Ana Sayfa > kültür
  • Çin'in insanlı denizaltısı okyanus seferinin ardından geri döndü

    Çin'in yeni derin deniz insanlı dalgıç denizaltısı Fendouzhe okyanus seferini tamamladıktan sonra Cumartesi günü sabah saatlerinde bilimsel araştırma gemisi Tansuo-1 ile birlikte güney Çin'in Hainan eyaletine geri döndü.

    Ana gemi görevi gören bilimsel araştırma gemisi Tansuo-1, Cumartesi sabahı 8:30'da Hainan eyaletinin Sanya kıyı kentine yanaşarak demirledi.

    Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping Cumartesi günü, insanlı denizaltı Fendouzhe'nin 10 bin metre derinliğe dalış denemesinin başarıyla tamamlanması ve limana geri dönüşünü tebrik etmek için bir mektup gönderdi.

    Aynı zamanda Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri ve Merkez Askeri Komisyonu Başkanı Xi Jinping, derin deniz ekipmanı geliştirme ve bilimsel çalışmalara kendini adamış bilim insanlarına en içten tebrik ve selamlarını sundu.

    Xi, insanlı denizaltı Fendouzhe'nin geliştirilmesinin ve deniz dalışı denemesinin Çin'in deniz yüksek teknolojisi alanındaki kapsamlı gücünü temsil ettiğini vurguladı.

    Fendouzhe, 10 Ekim'de başlayan keşif gezisinde, dünyanın batı Pasifik'teki en derin doğal hendeği olan Mariana Çukuru'nda sekizi 10 bin metre derinliği aşan 13 dalışı başarıyla tamamladı.

    İnsanlı denizaltı, 10 Kasım sabah 08:12'de 10.909 metre derinliğe dalarak yeni bir ulusal rekor kırdı.

    Bilim ve Teknoloji Bakanlığı'na göre keşif ekibi tayfun, yağmur ve yüksek sıcaklık gibi zorlukların üstesinden geldi, birden fazla test yaptı ve çok miktarda tortu, kaya ve deniz tabanı biyolojik örneği aldı.

    Sefer sırasında Fendouzhe denizaltısı ve derin deniz video iniş aracı Canghai'nin ortak operasyonu da gerçekleştirildi. Böylece denizin derin sularında çekilen video görüntüleri canlı yayınla ana gemiye sorunsuzca ulaştırıldı.

    Su basıncının atmosfer basıncından bin 100 kat daha fazla olduğu okyanusun en derin kısmına güvenle dalabilen insanlı bir denizaltı yapmak zor olsa da, bu tür derinliklerden canlı video yayını yapmak çok daha da zor.

    Suda, çok daha yüksek dirençle karşılaşan elektromanyetik dalgalar, 100 metre derinliğin altındaki deniz suyunda neredeyse hiç seyahat edemezler. Bu nedenle gemiler ve denizaltılar genellikle su altı nesnelerin mesafesini ve yönünü tespit etmek ve belirlemek için sonar dalgaları kullanır.

    Çinli mühendisler, verileri iletmek için bir fiber optik kabloyu Canghai’ya bağlayarak video aktarım sorununu yaratıcı bir şekilde çözdüler. Su altında 10 bin metre derinlikte bir şeye ip bağladığınızı düşünün. Fiber optik kablo, derin denizlerdeki karmaşık su koşullarına dayanacak kadar güçlü olmalıdır. Bir önlem olarak, mühendisler dalış alanındaki kaotik akımlar nedeniyle yaklaşık 3 bin metrede bir yedek kullandı.

    Başarılı deniz dalışı denemesi, denizaltının çeşitli işlevlerini ve performanslarının yanı sıra Çin'in derin deniz ekipman ve teknolojilerindeki atılımlarını doğrulamış oldu. Ayrıca denemenin ardından Çin'in derin deniz bilimsel araştırmalarının ilk aşamasına girişi mümkün oldu ve elde edilen veriler ülkenin sonraki derin deniz araştırmaları için güçlü teknik destek sağladı.

    2016 yılında mütevazi olanaklarla başlayan Fendouzhe'nin gelişimi, yaklaşık 100 araştırma kurumu, kolej ve işletmeden yaklaşık 1000 bilim insanı ve araştırmacının katılımıyla büyük bir proje haline geldi. Fendouzhe denizaltısı, güvenli ve güçlü bir enerji sistemi, gelişmiş bir kontrol sistemi ve bir konumlandırma sistemine sahip. Denizaltının kabini ve kaldırma kuvveti malzemeleri, önceki modellere göre basınca daha dayanıklıdır.

    Temmuz 2010'da, Çin'in kendi geliştirdiği ilk derin deniz insanlı denizaltı Jiaolong, dalgaların altında 3 bin 759 metreye ulaşmıştı. Gelinen son noktada elde edilen başarı Çin'i Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Rusya ve Japonya’nın ardından deniz seviyesinin 3 bin 500 metre altına mürettebat gönderebilen dalış teknolojisine sahip beşinci ülke yaptı.

    7.000 metre derinliğe dalmak üzere tasarlanan Jiaolong, Haziran 2012'de Mariana Çukuru'nda 7 bin 062 metre dalış rekoru kırdı.

    [Devamını Oku]
    2020-11-30
  • Ren Zhengfei: “Aranızdan biri çıkıp Huawei’yi devirelim derse, o bir kahramandır”

    Huawei, cep telefonu markası Honor’u resmen sattı.

    Huawei, Honor’un satışıyla ilgili resmi açıklamasını yaptı. Honor’ın alıcısı Shenzhen Zhixin New Information Technology Co. Ltd adında bir konsorsiyum oldu.

    Huawei, Honor’da herhangi bir hisseye sahip olmayacak.

    “ABD’de bazı siyasetçiler bizi öldürmek istiyor”

    Huawei’nin kurucusu Ren Zhengfei, Honor için yapılan satış etkinliğinde bir konuşma yaptı. Ren, “ABD’nin üst üste hayata geçirdiği yaptırımlar karşısında nihayet bunu anladık; ABD’deki bazı siyasetçiler bizi düzeltmek değil, öldürmek istiyorlar” ifadesini kullandı.

    Ren Zhengfei, Honor için şu anki öncelikli görevin tedarik kanallarına yeniden kavuşmak, küreselleşmiş endüstriyel kaynaklarla kucaklaşmak ve yerli-yabancı işletmelerle işbirliği geliştirmek olduğunu söyledi.

    Ren, “Büyük bir çağdayız, aynı zamanda en zor dönemdeyiz. Başlangıçta küçük bir otlardık, geçen yıllardaki şiddetli rüzgar ve yağmurlar bizi yıkamadı, belki birkaç yıl sonra küçük demir ağaçlar olacağız, bir demir ağaç da çiçek açabilir. Ayrılıyorsunuz, size sadece güz rüzgarının yere düşürdüğü sarı yaprakları hediye ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “Neden Honor’u sattık?”

    Ren Zhengfei konuşmasında şunları söyledi:

    “ABD’nin üst üste hayata geçirdiği katı yaptırım önlemlerinin önünde biz nihayet şunu anladık; ABD’deki bazı siyasetçiler bizi düzeltmek değil, öldürmek istiyorlar. Huawei, kısa süreli zorlukların üstesinden gelme gücüne sahiptir. Ancak karşılaştığımız zorluklar nedeniyle masum insanlara zarar vermek istemiyoruz. 170 ülkedeki temsilci ve dağıtımcılarımız tedarik zincirinin kurulamamasından dolayı milyonlarca insanın işsiz kalması sorunuyla karşı karşıya gelebilir. Tedarikçiler, satın alamamamız nedeniyle ürün stoku sorunuyla karşılaşabilir, satışı azalınca borsa da etkilenir. Onların ne hataları var? Neden fedakârlık yapmayalım? Siz onlarla birlikte çalışacaksınız, kuru kanalları yeniden dolduracaksınız. Ancak kurtarıcı değilsiniz, müşterilerinizin çıkarlarını koruyacaksınız, tedarikçilere verdiğiniz taahhütlere saygı göstereceksiniz. Sözleşme ruhu, ayakta kalmanızın temelidir. Honor, Zhixin’in yönetiminde hızlı şekilde normal üretime erişecek ve işbirliği ortaklarının zorluklarını çözecektir.”

    “İş nasıl iyi yapılabilir?”

    Ren Zhengfei, Honor çalışanlarına önce tedarik kanallarına yeniden kavuşma önerisinde bulundu.

    Ren, bir an önce tedarikçilerle ilişkilerin yeniden kurulması, bu süreçte sizden iyi olanlardan, hatta beğenmediğiniz kişilerden örnek alınması gerektiğini vurguladı.

    Ren’e göre, küreselleşmeyle kucaklaşmada ısrar edilmeli, özellikle İngiltere, ABD, Avrupa, Japonya, Güney Kore ve Taiwan bölgesindeki işletmelerle işbirliği geliştirilmeli. ABD, dünyanın teknoloji devidir. Onun çok sayıda şirketi çok seçkindir, bu şirketlerle işbirliği geliştirmeye cesaret edilmeli. Aynı zamanda yurt içindeki ortaklarla da işbirliği korunmalıdır.

    Honor, Huawei’nin dünyadaki en güçlü rekabetçisi olma hedefini taşımalı

    Ren Zhengfei, konuşmasının sonunda Honor’un kendini yenilemede ve doğru yönde ilerlemede ısrar etmesini istedi. Ren Zhengfei, Honor’un Huawei’den ayrılışını bir “boşanma”ya benzetti. Ren Zhengfei şöyle konuştu;

    “‘Boşandık’, artık herhangi bir ilişkiyi korumayacağız. Aşk veya evlilik içindeki gençler gibi değiliz, sınırları açıkça çizmeliyiz. Siz de Huawei’ye üzülmeyin, geleceğinizi düşünün! Gelecekte rakibiz, siz yabancı ürünler kullanırken bizim elimizde yerli malları tutabiliriz, ancak kimin kimi yeneceği hiç belli değildir. Sizi ciddiye alacağız, aranızda rekabet sürecinde ‘Huawei’yi devirelim’ sloganı atan biri çıkarsa, işte o bir kahramandır!”

    [Devamını Oku]
    2020-11-30
  • Bruce Lee efsanesi sonsuza dek yaşayacak

    Hong Kong Post, Bruce Lee'nin 80. doğum günü anısına 27 Kasım'da "Bruce Lee: Dövüş Sanatlarının Temsilcisi" (Bruce Lee-Martial Arts Inheritance) adlı özel bir anma pul seti yayınladı.

    Bu altı puldan oluşan sette, Bruce Lee'nin dört filminin fotoğrafları, Jeet Kune Do ve felsefesinin imgeleri yer alıyor. 

    Hong Kong Jun Fan Jeet Kune Do Derneği başkanı Lu Di, Bruce Lee'nin bir dövüş sanatçısı, aktör ve filozof olduğu görüşüne tamamen katılıyor. Lu, Bruce Lee'nin felsefeyi dövüş sanatlarıyla birleştirdiğini ve benzersiz "Yin ve Yang monizmi" ile kendisinin yarattığı Jeet Kune Do'unu geliştirdiğini söyledi.

    1974'te, Bruce Lee'nin ölümünden bir yıl sonra, Hong Kong'da bir ortaokulda okuyan Lu Di, tesadüfen Wing Chun ile temasa geçti. Tüm Bruce Lee filmlerini sinema salonlarında izlemiş olan bu genç adam o sırada bir "Kung Fu ustası öğrencisi" olmayı beklemiyordu, gelecekte Wing Chun'da Bruce Lee'nin sınıf arkadaşlarının öğrencisi ve Jeet Kune Do'da Bruce’nin öğrencisi haline gelmeyi beklemiyordu.

    Lu Di, “O zamanlar ben Wing Chun’e büyülendim, bu yüzden boş zamanlarımda pratik yapmak için bir Kung Fu derneği kurmasını önerdim” diye konuştu.

    Ta üniversiteden mezun olduktan sonra resmen Kung Fu öğrenmeye başlayan Lu Di, Bruce Lee gibi önce Wing Chun dövüş sanatlarıyla başladı. Lu'nun öğretmeni, Bruce Lee'yle aynı hocadan Wing Chun eğitimi almış Huang Chunliang'dır. Daha sonra Wing Chun ustası olan Lu Di, Bruce Lee’nin öğrencisi Huang Jinming’den Jeet Kune Do’yu öğrendi ve 2000 yılında Huang Jingming’in verdiği yetkiyle Kung Fu eğitimi veren ve Çin kültürünü tanıtan Jun Fan Gung-Fu Enstitüsü’nü kurdu.

    1960'larda Bruce Lee, ABD’da eğitim gördüğü sırasında Seattle'da adı "Jun Fan Gung-Fu Enstitüsü" olan ilk dövüş sanatları spor salonunu açtı. "Jun Fan" Bruce Lee'nin gerçek adıdır ve "yabancı ülkeleri şok etmek" anlamına gelir. O sırada Bruce Lee, mektubunda dövüş sanatları salonunu açmanın nedenlerinden bahsetti, bu nedenlerden biri de tüm dünyanın Çin dövüş sanatlarının derinliğini anlaması arzusu.

    Yavaş yavaş, Bruce Lee Jeet Kune Do'yu kurdu ve geliştirdi.

    Lu Di, "Jeet Kune Do ve geleneksel dövüş sanatları, teorik içerikler, hareketler ve güç kullanma yöntemleri açısından tam tersidir. Geleneksel dövüş sanatlarında sabit bir at duruştan sonra omurga yoluyla belden ellere güç gönderilir. Jeet Kune Do'da önce ellerle güç kullanılır, sonra belden güç kullanılır.

    Bruce Lee bir keresinde şöyle demişti: "Jeet Kune Do Nedir? Kuşkusuz bir Çin dövüş sanatıdır! Jeet Kune Do belli kollara ayrılmıyor ve dövüş sanatlarının bir formalite haline gelmesine karşı çıkan ve geleneksel modelden kurtarılan bir Çin dövüş sanatı." Daha sonra Bruce Lee, "Geleneksel Dövüş Sanatlarından Kurtulun" başlıklı bir makale yazdı. Sırayla 8 kez revize edilen bu makalenin 8 versiyonu Bruce Lee’nin "The Artist of Life" adlı kitabında yer aldı.

    Bruce Lee, dövüş sanatlarının felsefesini “öğrendiklerinizi doğal olarak kullanın, kendinizi belli dövüş hareketlerle sınırlamayın” (以无法为有法,以无限为有限) olarak özetleyerek bu sözün basıldığı bir kartviziti ABD’de bulunan " Jun Fan Gung-Fu Enstitüsü"ne astı. Bugün, bu 12 Çince karakter aynı zamanda Lu Di’nin kartvizitlerine de basılmış ve Hong Kong'daki "Jun Fan Gung-Fu Enstitüsü"nde asılıdır.

    "Çok az okurum, bana yalan söyleme" Bruce Lee'nin filmindeki bir satırdır ve çağdaş internette bir "mizah" haline gelmiştir. Aslında Bruce Lee çok okur ve okumayı seven Lee’nin bir sürü kitabı vardır. Üniversitede felsefe eğitimi almış olan Bruce Lee, felsefeyi dövüş sanatlarıyla da birleştiriyordu. Felsefe, Jeet Kune Do'yu yeni bir dövüş sanatları alanına getirdi ve Jeet Kune Do, onu film endüstrisinde yeni bir alana da getirdi.

    Bruce Lee, Hong Kong'da yaşadığı 18 yıl boyunca 23 filmde rol aldı. Bruce Lee ABD’de bulunduğu yıllarda Hollywood tarafından bazı roller oynamaya davet edilmişti. Ancak Bruce Lee bu rollerin kendisine uygun olmadığına inanıyordu, çünkü sarı tenli bir Çinli olarak, kendisinin beyaz tenlilerin hayran kaldıkları bir idol haline gelmesinin imkansız olduğunu düşünüyordu. Burce Lee, Çin filminin gelişmesinde üzerine düşeni yapmak için Hong Kong'a dönmeye karar verdi.

    Hong Kong'a döndükten sonra, Bruce Lee, 1970'lerin başında art arda "The Big Boss" (Patron Benim), "Öfkenin Yumruğu” (Fist of Fury ) , "Ejderin Dönüşü" (Way of the Dragon)  ve “Enter The Dragon" gibi filmlerde başrol oynadı. Bu filmler Çinlilerin zorbalığa maruz kalmaması gerektiğine dair ulusal bir beyan ve güçlü bir vatanseverlik duygusu ve ulusal ruhla, dünyadaki tüm Çinliler arasında büyük yankı uyandırdı. Dünya çapında bir "Kung Fu sıcaklığı"nı başlatan bu filmler ayrıca Batılıların gözünde Çin'in "zayıf" ve "geride kalmış" eski imajını değiştirdi.

    Lu Di, “Bruce Lee'nin Kung Fu filmleri, daha önce izlediğim Kung Fu filmlerinden çok farklıdır. Burce Lee’nin Kung Fusu daha gerçek ve hareketleri daha güzel." dedi.

    Çocukken sinemalarda film izlediği günleri hatırlayan Lu, Bruce Lee'nin filmlerinin birçok izleyicinin dövüş sanatlarına yaklaşımını değiştirdiğini, aynı zamanda o dönemde Hong Kong Kung Fu filmlerini geliştirdiğini kaydetti.

    1972'de Bruce Lee'nin oynadığı "Öfkenin Yumruğu" Fist of Fury), o yıl Hong Kong gişe geliri sıralamasında ikinci  oldu. O zamanlar, İngiliz sömürge yönetimi altındaki Hong Kong'da, Çinlilerin siyasi statüsü yabancılarınkinden çok daha düşüktü. Yurtdışında Çinliler uzun süredir ayrımcılığa maruz kalıyorlardı.

    "Öfkenin Yumruğu" tutkulusu olan Lu Di, Bruce Lee'nin ABD'den Hong Kong'a dönmesinin sebebinin beyaz tenlilerin dünyasındaki ayrımcılık ve adaletsizliği hissetmesi olduğunu söyledi.

    Bruce Lee her zaman kendisini Çinli olarak tanımlayarak Çin Kung Fusu’nu  geliştirmeye iddialıydı. Filmleri de vatanseverlik ve milli ruh gösterdi.

    Aslında, Bruce Lee’nin diğer birkaç filmi de aynı temayı yansıtıyor: Çinliler asla yabancıların önünde başlarını eğmezler. Dövüşler bu ruhun sadece bir tür yansımasıdır.

    Bruce Lee'nin doğumundan 80 yıl sonraki bugünlerde, tüm dünya onu anıyor: American Standard Collection, yeni restore edilmiş bir dizi Bruce Lee filmi Blu-ray hatıra koleksiyonunu yayınladı; Tianjin Halk Yayın Evi ve Houlang Yayın Şirketi, Bruce Lee’nin 80. doğum gününün anma baskısı olan “Mektuplar: Kung Fu, Performans ve Yaşam " adlı kitap ortaklaşa yayınladı. Hong Kong Kültür Müzesi, Bruce Lee’yle ilgili özel serginin süresini uzatıyor...

    Hong Kong'da Victoria Limanında Yıldızlar Bulvarında Bruce Lee'nin hikayesini sessizce anlatan bronz bir heykel var.

    [Devamını Oku]
    2020-11-30
  • "Beijing 2022 Kış Olimpiyat Oyunları-Buz Sporları" hatıra pulları çıktı

    China Post, 7 Kasım 2020'de "Beijing 2022 Kış Olimpiyat Oyunları-Buz Sporları" için hatıra pulları çıkardı. Bir sette kısa pist sürat pateni, artistik patinaj, sürat pateni, curling, buz hokeyi resmi olan 5 pul bulunuyor. Bir setin değeri 6 yuan. 8,7 milyon set format 1, 2 milyon set (1 milyon sayfa) format 2 basıldı.

    [Devamını Oku]
    2020-11-29
  • Tanrı Dağları'nın incisi: Tanrı Gölü

    Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nin en tanınmış doğal güzelliklerinden biri olan Tanrı Gölü, Tanrı Dağları'nın incisi olarak anılır.

    [Devamını Oku]
    2020-11-29
  • Beijing’in yeşil yüzü: Ditan Parkı

    Başkent Beijing’in hareketliliği arasında biraz yeşil, biraz huzur ve sükuneti bulabileceğiniz belli başlı yerler mevcut. Başkentin merkezinin kuzey bölgesinde yer alan Ditan Parkı, o yerlerden biri kabul ediliyor.

    [Devamını Oku]
    2020-11-29
  • Beijing Kış Olimpiyat Oyunları'nın resmi filmi için dünya çapında genç sinemacılara davet

    Kısa süre önce Beijing 2022 Kış Olimpiyat Oyunları ve Paralimpik Kış Olimpiyat Oyunları Organizasyon Komitesi, "Beijing 2022 Kış Olimpiyat Oyunları Resmi Filmleri için Dünya Çapında Genç Sinemacılara Davet” etkinliği düzenledi ve dünyanın dört bir yanından genç sinemacıları resmi Beijing Kış Olimpiyat Oyunları’nın filminin çekimine katılmaya davet etti.

    [Devamını Oku]
    2020-11-27
  • Çin'in kültür geçidi: Büyük Kanal

    Çinlilerin ataları, iki büyük mühendislik harikasını ortaya koydu: Çin Seddi ve Büyük Kanal. Çin Seddi'nin savunma işlevi zamanla yok oldu; ancak Büyük Kanal, önemli bir kültürel iletişim yolu olmayı sürdürüyor.

    2 bin kilometrelik alanda uzanan Beijing-Hangzhou Büyük Kanalı, 2014 yılında dünya mirasları listesine alındı. Son zamanlarda Büyük Kanal'ın kültürel kuşak inşası Çin'in gündeminde.

    Peki neden yapay bir su yolu kültürel bir hazine olarak düşünülmeli?

    Zhejiang Arkeoloji Enstitüsü'nden araştırmacı Zhang Shuheng, Çin'in eski çağlarında bu kanalın ekonomi, toplumsal istikrar ve hükümetin işlevleri açılarından önemli olduğunu belirtti.Kanal, aynı zamanda güney ve kuzey arasındaki iletişimi genişleterek Çin kültürünün evrimini besledi.

    Hangzhou'da yaşayan Zhou Zhihhua, kanalın geçtiği bölgede büyüdü.

    Zhou, eski zamanlarda Gongchen Köprüsü civarındaki bölgelerin her meslekten insanın geçtiği işlek bir terminal rolü oynadığını söyledi. 50 yıldan fazla bir süredir yerel opera sanatını icra eden Zhou, 20. yüzyılın başlarında köprüde toplanıp performans sergilediklerini de ifade etti.

    Kanal'da çeşitli ürünler taşındı

    Çay da ipek ve porselen gibi kanal aracılığıyla taşınan önemli bir ürün. Farklı yörelerden gelen çay tüccarları, Gongchen Köprüsü'nde toplanıp burada bir de dernek kurdular.

    Zhou, bu derneğin yoksullara yiyecek sağlayan bir yardım platformu işlevi gördüğünü de kaydetti.

    Gongchen Köprüsü'nün itiş kakışı bugün tarihe karışsa da dışa açıklık ve hayırseverlik ruhu yerel kültürün bir parçası haline gelmiş.

    Kanal güzergahında yer alan Suzhou, Qing Hanedanı (1616-1912) döneminden beri yeşim taşı oymacılığının merkezi konumunda. Yerli zanaatkarlar, bu kanalı kullanarak Beijing'e ulaşır, imparatorlara hizmet ederlerdi.

    Aynı zamanda bir kültür beşiği

    Hebei eyaletine bağlı Cangzhou kentinin Wuqiao bölgesi, akrobasinin beşiği. Geçmişte, akrobasi sanatçıları Büyük Kanal'ı kullanarak ülkenin diğer bölgelerine, hatta ülke dışına gösteri için giderlerdi.

    Bunun yanında Cangzhou, Çin Kungfusu'nun beşiği. Kungfu ustaları, eskiden kanal boyunca seyahat edenleri veya yük taşıyanları korumakla görevlilerdi.

    Bugün, kanalın Cangzhou kısmı neredeyse tamamen kurudu; Büyük Kanal'ın yalnızca bazı bölümleri kullanılabiliyor. Modern taşımacılığın gelişmesiyle birlikte kanalın bu fonksiyonu da yavaş yavaş soluyor. Lakin, Çin'i farklı kesimlerine ve başka ülkelere bağlayan kültürel bir zincir olarak Büyük Kanal'ın önemi azalmadı.

    Kanalın geçtiği bölgelerin yerel yönetimleri, bu kültürel cevheri korumak için çeşitli önlemler alıyor. Örneğin, Hangzhou, mayıs ayında Büyük Kanal'ı korumaya yönelik düzenlemeleri yürürlüğe koydu. Yangzhou kentinde ise uzaktan algılama ve büyük veri gibi teknolojilerle bu koruma güçlendiriliyor. Beijing Belediyesi de Büyük Kanal kültürel kuşağını koruma ve inşa etmeye dair taslak üzerinde çalışıyor ve bu liste bu şekilde devam ediyor.

    [Devamını Oku]
    2020-11-26
  • Shandong’da geçmişe uzanmak

    Çin’in güneyinde yer alan Shandong eyaletindeki tarihi ve turistik mekanlar ziyaretçilerin ilgisini çekmek ve bölgenin tarihiyle daha sıkı bir bağ kurmalarını sağlamak için yerel kültürel unsurları öne çıkarıyor.

    Örneğin Qufu kentinde yer alan Konfüçyüs Müzesi tarihi danslar ve kültürel törenlerden oluşan bir dizi gösteriyi turistik programına dahil etti.

    57 bin metrekarelik bir alanda kurulu Konfüçyüs Müzesi, bir dönem Konfüçyüs Aile Konağı’nda tutulan yaklaşık 700 bin kültürel mirasa evsahipliği yapıor.

    Müze, Konfüçyüs’ün öğrencileri tarafından eski nesillerden günümüze aktarılan Konfüçyüsçü öğretiler ve mirasları sergileyerek geleneksel kültürle ilgili bilgi deposu olarak hizmet görüyor.

    Müzede hafta sonları çocuklara özel eğitici programlar gerçekleştiriliyor. Çocuklar bu programlar sayesinde Konfüçyüs ailesinin konağında servis edilen kekler ve pastaları yapmayı öğreniyor, eski zamanlarda mesafe ölçmek için kullanılan at arabaları turlarına katılabiliyor.

    Geleneksel kültüre daha fazla erişim sağlamak isteyen müze yönetimi, Konfüçyüs Aile Konağı’ndaki 30 binden fazla mirası restore etmeyi planlıyor.

    Müzeye 30 dakikalık sürüş mesafesinde bulunan Nishan Kutsal Alanı da öğrenme turları, gece yolculukları ve sanat gösterileriyle yerel kültürle daha derin bağ kurma imkanı tanıyor.

    Ziyaretçiler burada Konfüçyüs klasiklerinin kopyasını alabilir, geleneksel gösterileri izleyebilir ve Konfüçyüs kültürüne dair derslere katılabilir. 

    Nishan Kutsal Alanı, Konfüçyüs’ün doğum yeri olduğu düşünülen Nishan Dağı üzerinde yer alıyor. Söz konusu kompleks 35,76 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor.

    Nishan Kutsal Alanı’ndan 30 dakika sürüş mesafesindeki Konfüçyüs Enstitüsü de antik ritüellerin yeniden canlandırılması, mühür yapımı ve çay seremonisi gibi bir dizi kültürel deneyim imkanı sunuyor ve Konfüçyüsçü kültürün tarihine ışık tutuyor. Enstitü, Çinli filozof ve siyasetçi Konfüçyüs’ün düşünce sistemine dair derin bir anlayış kazanma fırsatı vadeden eğitim programları da gerçekleştiriyor.

    Tüm bunlar Qufu’nun yerel kültürden faydalanarak turizmi geliştirme çabalarının bir parçası.

    Mevzubahis kültür-turizm inisiyatifi kentteki öğrenim turlarının gelişmesini sağladı. Geçen yıl ağırlanan ziyaretçi sayısı, önceki yıla kıyasla yüzde 52 artarak 1,52 milyona ulaştı.

    Aynı şekilde Taishan Dağı da dağ hamalcılığı kültürüne ışık tutuyor.

    Ziyaretçiler, dağ hamallarının izlediği yolları takip ederek onların geçmişte yaşadıkları zorlukları ve bu zorluklara karşı ortaya koydukları azmi anlayabilir.

    Günümüzde bedensel işlerde mekanik sistemler kullanılıyor, ancak eskiden bir meslek kolu olarak var olan hamalcılık yerel kültürü canlı tutmak için Taishan Dağı’nda bugün de uygulanıyor.

    Taishan Dağı’ndan 25 dakikalık mesafede bulunan Tai’an Antik Sokağı’ndaki yerel manevi miraslar da turistler için bir başka deneyim fırsatı.

    [Devamını Oku]
    2020-11-25
  • Yeni röntgen tekniğiyle bin 900 yıllık mumyayı incelediler

    KÜLTÜR&TARİH

    Bilim insanları, bin 900 yıllık mumyayı açıp kurcalamak zorunda kalmadan, mumyanın içini araştırmalarına olanak tanıyan yeni bir teknik geliştirdi.

    Araştırmacılar, Mısır'ın Hawara kentinde keşfedilen Roma döneminden kalma bir Mısır mumyası hakkında ipuçlarını ortaya çıkarmak için BT (bilgisayarlı tomografi) teknolojisi ve X-ray kırınımlarının yeni bir kombinasyonunu kullandı.

    Mumyanın portresi MS 150-200 yıllarına tarihleniyor

    Journal of the Royal Society'de Salı günü özetlenen bulgularda, araştırma ekibi ilk kez BT taraması ve X-ışını kırınımının bir kombinasyonunu kullanarak içeride yatan eski ceset hakkında ipuçları ortaya koydu.

    Mumyanın içeriğinin üç boyutlu bir yol haritasını oluşturmak için BT taraması kullanan uzmanlar, nesnenin sargısının içindeki nesneleri tanımlamak için insan saçı çapından daha küçük X ışınlarını kullandı.

    Northwestern Üniversitesi'nin Chicago'daki Feinberg Tıp Fakültesi'nden araştırmacı Stuart Stock, "X-ışınları, malzemenin karakteristik özelliği olan parmak izini açığa çıkarıyor" dedi.

    Uzmanlar ceset hakkında daha fazla şey keşfetmek için BT taramalarını ve X-ray ışınlarını kullandı

    Araştırmacılar, mumyada geleneksel olarak mumyalama sırasında karın bölgesinde bir kesiğe yerleştirilen çok saf kalsiyum karbonattan küçük bir parça buldu. Bu öğenin mumyanın sosyal statüsü hakkında ipucu verdiği belirtiliyor; mumyalanan kişi kraliyet ailesinden olmasa da, gömülürken bu kadar saf bir malzeme kullanılmışsa toplumun üst kademesinden olduğu sanılıyor.

    Vücut üzerinde yapılan bir araştırma, kız olduğu düşünülen çocuğun şiddetli bir sonla karşılaşmadığını gösterdi.

    Stuart Stock, CNN’e yaptığı açıklamada "İskelet travması yok gibi görünüyor. Bu küçük çocuğun neden öldüğünü bilmiyoruz" dedi.

    Uzmanlar, tekniğin mumyalar üzerinde daha ileri çalışmalar için kullanılabileceğine ve bedenleri kurcalamaya gerek kalmadan eski cesetlerle birlikte gömülü nesnelere ilişkin daha fazla ipucu alınabileceğine inanıyor.

    [Devamını Oku]
    2020-11-25