Ana Sayfa > Yorum
  • Çin’in aşı çabaları bu konudaki yalanları çürüttü

    Liang Xinwen, CRI Haber Merkezi

    Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi dün, Beijing'de süren 13. Ulusal Halk Meclisi’nin yıllık toplantısı kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuştu. Wang, “İster Çin aşısı, ister başka bir aşı olsun, güvenilir olduğu sürece bu aşılar iyi aşılardır. Yetkin bütün ülkeler, aşıların tüm dünya halklarına eriştirilmesini ve tüm halklarca satın alınabilmesini sağlamak için ellerinden geleni yapmalı.” diye konuştu.

    Çin’in aşıları küresel bir kamu ürünü olarak sağlama taahhüdüne uyan bu açıklama, sorumlu bir ülkenin çabalarını ve üzerine düşeni üstlenme cesaretini yansıtıyor.

    Aşıların küresel kamu ürünü niteliğini kabul eden, aşı alanındaki uluslararası işbirliğine aktif olarak katılan ve aşıların adil şekilde dağıtılması için çaba harcayan Çin, COVID-19 aşılarıyla ilgili çalışmalarını da yoğunlaştırıyor.

    Çin tarafından üretilen 17 aşının klinik testlere başlaması, Çin aşılarına 60’tan fazla ülkede kullanım onayı verilmesi, acil ihtiyaç sahibi 69 gelişen ülkeye aşı bağışlanması, 43 ülkeye aşı ihraç edilmesi, barış koruma personeli ile Olimpiyat Oyunları’na katılan sporculara aşı temin edilmesi gibi adımlarla Çin, dünyaya bu konudaki taahhütlerini somut hareketlerle yerine getirdiğini gösteriyor.

    Daha da önemlisi, Çin’in aşı ihracatı veya bağışı, ne jeopolitik hedefe ulaşmayı amaçlıyor, ne de herhangi bir siyasi şart taşıyor. Bu bağlamda, Çin’in temin ettiği aşılar gelişen ülkeler için bir can simidi olarak değerlendiriliyor.

    Çin’in söz konusu girişimleri, bazı gelişmiş ülkelerin aşı stoklayarak “bağışıklık uçurumu” yaratma eylemlerinin ne kadar uygunsuz olduğunu ortaya koydu ve siyasi amaçla Çin’in aşılarını karalamayı hedefleyen yalanları da çürüttü.

    Fakat, Çin gibi az sayıda ülkenin çabası salgının üstesinden gelinebilmesi için yeterli değil. Salgının küresel çapta kontrol altına alınması için bütün kabiliyetli ülkelerin ihtiyaç duyan ülkelere, özellikle de gelişen ülkelere aşı yardımı sağlaması gerekiyor.

    [Devamını Oku]
    2021-03-08
  • Yalanlar, Xinjiang’ın insan hakları başarısının üstünü örtemez

    Son aylarda başta ABD olmak üzere bazı Batılı ülkeler, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi hakkında asılsız iddialar ileri sürerek, insan hakları bahanesiyle Çin’e siyasi baskı uygulamaya çalışıyor. Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi dün Çin meclisinin yıllık toplantıları sırasında düzenlediği basın toplantısında bu iddialara net ve kararlı bir karşılık verdi. Wang Yi, “Xinjiang’da soykırım iddiası tümüyle asılsızdır. Bu iddiayla, Çin’i karalamayı amaçlıyorlar.”diye konuştu.

    Dışişleri Bakanı Wang Yi, ünlü Fransız yazar Maxime Vivas’ın “Uygurlarla ilgili sahte haberlere son vermek” adlı kitabına da atıfta bulundu. Vivas kitabında “Xinjiang’a hiç gelmeyen insanlar, sahte haberler uydurdular, yalanlar üstüne yalanlar kurdular.” diye yazdı.  

    Nitekim sahte haberler yaratarak siyasi şov yapmak, Çin karşıtı Batılı güçlerin Çin’in Xinjiang politikalarını başlıca karalama yöntemi. İdeolojik önyargılarla hareket edip Xinjiang bahanesiyle Çin’in kalkınmasını kısıtlama amacı güden bu güçler,  Xinjiang’daki gerçekleri göz ardı ederek, “soykırım”, “zorunlu çalıştırma” ve “toplama kampı” gibi bir dizi yalan uydurdu.

    Vivas’ın adı geçen kitabının yanı sıra, ABD’de faaliyet gösteren bağımsız haber sitesi The Grey Zone da yaptığı araştırmalarda gerçekleri güvenilir delillerle ortaya koyup Xinjiang hakkındaki bir dizi yalan haberi çürüttü. Grey Zone sitesinin editörlerinden Max Blumenthal Çin Medya Grubu’na verdiği demeçte, Çin karşıtı sözde akademisyen Adrian Zenz’in yayımladığı araştırmaların sonuçlarının kolayca püskürtülebilen yalanlar ve asılsız iddialar olduğunu savundu.

    Adrian Zenz’in ileri sürdüğü yalanların en tüyler ürpertici olanı da hiç kuşkusuz “etnik soykırım”dır. Ancak gerçekler durumun tam aksi olduğunu kanıtlıyor. Örneğin, geçen 40 yıl içinde Xinjiang’da yaşayan Uygur nüfus katlandı, sadece 2010-2018 döneminde Uygur nüfusu yüzde 25 oranında arttı. Bu sayı Xinjiang’da yaşayan Hanların nüfus artış hızına kıyasla 12 kat fazla. Dünyada böyle bir “soykırım” nerede görülmüş? Çin bu gerçeklerle kendisini karalamaya çalışan tüm güçlerin girişimlerini boşa çıkarmaktadır.

    ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler, önce tarihte veya yakın geçmişte işledikleri insanlık suçlarını hatırlayıp, bunlardan ders almalıdır. Soykırım denince akla ilk gelen 16. yüzyılda Kuzey Amerika’da Kızılderililer’e, 19. yüzyılda Afrika’da siyahilere ve 20. yüzyılda Yahudilere yapılan soykırımlardır. Avustralya kıtasının yerlileri de hâlâ kendi haklarını korumak için çetin bir mücadele vermektedir.

    Xinjiang’da insan hakları durumunun iyi olup olmadığı konusunda orada yaşayan halkın yaşamı bir ayna niteliğindedir. 2014-2019 döneminde Xinjiang’ın kentsel kesimlerinde kişi başına düşen yıllık gelir ortalama yüzde 8,6’lık artış oranıyla 23 bin 200 yuandan 34 bin 700 yuana yükseldi. Xinjiang’da yaşayan çeşitli etnik gruplara mensup vatandaşların farklı alanları kapsayan insan hakları etkin şekilde korunmakta. Devam eden BM İnsan Hakları Konseyi’nin 46. Toplantısı’nda birçok ülkenin temsilcisi Çin’i desteklediğini ifade ediyor. Toplantı kapsamında video konferans yoluyla düzenlenen bir oturumda katılımcılar, Xinjiang’da yürütülen istihdam politikalarının Çin’in hukuk kurallarına ve uluslararası emek ve insan hakları standartlarına uyduğu, Xinjiang’daki azınlıkların yaşama ve gelişme haklarının etkin şekilde korunduğu ve toplumsal adaletin ilerletildiği görüşünü paylaşıyor.

    Xinjiang’ı daha önce ziyaret etmiş olan Zimbabve Hükümet Sözcüsü Monica Mutsvangwa, kısa süre önce basına verdiği demeçte, Çin’in Xinjiang’da barış ve refahı korumak için yoğun çaba harcadığına dikkat çekerek, bir avuç Batılı ülkenin insan hakları bahanesiyle Çin’in iç işlerine karışmaya çalıştığını belirtiyor.

    Gerçekler bazı Batılı ülkelerin iddiaları ve yalanlarının, uluslararası toplumu kandıramadığını ispatlıyor. Xinjiang’ın kapısı her daim herkese açıktır. Çin, önyargılarından arınmış yabancı şahsiyetleri Xinjiang’a davet ediyor. Duyulana değil görülene inanılmalı. Xinjiang’a ilişkin tüm yalan haberler eninde sonunda boşa çıkacaktır.       

    [Devamını Oku]
    2021-03-08
  • Vatanseverlerin Hong Kong’u yönetmesi seçim sisteminin iyileştirilmesinin kritik bir unsurudur

    Başkent Beijing’de dün başlayan 13. Çin Ulusal Halk Meclisi (ÇUHM) 4. Toplantısı’nın başlıca gündem maddeleri arasında, ÇUHM Hong Kong Özel İdari Bölgesi (SAR) Seçim Sistemini İyileştirme Karar Taslağı yer alıyor.

    Karar taslağı, Çin’in en yüksek yasama organı olan ÇUHM’nin SAR seçim sistemini iyileştirmek için açıkladığı temel ilke ve genel düşüncedir.

    Vatanseverlerin Hong Kong’u yönetmesi, Hong Kong’un uzun vadeli istikrarını sağlamanın anahtarıdır.

    Karar taslağında SAR seçim sistemini iyileştirmek için beş temel ilke ortaya koyuldu:

    Bir Ülke İki Sistem, Hong Kongluların Hong Kong’u yönetmesi ve yüksek derecede özerklik politikaları uygulanmalı;

    ulusal egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarları korunmalı;

    hukukun üstünlüğü izlenmeli;

    Hong Kong’un gerçek koşullarına uyulmalı;

    SAR yönetiminin yönetişim verimliliği artırılmalıdır.

    Bu ilkeler, Tek Ülke ilkesine bağlılık ve İki Sistem’e saygı arasındaki farklılık birleştirerek, hem merkezi hükümetin Hong Kong genel yönetimini korumakta hem de SAR tarafından sahip olunan özerkliliği yerine getirmektedir.

    Bunun yanı sıra, bu temel ilkeler Çin karşıtları ve Hong Kong’u kaosa sürükleyenler ve yurtdışı Çin karşıtı güçlerin ajanlarının şehrin yönetim yapısına girmesini engellemekte ve Hong Kong’da kalıcı ikamet edenlerin seçme ve seçilme hakkını tam korumaktadır.

    İdari Amir Carrie Lam aynı gün yaptığı açıklamada, söz konusu beş temel ilkeyi desteklediklerini ve yerel mevzuat yoluyla tedbirleri mükemelleştireceklerini ifade etti.

    Bunu yanı sıra, Hong Kong toplumunun her kesimi vatanseverlerin Hong Kong’u yönetmesini garanti altına alan kurumsal düzenlemeye destek verdiklerini açıkladı.

    Karar taslağı ayrıca SAR seçim sisteminin genel düşüncesini iyileştirmektedir. Genel sistem tasarımında seçim komitesinin yeniden yapılandırılması ve yetkilerinin artırılmasına odaklanacak. Seçim komitesi idari amirin dışında Yasama Konseyi üyelerinin büyük bir bölümünü seçmekten ve Yasama Konseyi üyeleri için tüm aday gösterilmesine doğrudan katılmaktan sorumlu olacak.

    Hong Kong’un seçim sisteminin çekirdeği olan seçim komitesi Hong Kong toplumunun tüm kesimlerini ve sınıflarını temsil etmektedir. Söz konusu karar taslağı, Hong Kong toplumunun dengeli ve düzenli bir şekilde siyasi katılımını genişletecek ve Hong Kong’un gerçek koşullarına uyan bir demokratik siyasi sistemin gelişmesini sağlayacaktır.

    Hong Kong’un seçim sisteminin iyileştirilmesi, Çin Anayasası ve Hong Kong Temel Yasası uyarınca Hong Kong’un Çin’in yerel bir idari bölgesi olarak konumlanmasına dayanmaktatır. Yeni düzenleme, Hong Kong’un gerçek koşullarına uyarak, Çin’in ulusal güvenliği ve Hong Kong’un uzun vadeli refahını korumayı amaçlamaktadır.

    [Devamını Oku]
    2021-03-06
  • Çin’in büyüme hedefleri, belirsizliklerle dolu küresel ekonomiye güven veriyor

    13. Çin Ulusal Halk Meclisi (ÇUHM) 4. Toplantısı, bugün başkent Beijing’de başladı. Toplantıda yayınlanan Hükümet Çalışma Raporu’nda 2021 yılına dair çalışmalar ve 14. Beş Yıllık Plan dönemindeki görevler gibi konular ele alındı.

    Çalışma raporu hem mevcut duruma dayanmakta hem de uzun vadeli bir perspektife sahiptir.

    Çin’in ekonomik kalkınmasının makul bir büyümenin peşinde koşmasının yanı sıra kalitenin yükselişine de önem verildiğine dikkat çekildi.

    Çin’in 2021 yılı için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) büyüme hedefi yüzde 6’nın üstü olarak belirlendi.

    Bu hedef, Çin’in ekonomik kalkınmasının karşı karşıya bulunduğu iç ve dış durumları göz önünde bulundurarak, ekonomik operasyonun gerçek durumuna uyuyor ve istikrara önem veriyor.

    Bunun yanı sıra, Çin’in ekonomik büyüme hızı kapsamlı bir göstergedir. Bu, ekonomik operasyonların makul bir aralıkta sürdürülmesi gerekliliğini yansıtır ve yüksek kaliteli gelişmeye yardımcı olur.

    Uluslararası danışmanlık firması A.T. Kearney’in küresel ortağı Wang Yu, küresel aşıların dağıtımı ve aşılama çalışmasının başlatılmasıyla birlikte dünyanın 2021-2022 yıllarında ekonomik ve ticari bağları kademeli olarak güçlendireceğini belirtti.

    Wang Yu, Çin’in salgının kısa vadeli getirdiği etkilere veda etmesi ve orta ve uzun vadeli hedeflerin gerçekleştirilmesine geri dönmesi gerektiğini, yüzde 6 büyüme hedefinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

    Öte yandan Çin’in yüksek kaliteli kalkınmayı teşvik etmesi de çalışma raporunda yer alıyor.

    Örneğin, kritik alanlardaki reformun derinleştirilmesi, reel ekonominin kaliteli gelişimini yürütmek için inovasyona başvurulması, iç talebin artırılmasına dayalı stratejik temele bağlı kalınması, yüksek düzeyde dışa açılmanın uygulanması, yabancı ticaret ve yatırımın kaliteli büyümesinin desteklenmesi, kirliliğin önlenmesi ve ekolojik inşanın güçlendirilmesi vs.

    Dünya için Çin daha kapsamlı, geniş ve derin dışa açılma vaat ediyor. Çin, uluslararsı ekonomik işbirliğine daha aktif bir şekilde katılarak, Çin piyasasını daha iyi bir dünya piyasası haline getirecek ve dünyanın daha fazla Çin fırsatını paylamasını sağlayacak.

    Bu yılın Ocak ve Şubat aylarında ihracat dahil olmak üzere birçok veri, Çin ekonomisinin geçen yılın dördüncü çeyreğindeki büyüme eğilimini sürdürdüğünü gösterdi. Bu, Çinli şirketlerin değişikliklere uyum sağlama konusunda güçlü bir kabiliyete sahip olduğunu yansıttı. Çin’in bu yılki yüzde 6 üstü büyüme hedefine ulaşmak için uygun koşulları mevcut.

    2020’de Çin’in ekonomik tutarı 100 trilyon RMB’yi aştı ve bu sayı dünya ekonomisinin yüzde 17’sinden fazlasını oluşturacağı tahmin ediliyor.

    14. Beş Yıllık Plan’ın başlangıç yılı olan 2021’de, Çin ekonomik operasyonların istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini koruyarak, yüksek kaliteli kalkınmaya odaklanacak ve belirsizliklerle dolu küresel ekonomiye devamlı olarak istikrar ve güven sunacak.

    [Devamını Oku]
    2021-03-05
  • Hong Kong Özel İdari Bölgesi Seçim Sistemi’nde düzenleme yapılmalı

    Xu Yanqing, CRI Haber Merkezi

    Başkent Beijing’de bugün başlayan 13. Çin Ulusal Halk Meclisi (ÇUHM) 4. Toplantısı’nın başlıca gündem maddeleri arasında, ÇUHM Hong Kong Özel İdari Bölgesi Seçim Sistemini İyileştirme Karar Taslağı yer alıyor.

    Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde halihazırda yürürlükte olan seçim sisteminde bazı eksiklikler mevcut. Sistemde, adayların vatansever olması konusunda bir güvence eksikliği bulunuyor. Dolayısıyla Çin karşıtı olan ve Hong Kong’da kaos yaratan, sözde Hong Kong bağımsızlığını hedefleyen radikal ve bölücü güçler, seçim sistemini manipüle ederek, özel idari bölge yönetimine dahil oldu. Bu çevreler, seçim platformu aracılığıyla sözde Hong Kong bağımsızlığı fikrini yaymaya ve yasama konseyinin işleyişini felç etmeye çalışıyorlar. Bu güçler ayrıca, geçmişte Hong Kong yönetiminin çok sayıda ekonomik ve sosyal tasarıyı ele almasını geciktirdi. Kısaca, bu kişiler Hong Kong’u Çin’in ulusal güvenliğinde bir risk noktası haline getirdiler.

    Hong Kong, Çin’e bağlı bir idari bölgedir; bu nedenle Hong Kong’un seçim sistemindeki düzenlemeler de merkezi hükümetin yönetiminde yapılmalıdır. Hong Kong’un seçim sistemi hakkında karar alma yetkisi ve sorumluluğu, Anayasa tarafından Çin’in en yüksek yetki organı ÇUHM’ye verilmiştir.

    Çin merkezi hükümeti, Hong Kong sakinlerinin görüşlerini toplamak için birçok kez seminer düzenleyerek, Hong Kong’un sanayi, ticaret, finans gibi çeşitli çevrelerinden isimlerin ve Hong Kong yönetiminden temsilcilerin görüşlerini dinledi. Bu çerçevede, “Hong Kong’un vatanseverler tarafından yönetilmesi” sisteminin oluşturulması konusunda fikir birliği sağlandı.

    Dünya çapında 190’dan fazla ülkenin çoğunluğunda memurlar, ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünü koruma ve Anayasa’ya sadık kalma yeminleri ediyorlar.

    Hong Kong’un anavatana dönmesinden bu yana Bir Ülke İki Sistem, Hong Kong’un Hong Konglular tarafından yönetilmesi ve yüksek düzeyde özerklik gibi ilkeler yerine getirildi. Hong Konglular, önceki döneme göre daha demokratik ve özgür yaşıyorlar. ÇUHM’un Hong Kong’daki seçim sisteminin düzenlenmesiyle ilgili kararı da Hong Kong’daki demokratik sistemin daha sağlıklı ve sorunsuz şekilde geliştirilmesi için bir güvence sağlamayı amaçlıyor.

    [Devamını Oku]
    2021-03-05
  • ABD ticaret yol haritasını yanlış sularda arıyor

    ABD Ticaret Temsilciliği Ofisi (USTR) 2021 Ticaret Gündemi Raporu ve 2020 Yıllık Raporu’nu açıkladı.

    Raporda ABD yönetiminin ticaret yol haritası çizildi ve 400’den fazla kez Çin’den bahsedildi.

    Yeni yönetimin, Beijing’in sözde haksız ticaret eylemleri ile başa çıkmak için mevcut tüm araçları kullanacabileceği iddia edildi.

    Bu ifadeler endişe verici. Salgının dünyayı vurduğu ve dünya ekonomisinin acil toparlanmaya ihtiyaç duyduğu bir zamanda, ABD’nin Çin’le yüzleşmeye neden olabilecek söz konusu ticaret yol haritasını açıklaması, karşılaştıkları sorunu ne kadar yanlış değerlendirdiklerini gösteriyor.

    Muhtemelen bu raporu hazırlayanlar, soya fasulyesi ve mısır ekimini artıran Amerikalı çiftçilerin görüşlerini almalılar. ABD Tarım Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, bu bahar Amerikalı çiftçiler soya fasulyesi ve mısır ekim alanını yüzde 5 oranında artırmayı planlıyor. ABD Tarım Bakanlığı baş ekonomisti Seth Meyer, bunun ticaretin geri dönüşü ve Çin’in güçlü talebinden faydalandığını ifade etti. Forbes dergisinde yer alan habere göre, tarım ürünleri dahil olmak üzere Çin’e artan ihracattan yararlanarak, 2020’de Çin Meksika’yı geçerek tekrar ABD’nin en büyük ticaret ortağı haline geldi.

    Bunun yanı sıra, Washington’daki karar vericiler, ABD Ticaret Odası ve Rhodium Grubu tarafından yayınlanan bir araştırma raporunu okumalıdır. Raporda, ABD’nin Çin ile yapılan tüm ticarette yüzde 25 gümrük tarifesini artırması halinde 2025 yılına kadar ABD’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yıllık 190 milyar ABD Doları kaybedeceği tahmin ediliyor.

    Rapora göre ayrıca, ABD Çin’deki doğrudan yatırımı yarı yarıya azaltırsa, Amerikalı yatırımcılar her yıl 25 milyar ABD Doları tutarında sermaye menfaatini kaybedecek. ABD Çin’den ayrışırsa Amerikan şirketler küresel rekabet güçlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.

    Çin ile ABD arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin iç içe olması, onlarca yıldır piyasa koşulları ve şirketlerin tercihlerinin ortak etkisinin bir sonucudur.

    Siyasi güçle zorla ekonomik koşulları değiştirmeye çalışmak, ABD’nin karşılaştığı sorunları çözmeyecek ve aynı zamanda küresel endüstriyel zincir ve tedarik zincirine yıkıcı zararlar verecektir.

    Ellbette mevcut durumda ABD Çin’le yeni bir ticaret yol haritasına ihtiyaç duyuyor. Ancak bunu yaparken, piyasa ekonomisi ve serbest ticaret kurallarına saygı gösterilmeli, anlaşmazlıklar kontrol edilmeli ve işbirliği güçlendirilmelidir.

    [Devamını Oku]
    2021-03-03
  • Yoksulluk sorununu aşan Xinjiang, Batılı ülkelerin “sahte ilgisini” istemiyor

    Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi yönetimi tarafından geçen yılın kasım ayında yapılan açıklamada, bölgedeki 32 az gelişmiş ilçede yaşayan 3 milyon 89 bin kişinin yoksulluktan kurtulduğu belirtildi. Xinjiang’ın tamamen yoksulluktan kurtulması hedefi gerçekleşti.

    Son yıllarda, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) liderliğindeki Xinjiang yönetiminin gerçekleştirdiği azimli çalışmalar, ülkenin eyalet düzeyindeki diğer 19 idari biriminin Xinjiang’a sağladığı büyük yardımlar söz konusu başarıyı getirdi.

    Bunun yanı sıra, yoksul köylerde görevli yetkililer de yoksullukla mücadele çalışmalarında büyük fedakârlıklara imza attı. Yoksul köylerde yaşayan farklı etnik gruplardan vatandaşlarla derin dostluk kuran yetkililer, yaşanan sıkıntıları en iyi şekilde kavrayarak bölge sakinlerine yardımcı oldu.

    Ancak, bazı Batılı ülkeler BM İnsan Hakları Konseyi’nin 46. oturumunda, Xinjiang’nın yoksullukla mücadelede kaydettiği başarıları hiçe sayarak, bölgedeki insan hakları koruma çalışmalarına mesnetsiz suçlamalar yöneltti.

    Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin merkezi Urumçi’de geçtiğimiz günlerde video konferans yoluyla düzenlenen tanıtım toplantısına farklı ülkelerden yaklaşık 300 konuk katılarak, Xinjiang’dan yöneticiler ile 10 sıradan vatandaşın konuşmalarını dinledi.

    Kaşgarlı Renagül Hudabay isimli bir Uygur kadın, Xinjiang’da kadınların doğum yapma haklarının korunması hakkında bilgiler verirken, Kızılsu Kırgız Özerk İli’nden Memetrehim Nesirdin kazancını artırmak için Zhejiang eyaletinde iş yaptığını açıkladı. Memeturayim Mamulla isimli bir Kırgız da yerel yönetimin yardımıyla az gelişmiş bir bölgeden daha gelişmiş bir bölgeye taşındığını ifade etti.

    Türkiye’den Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Rusya’daki Asya-Pasifik Araştırma Merkezi Başkanı Sergey Sanakoyev dâhil çok sayıda yabancı siyasetçi, yetkili ve aydın Çin’in yoksulluğu azaltma yöntemlerini takdirle değerlendirdi.

    1977'den bugüne kadar beş kez Xinjiang bölgesini ziyaret ettiğini, her gidişinde daha gelişmiş bir Xinjiang gördüğünü söyleyen Doğu Perinçek, Çin'in Xinjiang'da kaydettiği başarının, tüm dünyanın da yararlanacağı bir model oluşturduğunu belirtti.

    Perinçek konuşmasında, “Çin'in yükselişini hazmedemeyen Batı sözde soykırım gibi çeşitli yalanlarla Çin'i karalamaya çalışıyor. Ancak Xinjiang, nüfus artış hızı bakımından ülke genelinde ilk sıralarda yer alıyor. Bölgedeki insanlar, standart Çince ve hukuk dâhil çeşitli alanlarda eğitim görebiliyor. Bölgedeki insanların yaşam seviyesi yükseliyor.” ifadelerini kullandı.

    Sergey Sanakoyev, Xinjiang’da Uygurlara yönelik bir insan hakkı ihlali görmediğini, aksine bölgenin ekonomik ve kültürel açıdan kaydettiği gelişmeleri gördüğünü dile getirdi.

    Katılımcılar, insan haklarının geliştirilmesi konusunda mutabık kalırken, yaşama ve kalkınma hakkının en temel insan hakkı olduğuna işaret etti.

    Halkın üstünlüğü ilkesinin uygulanması gerektiğinin altını çizen katılımcılar, dünyada insan haklarının geliştirilmesinde tek bir model bulunmadığı, her ülkenin seçtiği farklı yollara saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Yabancı konuklar, ayrıca bazı Batılı ülkelerin insan haklarını siyasileştirmesine ve insan hakları bahanesiyle diğer ülkelerin iç işlerine karışmasına karşı çıktıklarını ifade etti.

    Nahan Natilla isimli bir yaşlı Uygur kadın da yaptığı açıklamada, “Xinjiang’da mutlu bir yaşam geçiriyorum. 40’tan fazla torunum var. Burada soykırım olduğunu söyleyen Pompeo gerçekten bir yalancı.” dedi.

    Xinjiang’daki insan hakları konusunda, en büyük söz hakkı Xinjianglıların. ÇKP, Xinjiang’daki vatandaşların sıkıntılarını çözmek için çaba gösterirken, ABD başta olmak üzere bazı Batılı ülkelerin Xinjiang’a gösterdiği sahte ilgiye kimse inanmıyor. Batılı siyasetçilerin attıkları iftiralara herkesin karnı tok.

    [Devamını Oku]
    2021-03-01
  • Çin’in yoksullukla mücadele mucizesinin sırrı

    Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping bugün Beijing’de yoksullukla mücadelede kapsamlı kafer kazandıklarını ilân etti. Xi, Çin’in yoksulluğu ortadan kaldırma misyonunu başarıyla tamamladığını, böylece insanlık için ulu bir mucize yarattığını kaydetti.

    Dünya geneline bakıldığında, Çin dışında bu kadar kısa süre içinde milyonlarca kişiyi yoksulluktan kurtarabilen başka ülkenin bulunmadığı göze çarpıyor. Çin geçen 8 yıl içinde yılda ortalama on milyon kişiyi yoksulluktan kurtardı. Bu başarı, diğer ülkelerde hayal bile edilemeyecek bir ilerleme niteliğinde. Analistler, Çin’in yoksullukla mücadele hızına hayran kaldıklarını belirtirek, Çin’in bu başarısının sırrını deşifre etmeye çalışıyor.

    Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping bugün yaptığı konuşmada, Çin’in sıra dışı yoksullukla mücadele sürecini hatırlatıp Çin’in bu alandaki çalışmalarını özetledi. Xi, Çin’in başarı sırrının Çin Komünist Partisi’nin liderliği, halk merkezli gelişme konsepti ve sosyalist sistemin avantajları olduğunu anlattı. Xi’nin açıklamaları dünya kamuoyunun yoğun ilgisini çekti.

    Dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesi olarak Çin’in yoksullukla mücadele çalışması, insan haklarını korumada kaydettiği gözle görülür ilerlemeyi yansıtırken, küresel yoksullukla mücadele sürecini de hızlandırdı. Rakamlara göre, Çin’in küresel yoksullukla mücadeleye sağladığı katkı oranı yüzde 70’i aştı ve BM 2030 Sürdürülebilir Gündemi’nde belirlenen hedeflere on yıl erken ulaşıldı.

    BM Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Çin Temsilcisi Matteo Marchisio basına verdiği demeçte, Çin’in uygulamalarının yoksulluğu ortadan kaldırmanın bir hayal olmadığını, tam anlamıyla gerçekleştirilebilecek bir misyon olduğunu kanıtladığını kaydetti. Çin’in deneyimlerinin, yoksullukla mücadelede nihai zafer kazanmanın bu çağda bile mümkün olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Marchisio, “Bu, Çin’in küresel yoksullukla mücadeleye yaptığı en değerli katkıdır.” diye konuştu.

    Nitekim Çin’in iktidar partisi ÇKP yoskullukla mücadele, halkın yaşamını iyileştirmek ve ortak refaha kavuşmak gibi çalışmaların sosyalizmin özü olduğunu vurgulayarak, bu nedenle yoksulluktan kurtulmanın bir bitiş noktası olmadığını, sadece yeni bir yaşam ve yeni mücadelenin başlangıcı olduğunu savundu.       

    [Devamını Oku]
    2021-02-25
  • Xinjiang’ın kapısı herkese açık

    Fransız yazar Maxime Vivas, en son yazdığı “The End of Uyghur Fake News” adlı kitabında, Xinjiang’daki deneyimelerini anlatarak bazı Batılı meyda organlarında çıkan yalanlara itiraz etti.

    Maxime Vivas, “Xinjiang’da çok sayıda Uygurla tanıştım ve çok sayıda cami gördüm. Okulda Çince ve Uygurca öğreten öğretmenler gördüm. Helal yemek yapan şefler gördüm. Xinjiang’da soykırım olduğuna dair söylentilerin yayıldığı Avrupa'da bu sahneleri hayal edemezsiniz. Ama bizzat Xinjiang’a gittiğinizde soykırımın burada kesinlikle olmadığını farkedeceksiniz" dedi.

    Xinjiang’a beş kez gitmiş olan emekli bir İngiliz polis memuru Jerry Gray de benzer duygulara sahip. Jerry Grey, “Batı meydasının anlattıklarındansa kendi gözümle gördüklerime inanmayı tercih ediyorum" dedi.

    22 Şubat’ta Xinjiang’ın merkezi Urumçi’de gerçekleştirilen "Çin Komünist Partisi'nin Hikayesi" başlıklı, Xinjiang’a odaklanan bir video konferansa katılanlar arasında, 80'den fazla ülkeden gelen 190'dan fazla siyasi parti veya kuruluştan 300 yetkili yer aldı. Onlardan birçoğu Xinjiang’da bulunmuştu ve toplantıda bizzat gördükleri Xinjiang’la ilgili gelişmelerini anlattılar. Toplantıda sergilenen veriler, resimler ve kısa videolar, Xinjiang’ın terörle mücadele, radikalleşmeyş giderme, yoksulluğun azaltılması ve ulusal birlik alanlarında elde ettiği başarıları yansıtıyor.

    Bununla birlikte, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, BM İnsan Hakları Konseyi 46. Oturumunda bir video konuşma yaparak, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde hiçbir zaman “soykırım”, “zorla çalıştırma” ve “dini baskı” olmadığını, Çin’in insan hakları bahanesiyle diğer ülkelerin içişlerine müdahale edilmesine karşı çıktığını vurguladı.

    Adı geçen toplantılardaki ifadeler, Xinjiang’ın iyi bir yer olduğunu, Batı medyasında yer alan Çin hakkındaki haberlerde çıkan Xinjiang’la ilgili şok edici ifadelerin tamamen kötü niyetli bir siyasi aldatmaca ve gerçeklere tamamen aykırı olduğunu tam anlamıyla gösteriyor

    BBC, New York Times ve CNN gibi prestijli Batılı basın kuruluşlarının Xinjiang hakkındaki haberlerine bakıldığında, köklü ideolojik önyargılardan dolayı, Batıdaki Çin karşıtı güçler gibi davranmaya istekli olduklarını görmek zor değil. Onlar, iddia ettikleri "nesnel" ve "adil" gazetecilik teorisi ve mesleki etiği geride bırakarak sahte haberler uydurarak uluslararası kamuoyunu kötü niyetli bir şekilde yönlendirmekteler.

    Geçen yılın Ağustos ayından beri, BBC’nin Xinjiang’la ilgili 40'tan fazla haberinden 30'u muhabirler tarafından imzalanmadı. Dahası, bu anonim raporlar çoğunlukla ikinci el bilgileri, kulaktan dolma bilgileri aktarır ve uydurur.

    Bu Batı medyası tarafından alıntılanan sözde kanıtlar son derece tek düzedir, neredeyse tamamı “Çin karşıtlığı uzmanı” Adrian Zenz’in şüpheli “araştırmalarından” kaynaklanıyor.

    ABD’den bağımsız bir haber sitesi olan Grayzone, Adrian Zenz’in Xinjiang’daki "soykırım" suçlamasıyla ilgili “araştırma raporunun” kötü niyetli saptırmalar içerdiğini ortaya çıkardı.

    2010'dan 2018'e kadar, Xinjiang 'da Uygur nüfusu yaklaşık 2,55 milyon artmıştır. Bu yüzde 25'lik bir artış anlamına gelir. Aynı dönemde tüm Xinjiang’daki nüfusun yüzde 13,99’luk artışı ve Han nüfusunun aynı dönemdeki yüzde 2'lik artışından çok daha yüksektir. Burada “soykırım” aramak boşuna bir çabadır.

    Yalanlar gerçeği örtbas edemez. Xinjiang’ın kapısı her zaman açıktır.

    Geçtiğimiz birkaç yıl içinde 100'den fazla ülkeden 1.200'den fazla diplomat, gazeteci ve din adamı Xinjiang’ı ziyaret etti. Daha fazla yabancı ziyaretçi bölgeyi yerinde gelip gördüğünde, Batılı medyanın kara propagandası tamamen su yüzüne çıkacaktır.

    [Devamını Oku]
    2021-02-25
  • İnsanlığın bütün trajedilerini neden dünyanın süper gücü yaşıyor?

    500 bin, ABD’nin Alexandria kentinin toplam nüfusu. Bu sayı, ABD ordusunun Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ile Vietnam Savaşı’ndaki toplam ölü sayısından daha fazla seviyede. Günümüzde ise bu rakam dün ABD’de COVID-19 kaynaklı ölümler olarak kayda geçti. ABD’nin önde gelen bulaşıcı hastalık uzmanı Anthony S. Fauci bunu “korkunç bir tarihi kilometre taşı” olarak nitelendirdi.

    76, bu yılın kış mevsiminde ABD’de fırtınaların neden olduğu ölüm sayısı. Texas eyaletindeki elektrik arızası nedeniyle COVID-19’u atlatan, ancak soğuktan donarak ölen insanların cesetleri kendi evlerinde, otomobillerinde ve evlerinin arka bahçelerinde bulundu. Aralarında çocuklar da vardı. New York Times gazesinde yer alan yorumda, “Soğuk ve keskin bir hançer, ABD’nin en çok gurur duyduğu en büyük fosil yakıt üretim üssünü derinden bıçakladı. Milyonlarca insan aydınlatması ve ısıtması olmayan yerlerde mahsur kaldı.” ifadeleri yer aldı.

    Bahsi geçen iki rakam, ABD vatandaşlarının, hem salgın hem de doğal afetler nedeniyle yaşadığı zorlukları ve acılı anları gösteriyor. İnsanlığın görebileceği bütün trajediler niçin dünyanın süper ülkesinde arka arkaya vuku buldu? Bu sorunun cevabını Amerikan siyasetçilerin afet yardım ve kurtarma çalışmalarıyla ilgili çabalarına bakınca görmek mümkün.

    Öncelikle siyasetçiler kendi çıkarlarını ön planda tutuyorlar. Bu, doğal felaketlerin trajediye dönüşmesinin en önemli nedeni. Nitekim Amerikan siyasetçiler, salgının başladığı dönemde durumu hafife alıp borsa çökmeden ellerindeki hisse senetlerini satmakla meşgulken salgını engelleme fırsatını kaçırdılar. Kar fırtınası geldiğinde ise Texas eyaletindeki Senatör Ted Cruz, aşırı soğuktan kaçmak için ailesiyle Meksika’da tatile gitti. Su ve elektrik kesintisi nedeniyle yerel hükümetten yardım isteyen vatandaşlara hitaben, dönemin Colorado Belediye Başkanı Tim Boyd “Güçlü olanlar hayatta kalabilir, zayıf olanların sonu ölümdür.” diye acımasız bir değerlendirmede bulundu.  

    Aslında, ABD’nin siyasi sistemindeki yanlışlar, ülkede trajedilerin sürekli meydana gelmesine sebep oluyor. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki çatışmalar son bir yılda zirveye ulaştı. Bir parti “evet” derken, diğeri kesinlikle “hayır” dedi. İki parti bütün konularda çatışmaya girdi, her konu siyasileştirildi.

    Geçen bir haftada Teksas eyaletinin merkezi Austin’de meydana gelen elektrik kesintisi üzücü bir olaya dönüştü. Austin kentinin zengin muhiti elektrik kesintisinden etkilenmedi, ancak yoksul kesimler karanlıkta kaldı. ABD’nin siyasi sistemi, zengin ve yoksul arasındaki uçurumun hepten açılmasına neden oldu. Teksaslılar, kendilerini “üçüncü dünya ülkelerinden gelen mülteciler” olarak nitelendirdi.

    Bugünlerde, ABD’deki siyasi kutuplaşma neredeyse tüm kamu politikalarını olumsuz etkiliyor. Güçler ayrılığı artık yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılması değil, birbirini reddetmesi anlamında algılanır oldu. Demokrasi, özgürlük ve insan haklarıyla ilgili sloganlar ABD’li vatandaşların yaşadığı zorluklar altında ezildi.

    ABD’li politikacılar vatandaşların yaşamı, güvenliği ve çıkarlarına önem vermezlerse, yönetimi egoları devralırsa, kahramanca sözleri havada kalacaktır.

    [Devamını Oku]
    2021-02-23