G77+Çin zirvesi: Çok kutuplu dünyaya tam yol

2023-09-19 15:12:49

Güney Afrika’daki BRICS Zirvesi ve ardından Küba’daki G77+Çin zirvesi dünyanın büyük çoğunluğu iş birliği, dayanışma ve uluslararası konulara eşit katılım taleplerini dile getirdiği platformlar oldu. Batı merkezli hegemonyacı ve eşitsiz küresel sistem çözülürken çok kutuplu dünyaya doğru hızla yol alınıyor.

Zira Havana’daki zirveye BM'ye üye 116 ülke, 12 kuruluş ve bin 300'den fazla kişi katıldı. “G77+Çin” zirvesinde 31 devlet ve hükümet başkanı, 12 devlet başkan yardımcısı ve çok sayıda diplomatik temsilci yer aldı. Küresel Güney ülkelerinin en önemli mekanizmalarından biri olan bu yılki G77+Çin Zirvesi, Küresel Güney'in çıkarlarının, endişelerinin ve hedeflerinin gözlemlenmesi için mükemmel platform olarak kabul ediliyor. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından zirveden önce yapılan açıklamada, zirvede gelişmekte olan ülkeler arasında daha fazla dayanışma, daha yakın iş birliği ve zorluklara ortak yanıt verilmesine katkı yapılması yönündeki beklenti dile getirilmişti.

 

ORTAK DEKLARASYON

 

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz Canel'in ev sahipliğinde düzenlenen ve çok sayıda devlet başkanını bir araya getiren “G77+Çin” zirvesi, yayımlanan ortak deklarasyonla sona erdi. Deklarasyonda mevcut uluslararası ekonomik düzenin yol açtığı zorluklara işaret edildi: 

“Uluslararası finansal yapıda kapsamlı reform yapılmasında ve küresel karar alma süreçlerinde gelişmekte olan ülkelerin temsilinin arttırılmasını sağlamalı ve iş birliğini geliştirmeliyiz. Küresel finansal sistemin zorluklarına karşı daha kapsayıcı ve koordineli yaklaşıma acil ihtiyaç olduğunun altını çiziyoruz.”

Gıda, beslenme, sağlık, su ve enerji alanlarında verimli teknolojilerin teşvik edilmesinin önemine vurgu yapılan deklarasyonda, “Yoksulluğun tüm boyutlarıyla kökünün kurutulması, aynı zamanda bilime, teknolojiye ve inovasyona daha fazla yatırım yapılması elzemdir.” denildi. Deklarasyonda, gelişmekte olan ülkelere yönelik tek taraflı yaptırımlar ve her türlü baskıcı ekonomik uygulamaların reddedildiği ifade edilerek, bu tarz faaliyetlerin acilen ortadan kaldırılması çağrısında bulunuldu. Siyasi izolasyon ve yaptırımların Birleşmiş Milletlerin (BM) şartında yer alan uluslararası hukuk ilkelerini “baltaladığına” işaret edilen deklarasyonda, “Bilim, teknoloji, ekonomik ve sosyal kalkınmanın önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini vurguluyoruz.” ifadesine yer verildi.

 

KÜBA LİDERİNİN KONUŞMASI

 

Güney ülkelerinde sağlık, gıda ve çevre araştırmalarına rağmen yatırımların sınırlı kaldığını belirten Küba devlet Başkanı Canel, “Covid-19 salgını süresince güneyin dışlanmasının maliyetini çarpıcı bir şekilde gördük. 100 kişi başına yalnızca 24 toz aşı düşerken, zengin ülkelerde bu neredeyse 150 doza denk geldi” dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres‘in verdiği bilgilere göre, salgın sırasında 772 milyon nüfusa sahip zengin G7, Uluslararası Para Fonu'ndan 280 milyar dolar eşdeğerinde bir para alırken, en az gelişmiş ülkeler ise, nüfus 1,1 milyardan 8 milyar doların biraz üzerinde tahsis edildi.

Canel, yeni bir dünya düzeninin ve finansal sistemin inşa edilmesi için G77+Çin zirvesinin önemine atıfta bulunarak, “G77+Çin, bugün 134 ülkeyi temsil ediyor, bu BM’yi oluşturan ülkelerin üçte ikisine denk geliyor, dünya nüfusunun yüzde 50’si ve GSYİH’nin yüzde 50’sini karşılıyoruz. Dayanışma ve iş birliğiyle iyi sonuçlar elde edebiliriz çünkü bizler daha fazlayız ve çeşitliyiz” diye konuştu. Kuzeyin her zaman dünyayı kendi çıkarına göre yönlendirdiğini kaydeden Canel, artık oyunun kurallarının değişmesi gerektiğini söyledi. Canel, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’e küresel kalkınmaya katkıları nedeniyle teşekkür ederek, ABD’nin ülkesine yönelik yıllardır süren ekonomik ve siyasi ablukasını da eleştirdi.

ÇIN’IN KATKISI

Çin’in uluslararası platformlarda aldığı tutum gelişmekte olan ülkelerin ağırlığını güçlendirdi. Çin'in önerdiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi (BRI), altyapı inşa etmek, ticareti ve yatırımı kolaylaştırmak, bilgi birikimini paylaşmak ve kültürel alışverişe katılmak yoluyla Güney ülkeleri olarak tanımlanan ülkelerden kolektif kaynakları ve siyasi iradeyi bir araya getirdi. Çin'i en ciddi stratejik rakibi olarak gören ABD ise Çin'in gelişmekte olan ülkeler arasındaki artan etkisinden tedirginlik duyarak savaş alanları yaratmaya girişti. Çin’in önerdiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne alternatifler oluşturma çabalarına girdi. Ancak Batı'nın böl-yönet siyaseti eninde sonunda başarısız olacak.  Dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesi olan Çin, Çin ve Güney ülkeleri, anti-emperyalist savaşlara ve Bandung Konferansı’na kadar uzanan aynı çıkarları, kaygıları ve kimlikleri paylaşıyor. Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in dediği gibi, "Gelişmekte olan bir ülke ve Küresel Güney'in bir üyesi olarak Çin, diğer gelişmekte olan ülkelerle aynı nefesi soluyor ve onlarla ortak bir gelecek peşinde koşuyor."

G77 ilk olarak 1964'te kuruldu ve o zamandan beri 130'dan fazla üyeye ulaştı. Mekanizma, güney ülkeleri arasında iş birliğinde ve diğer güçlerle ilişkilerde önemli bir konuma sahip. Uluslararası adaletin sağlanması ve gelişmekte olan ülkelerin ortak hak ve çıkarlarının korunmasında işlev görüyor. G77+Çin mekanizması, Küresel Güney ülkelerinin daha fazla dayanışma, daha yakın iş birliği ve ortak zorluklara ortak yanıt vermeleri için umut verici bir platform haline gelecektir.

(Kamil Erdoğdu)