansıyan haberlere göre, Litvanyalı siyasetçilerin Tek Çin politikasına meydana okuması ve Çin’le ilişkilerin gerginleşmesi, Litvanya işletmelerine ve AB ülkelerinin Litvanya’daki yatırımlarına büyük zarar getirdi.

    İş çevreleri, tüm endüstrinin yüz milyonlarca Avro zarar göreceği tahmininde bulunuyor. Zarar gören işletmeler, Litvanya hükümetinin yanlışlarından geri dönmesini istiyor.

    Bu Litvanya hükümetinin Taiwan’la ilgili yaptığı bir hatanın doğurduğu acı sonuç. Geçen Kasım ayında Litvanya hükümeti Taiwan makamlarının Litvanya’da sözde Taiwan Temsilciliği kurmasına izin verdi. Tek Çin ilkesine aykırı düşen ve Çin’in içişlerine müdahale anlamına gelen söz konusu karar ayrıca iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasına ilişkin bildirideki siyasi taahhütleri de hiçe saydı.

    Çin’in Dünya Ticaret Örgütü kurallarına göre karşılık vermesi, ulusal egemenliğini korumak yönünde atılan haklı bir adımdır. Litvanya hükümeti bu ihanetinin tüm sonuçlarına katlanmalı.

    Belli ki Litvanyalı siyasetçilerin, Çin karşıtı güçler için hizmet vermeye gönüllü olması, en son ülkesindeki yerli ve yabancı işletmelere zarar verecek. Reuters’in haberine göre, birkaç büyük ölçekli işletme, zararlarını azaltmak için, Litvanya’daki işlerinden vazgeçip, üretimlerini diğer ülkelere transfer etmeyi planlıyor. Bazı Alman işletmeleriyse Litvanya hükümetinden Çin’le ilişkileri normale döndürmesini istediklerini, yoksa Litvanya’dan çekileceklerini duyurdu.

    Baskı karşısında Litvanya hükümeti, ciddi zarar gören işletmelere yardım etmek amacıyla, 130 milyon avro tutarındaki kredi fonu tahsis edeceği iddiasında bulundu. Ancak bu, sadece Litvanya’nın mevcut baskıya karşı aldığı geçici bir tedbir. Litvanya, sorunun kaynağını görüp, işletmeler ve halkın taleplerine yanıt vermeli ve sorunu kökünden çözecek adımları atmalı.

    Baskı nedeniyle, Ocak’ta sözde “Taiwan Temsilciliği”nin kurulmasını hızlandıran kişilerden biri olarak, Litvanya Meclisi (Seimas) Dışişleri Komisyonu Başkanı Zygimantas Pavilionis istifa etmek zorunda kaldı. Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrielius Landsbergis de şu an istifa baskısıyla karşı karşıya.

    Litvanyalı siyasetçiler şu gerçeklerle yüzleşmeli: Çin’in birleşmeyi gerçekleştirme eğilimi engellenmez. Çin halkının ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünü savunma kararlığı, iradesi ve kapasitesinin eksik değerlendirilmemesi gerekir. ABD’den yana durarak Taiwan sorunuyla Çin’i engellemeye çalışan girişimler kesinlikle başarısızlığa uğrayacak.

    Litvanya gölge kabinesi, kısa süre önce bir açıklama yaparak, Taiwan’ı Çin toprağının bölünmez bir parçası olarak tanıdı ve hükümete derhal hatalarını düzeltme çağrısında bulundu. Durup dururken sorun çıkaran Litvanyalı siyasetçiler artık kendilerine gelmeli ve derhal bu yanlış yoldan dönerek, Çin’le ilişkileri somut eylemlerle düzeltmeli.

    [Devamını Oku]
    2022-01-24
  • ABD’deki ırk ayrımcılığı uzaydan bile görülebiliyor

    ABD’de her geçen gün ciddileşen ırksal yerleşim ayrımı sorunu, aynı zamanda ülkedeki ırkçılığın da en güçlü kanıtlarından biri.

    Çin’in resmî haber ajansı Xinhua’nın kısa süre önce uydu fotoğraflarından faydalanarak gerçekleştirdiği bir araştırmanın sonuçları, ABD’deki kentler ne kadar hızla gelişirse gelişsin, ırksal yerleşim ayrımının sürdüğünü gösterdi.

    ABD toplumundaki bir tümör olarak kabul edilen bu durum, ırkçılığa ve toplum içinde düşmanlığa yol açarken, siyahi vatandaşlar ile farklı ırk ve etnik kökenlerden vatandaşlar toplumun dışına itilmiş şekilde yaşıyorlar.

    (Philadelphia ve Washington D.C.)

    Xinhua’nın araştırmasında, ABD’nin başlıca büyük kentlerinin farklı bölgelerinde yaşayan ten rengi farklı vatandaşların oranı hesaplandı. Sonuçlar, başkent Washington D.C.'deki ırksal yerleşim ayırımının son derece ciddi ve tipik olduğunu ortaya koydu. Bir nehirle ikiye ayrılan kentte belirgin bir toplumsal ayrım gözleniyor. Aynı durum, New York, Detroit, Philadelphia ve New Orleans gibi büyük kentlerde de geçerli.

    Siyahi bir ABD’li yazar, “Amerikan rüyası aslında gerçeklere düşmandır” değerlendirmesinde bulunmuştu. Güzel konutlar, temiz mahalleler ve düz yollar eskiden beri ABD’lilerin gururu olarak kabul edilir. Ancak tüm dünyaya sunulan bu güzel tabloya farklı etnik kökenlere sahip vatandaşlar hiçbir zaman dâhil edilmedi. Siyahi ABD’lilerin kentlere göç ettikleri ilk dönemlerden bu yana, yerel yönetimler ve “beyaz” Amerikalılar siyahi vatandaşları dar ve küçük bölgelere itmek için yoğun çaba harcadı. Bu çabaların başlıca araçları olarak ise ırksal kısıtlamalara göre yapılan düzenlemeler, konutların siyasilere satılmasının yasaklanması kullanıldı.

    (Buffalo ve Detroit)

    Öte yandan, finans kuruluşları, kredi ve sigorta gibi açılardan da siyahi vatandaşlara ayrımcılık yapmayı sürdürüyor. “Beyaz” Amerikalıların yaşadığı bölgelere siyahi vatandaşların taşınması sonrası, bankaların ve sigorta kuruluşlarının şubelerinin bu bölgelerden çekilmesi sık görülen bir durum.

    Yerleşim konusundaki bu ayrım, mahallelerin faydalanabilecekleri kamu hizmetleri açısından da ciddi eşitsizliklere neden oluyor. Örneğin, “Beyaz” Amerikalılar ile farklı etnik kökene sahip vatandaşların yaşadığı bölgeler hastane sayısı açısından büyük farklılık gösteriyor.

    Eylül 2021’de görülen “Ida” kasırgası, ABD’de ciddi hasara yol açtı. New York’un Queens semtinde yer alan Güney Jamaika mahallesi, Ida kasırgası kaynaklı ölüm sayısı açısından kentin diğer mahalleleri arasında birinci sırada yer aldı. Mahallede sadece bir kamu hastanesi yer alırken, aynı yüzölçümüne sahip Upper East Side mahallesinde ise 7 hastane faaliyet gösteriyor. Bu örnek de COVID-19 salgınında farklı etnik kökenlere sahip vatandaşların niçin daha fazla zarar gördüklerini anlamak için yeterli.

    ( New Orleans ve New York)

    Uydu fotoğrafları, ten rengi farklılığın eğitim kaynaklarına erişim konusunda da ciddi bir eşitsizlik doğurduğunu gösterdi. “Beyaz” Amerikalıların öğrenci sayısının yüzde 70,3’ünü oluşturduğu bir ilkokul ile Afrika kökenlilerin öğrenci sayısının yüzde 63,1’ini oluşturduğu bir ilkokul arasında yapılan mukayese de bu farkı net bir şekilde ortaya koydu. İlk adı geçen okulun geniş yeşil alanlara, badminton ve beyzbol sahalarına sahip olduğu görülürken, diğer okulun ise sadece bir futbol sahasına sahip olması dikkatlerden kaçmıyor.

    New York Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doçent Dr. Patrick Sharkey, yazdığı kitapta, “Düşük gelirli Afrika kökenli Amerikalıların nesiller boyunca yoksul mahallelerde yaşama ihtimali, ‘beyaz’lardan çok daha fazla. Bu insanların toplumun üst tabakalarına geçiş ihtimali daha düşük.” ifadelerini kullandı.

    Hiç kuşkusuz, uydu fotoğrafları sadece “buzdağının görünen kısmını” oluşturuyor. ABD’de siyahiler başta olmak üzere azınlıklara yönelik sistematik ayrımcılık ve ırkçılığın kanıtı olan fotoğraflar, büyük kentlerdeki ayrımcılığın git gide arttığını ortaya koyuyor. ABD’li siyasetçilerin övündüğü “fırsat eşitliği”, sadece toplumun küçük bir kesimi için geçerli. ABD’deki demokrasi ve eşitlik de son derece sınırlı. Toplumun dört bir köşesine yayılmış durumda olan eşitsizliği uzaydan bile görmek mümkün. ABD tarzı demokrasinin gerçek yüzü bir kez daha gözler önüne serildi.

    [Devamını Oku]
    2022-01-24
  • Yorum: ABD’nin zorbalık girişimi bir kez daha doğrulandı

    ABD Adalet Bakanlığı 20 Ocak’ta Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (M.I.T) Çin asıllı profesör Chen Gang’a yönelik suçlamaları düşürdü.

    Reuters’te yer alan makalede bu olay ABD’nin sözde “Çin Girişimi”nin uğradığı yeni başarısızlık olarak değerlendirildi.

    ABD yönetimi, 2021 yılının Ocak ayında Prof. Chen’in hükümete bütçe başvurusu yaptığı sırada bir Çin üniversitesiyle arasındaki işbirliği ilişkisini gizlemekle suçlayarak tutukladı. MIT Rektörü Prof. Dr. Rafael Reif ise açıklama yaparak, Çin’in ortak üniversitesi ile arasındaki işbirliği ve para ilişkisinin Chen Gang’ın kişisel faaliyeti yerine MIT’nin resmi faaliyeti olduğunu vurguladı. Chen’in akademideki yüzlerce meslektaşı, Chen’e destek mektubuna imza attı. Olayın tırmanmasıyla ABD’nin uyguladığı sözde “Çin Girişimi” daha fazla protestoya neden oldu.

    ABD, Çin’e baskı yapmak üzere son yıllardır iki ülke arasında olağan beşeri, kültürel ve teknolojik temasları sürekli engellemeye çalışıyor. Bu vesileyle 2018 yılında ABD, “Çin Girişimi”ni başlattı. ABD yönetimi, “fikri mülkiyet hırsızlığı” ve “ekonomik casusluğu” önlemek bahanesiyle ülke genelindeki 94 bölgenin adalet birimlerinin Çin’e karşı yılda en az bir veya iki dava açması talimatını verdi.

    Asılsız suçlamadan dava açma talimatına kadar adaleti görmezden gelen saçma olayların, her zaman kendisini “demokratik ve hukuki” bir ülke tanımlayıp, bundan gurur duyan ABD’de meydana gelmesi, gerçekten inanılmaz. İşte minareyi çalan kılıfını hazırlıyor.

    Siyasi spekülasyon, gerçekleri saklayamaz. Alınan habere göre Chen Gang davası dahil olmak üzere ABD’de “Çin Girişimi” kapsamındaki 8 dava düşürüldü. Bu sadece ABD’nin adaleti kötüye kullanarak siyasi zorbalık yapmasının yüksek profilli bir doğrulaması değil aynı zamanda “Çin Girişimi”nin Çin karşıtı ABD güçlerinin Çin’i engellemeyi amaçlayan gülünç bir aletten ibaret olduğunu kanıtladı.

    [Devamını Oku]
    2022-01-22
  • Küresel ekonomik zorluklara karşı Davos’ta “Çin reçetesi”

    Davos olarak da bilinen Dünya Ekonomik Forumu'nun kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Klaus Schwab, “Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in forumda yaptığı konuşma uluslararası işbirliğini ilerletmek için kilometretaşı niteliğinde. Xi bize Çin ve dünyanın önümüzdeki bir kaç yıl içinde daha güzel bir geleceğe nasıl gideceğini gösterdi.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Xi Jinping dün video konferans yoluyla düzenlenen 2022 Dünya Ekonomik Forumu’na katıldı ve bir konuşma yaptı.

    Xi yeni yılın bu ilk diplomatik faaliyetinde, tarihin genel eğiliminden yola çıkarak, günümüz dünyasının karşı karşıya kaldığı sorunların göğüslenmesi konusunda 4 öneride bulundu ve 3 eylem planı ortay koydu.

    Xi böylece Çin’in küresel işbirliğinin ilerletilmesi konusundaki kararlılığını dünyaya net bir şekilde göstermiş oldu.

    Xi Davos Forumu’nda üçüncü kez Çin’in duruşunu açıklamış oldu. Xi daha önce 2017 ve 2021 yıllarında, ekonominin küreselleşmesinin doğru değerlendirilmesi, gerçek anlamda çok taraflılıkta ısrar edilmesi gibi konular üzerinde fikir ve önerilerini ortaya koymuştu. Xi’nin o konuşmaları bugün bile etkisini sürdürüyor.

    Günümüz dünyasında dev değişimler ve COVID-19 salgını birbirine girdi. Salgının üstesinden nasıl gelinecek? Salgın sonrasında dünya nasıl inşa edilecek? Bütün dünya, bu sorular için cevap arayışında.

    Xi, forumda yaptığı konuşmada, Çinlilerin tarihten bu yana biriktirdiği değerli deneyimleri paylaştı.

    Xi, salgının üstesinden gelmek için işbirliği yapılması, çeşitli riskler göğüslenerek, dünya ekonomisinin istikrarlı toparlanmasının hızlandırılması, kalkınma mesafeleri kapatılarak, küresel kalkınma davasının yeniden canlandırılması, Soğuk Savaş düşüncesinden vazgeçilip, bir arada barış içinde yaşama ve karşılıklı yarara dayalı ortak kazancın gerçekleştirilmesi olmak üzere dört öneri ileri sürdü.

    Çin, tutum beyan etmenin yanı sıra somut adımlar da atıyor. Salgınla mücadeleyi örnek verelim. Bazı Batılı ülkelerde uygulanan aşı milliyetçiliğinden farklı olarak Çin, 120’den fazla ülke ve uluslararası örgüte 2 milyar dozdan fazla aşı sağladı. Çin ayrıca Afrika ve ASEAN ülkelerine yüz milyonlarca doz ek aşı yardımı sağlayacağını açıkladı.

    Geride kalan bir yılda dünya ekonomisi zorluklara rağmen toparlanıyor. Ancak ekonominin gidişatında yine büyük belirsizlikler yaşanıyor. Dünya Bankası kısa süre önce 2022’de küresel ekonomi için büyüme tahminini yüzde 4,1’e düşürdü.

    Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping konuşmasında, bir kez daha ekonominin küreselleşme eğiliminin devam edilmesi ve gerçek anlamda çok taraflılığın izlenmesi gerektiği vurgusu yaptı.

    Taraflara küresel yönetişim sistemindeki reformları ilerletme, makro politikalardaki koordinasyonu güçlendirme çağrısında bulunan Xi, Çin’in tüm taraflarla birlikte küresel kalkınma çağrısının yerine getirilmesini sağlamaya hazır olduğunu vurguladı.

    Bazı güçlerin dünyada çatışmalar başlatmasına karşı Xi konuşmasında, ticarette korumacılığı ve tek taraflılığı uygulayan tarafların neticede kimseyi koruyamayacağını, sadece başkalarına değil kendisine de zarar vereceğinin altını çizdi.

    Cumhurbaşkanı Xi’nin konuşma yaptığı gün Çin ekonomisinin 2021 yıllık verileri açıklandı. Çin’in ekonomik hacmi 114,4 trilyon yuanı bulurken, Çin ekonomisinin dünya ekonomisine katkı oranı yüzde 25’e ulaştı.

    Xi konuşmasında Çin’in yüksek nitelikli kalkınma, reform ve dışa açılma ile ekolojik medeniyet inşasını kararlılıkla ilerleteceğini vurguladı. Bu açıklama, Çin’in dünya ekonomisinin büyümesinde öncü rol oynamaya, dünya ekonomisinin büyümesinde istikrarı korumaya devam edeceğini gösteriyor.

    Çin’in geleneksel yeni yılı yaklaşıyor. Yeni bir başlangıç noktasında Çin, kalkınma yolundaki zorlukların üstesinden gelerek dünyanın kalkınmasına güç katmaya devam edecek.

    [Devamını Oku]
    2022-01-18
  • Çin ekonomisi dünya ekonomisinin toparlanmasına sürekli öncülük ediyor

    Çin Ulusal İstatistik Bürosu’nun bugünkü verilerine göre, Çin ekonomisi devamlı ve istikrarlı bir şekilde toparlanıyor, beklenen başlıca hedefler tamamen gerçekleştirildi.

    Verilerde 2021’de Çin’in Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) 114,4 trilyon yuanı bulduğu ve önceki yıla göre yüzde 8,1 oranında büyüdüğü kaydedildi.

    Bu artış hızının dünyadaki başlıca ekonomilerin önünde olması, Çin ekonomisinin dev dayanıklılığı ve dinamizmini gösterdi.

    Çin ekonomisinin devamlı ve istikrarlı bir şekilde toparlanması, esas olarak iç talebin sürekli bir şekilde artırılması sayesindedir. İç talebin ekonomik büyümeye katkı oranı yüzde 79,1’i bulması, büyük (mega) Çin pazarının avantajını yeterince yansıttı.

    Bununla birlikte, yerli ve uluslararası sirkülasyonun birbirini teşvik etmesi de Çin ekonomisinin devamlı toparlanmasına yardımcı oldu. İç talebin artırışı ithalatı teşvik ederken, dış talebin geliştirilmesi ise ihracatı hızlandırdı.

    2021 yılında Çin’deki mal ithalat ve ihracatı bir önceki yıla oranla ayrı ayrı yüzde 21,5 ve yüzde 21,2 büyüdü.

    İç ve dış taleplerin birbirini tamamlaması, Çin ekonomisine daha fazla canlılık getirdi.

    Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak, Çin ekonomisinin devamlı toparlanması, dev yayılma etkisi yaratttı. Bu da küresel ekonomiye sadece güveni ve kesinliği değil, daha önemli olarak fırsat ve kazanımları sağladı.

    Ulusal İstatistik Bürosu’nun verilerine göre, 2021 yılında Çin ekonomisinin dünya ekonomik büyümesine katkı oranının yüzde 25’e ulaşması bekleniyor.

    Söz edilmesine değer bir şey olarak, “Çin imalatı” küresel salgınla mücadele için güçlü bir savunma hattı oluşturarak dünyaya, özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomik toparlanmasına önemli destek sağladı. 

    2021 yıl sonu itibarıyla, Çin, uluslararası topluma 372 milyar maske, 4,2 milyar koruyucu giysi, 8,4 milyar test kiti sağladı. Ayrıca Çin 120’den fazla ülke ve uluslararası örgüte 2 milyardan fazla doz COVID-19 aşısı sağlayarak yurt dışına en fazla aşı sağlayan ülke oldu.

    Günümüzde Çin’in hâlâ karmaşık ve ciddi bir ekonomik ortamla karşı karşıya olmasına karşın, ülkede ekonominin uzun vadeli olarak iyileşme eğilimi değişmedi.

    [Devamını Oku]
    2022-01-17
  • Çin’in dış ticaretinin çarpıcı performansının sırrı

    Çin Genel Gümrük İdaresi’nden dün verilen bilgiye göre, 2021 yılında Çin’in dış ticaret hacmi 6 trilyon 50 milyar dolara ulaşarak tarihin en yüksek seviyesine çıktı.

    Dış ticaret, sadece bir yıl içinde önce 5 trilyon dolar seviyesini, sonra 6 trilyon doları aşarken, Çin’in dünyanın en büyük ticaret ülkesi konumu daha da güçlendi.

    Peki, türlü meydan okumaya rağmen Çin’in dış ticaretinin art arda büyük başarılara imza atmasının ardında yatan sır ne?

    İlk olarak, Çin hem COVID-19 salgınıyla mücadelede hem de ekonomik toparlanmada dünyaya öncülük etti. Özellikle üretim ve tüketimdeki yükseliş, dış ticaretin istikrarlı büyümesine destek sağladı.

    Çin ekonomisi, geride kalan iki yıldan uzun sürede salgının getirdiği baskıları etkin şekilde ortadan kaldırdı, direncinin büyüklüğünü gösterdi ve uzun vadeli kalkınma zemininin değişmediğini kanıtladı.

    2021 yılının ilk 3 çeyreğinde, Çin’in gayrisafi yurt içi hasılası, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9,8 artarak 82 trilyon 313 milyar 100 milyon yuana ulaştı.

    Çin’de makroekonominin sürekli iyi yönde ilerlemesi, gerek tedarik gerek ise talep için güçlü bir destek sağladı. Tüketiciler harcama konusunda cesaretlenirken, işletmelerin üretim hevesleri de yükseldi.

    Genel Gümrük İdaresi’nin verileri, 2021 yılında Çin’de ara malların ithalatında yüzde 24,9, ihracatında ise yüzde 28,6 artış görüldüğünü ortaya koydu. Tüketici ürünleri ithalatı ise yüzde 9,9 yükseldi.

    Buna paralel olarak, küresel ekonominin canlanma eğilimi de dış taleplerdeki artışı beraberinde getiriyor. Bu gelişmeler, Çin’in dış ticaretinin gelişmesine güç katıyor. Vurgulanması gereken bir başka nokta da Çin’in tıbbi donanım ve ilaç ihracatının yüzde 101,2 artması. Bu durum, salgına karşı verilen küresel mücadeleye güç kattı.

    Çin’in daha yüksek bir seviyeye taşınan dış ticareti, küresel sanayi ve tedarik zincirlerinin korunması için de giderek daha büyük önem taşıyor.

    2021 yılında, Çin’in başlıca ticaret ortaklarıyla gerçekleştirdiği ticaret istikrarlı şekilde arttı. Çin’in Kuşak ve Yol güzergâhındaki ülkelerle yaptığı ticarette önceki yıla göre yüzde 23,6 artış görüldü.

    Salgın döneminde Çin’in dış ticaretindeki artış, gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin canlanmasına yardımcı olacağı gibi, küresel ekonominin dengeli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde gelişmesini sağlayacak.

    ASEAN üyesi 6 ülke, Çin, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya arasında imzalanan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) Anlaşması’nın 1 Ocak 2022 itibarıyla yürürlüğe girmesiyle dünyadaki en büyük serbest ticaret bölgesi resmen kurulmuş oldu. RCEP, bölge ülkelerinin ticaret ve yatırımlarını geliştirmesine büyük kolaylık sağlayacak.

    Kanada merkezli yatırım bankası TD Securities, Çin’in ithalat ve ihracat hacminin artmaya devam edeceği tahmininde bulundu.

    COVID-19 salgını 2022 yılında da dünya genelinde yayılmaya devam ederken, uluslararası ticaret ortamı belirsizliklerle karşı karşıya olmayı sürdürecek. Bu durum, Çin’in dış ticareti için de büyük riskler teşkil etse de istikrarlı şekilde gelişen Çin ekonomisi, dış ticaretin gelişmesine de büyük destek sağlayacak. Dolayısıyla Çin ekonomisi, küresel ticaretin gelişmesine ve dünya ekonomisinin canlanmasına daha büyük katkı yapacak.      

    [Devamını Oku]
    2022-01-15
  • Guantanamo Hapishanesi, “Amerikan tarzı insan hakları”nın büyük ironisidir

    "ABD yönetiminin hukuk üstünlüğünde verdiği taahhütlerine düşen leke", "insanlık tarihinin en karanlık sayfası”... gibi söylemler ABD’nin Guantanamo Hapishanesi'nin kuruluşunun 20. yıl dönümü yaklaşırken, uluslararası toplumdan yükselen eleştiriler olarak sürekli kulağımıza geliyor.

    “Karanlık Zindan” olarak görülen Guantanamo Hapishanesi, kurulduğu günden beri de insan hakları ihlaliyle özdeşleşti. 20 yıl geçti, ABD tutuklulara işkence uygulamaya son vermedi, daha kötüsü de bu “Karanlık Zindan” ağını tüm dünyaya yaygınlaştırdı.

    La Agencia EFE’de yer alan makalede belirtildiği gibi, Washington’un davranışı uluslararası insan hakları sistemine zarar verdi.

    11 Ocak 2002'de ABD ordusu, "11 Eylül" olayından sonra yakalanan terör şüphelilerini gözaltında tutmak üzere Küba'nın Guantanamo Körfezi'ndeki ABD deniz üssünde bir hapishane kurdu.

    ABD, 20 yıldır Guantanamo Hapishanesi'nde kimlerin tutulduğunu, hangi işkence yöntemlerinin kullanıldığını ve ne kadar tutuklu kaldıklarını açıklamadı.

    Ancak güneş balçıkla sıvanmaz. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Son 20 yılda Guantanamo Hapishanesi’ndeki işkence skandalı düzenli olarak medya tarafından teşhir edildi ve uluslararası toplum tarafından kınandı.

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan bağımsız uzmanlardan oluşan bir ekip, kısa süre önce yayımladığı bildiride, ABD'nin yargılama yapmadan keyfi gözaltı ve işkence veya kötü muamele uygulamasına ilişkin davranışı kınadı.

    Dünyanın pek çok yerinde “Karanlık Zindan”lar var

    Guantanamo buzdağının sadece görünen kısmı. 2005 yılında Washington Post’ta CIA'in Tayland ve Afganistan gibi Asya ülkeleri ve birkaç Doğu Avrupa ülkesinde gizli hapishane ağları kurduğu ifşa edilmişti.

    Son 20 yılda, ABD'nin "Karanlık Zindan"larında insan haklarının iyileştirilmesinde en ufak bir ilerleme görülmedi, aksine ABD'nin bazı ülkelerle işbirliği yaparak, insanlığı ayaklar altına aldığı daha fazla "Karanlık Zindan" kurduğu görüldü.

    Bu "Karanlık Zindan"lar, hukukun üstünlüğünü çiğneyen ve insan haklarını ihlal eden ABD'nin klasik sembolleri haline geldi. Bunlar, Amerikalı politikacılar tarafından reklamı yapılan "insan hakları"na karşı büyük bir ironi oluşturup "Amerikan tarzı insan hakları”nın ikiyüzlülüğünü ve çirkinliğini ortaya koyuyor.

    İnsan haklarının korunması bir slogan değil, bir eylemdir

    Uluslararası toplumdan art arda gelen eleştiri ve kınama dalgaları karşısında ABD, kendi hataları üzerinde düşünüp Guantanamo Hapishanesi’ni ve tüm dünyadaki gizli hapishaneleri derhal kapatmalı, kapsamlı bir soruşturma ve hesap verebilirliği yürütmelidir.

    ABD'nin dünya insan hakları tarihinde kaleme aldığı bu "ahlaksız insan hakları ihlallerinin çirkin sayfası"na artık bir son verilmelidir.

    [Devamını Oku]
    2022-01-14
  • ABD’nin Asya stratejisi çıkmaza girdi

    ABD’nin Dış Politika dergisinde “ABD’nin Asya Stratejisi Çıkmaza Girdi” başlıklı bir makale yayınlandı.

    Makalede, ABD’nin mevcut Asya politikasının, Donald Trump'ın askeri öncelikli Asya politikası ile Barack Obama’nın “Asya’ya dönüş” politikasının yeniden bir birleşimi olduğu belirtildi. ABD’nin dikkatini ve etkisini yanlış bir şekilde dağıttığına işaret edildi.

    Aslında savunma politikası değil, yalnızca ekonomi politikası Asya ülkelerinin politikacılarını ilgilendiren kalkınma, pandemi sonrası toparlanma ve iklim değişikliği gibi birbiriyle bağlantılı konuları çözebilecektir.

    Makalede, Washington’un devlet yönetiminde ekonomiye öncelik vermesi ve füze düşüncesini terk etmesi gerektiği kaydedildi. Bu durum değişmezse, ABD’nin artan savunma harcamaları, nükleer modernizasyon ve füzelerin yayılması dahil olmak üzere yanlış eğilimi sürdüreceği ve bu eğilimin Asya bölgesini bir barut fıçısına dönüştüreceği dile getirildi.

    Bunun dışında, Washington’un Asya’ya yönelik bir ekonomi politikasına ihtiyaç duyduğuna ancak bu politikanın sadece soyut Amerikan çıkarlarını korumak yerine bölgeye somut faydalar getirmesi gerektiğine dikkat çekildi.

    ABD kendisinin sınırlarını kabul etmelidir. ABD, Asya’da ekonomik egemen bir güç değildir. Bütün sorunlar sadece ABD’nin kendi gücüyle çözülemez. Şu an ABD artık Soğuk Savaş’ın sonunda sahip olduğu üstünlüğe sahip değildir. Eğer ABD halâ inat ederse, yıkıma uğrayacaktır.

    [Devamını Oku]
    2022-01-13