Ana Sayfa > kültür
  • Görünmez kanatlarıyla suda uçan adam

    Geçen haftaki hikayemizde Zheng Tao adlı Çinli yüzme sporcusundan bahsetmiştik. Zheng Tao, Londra, Rio ve Tokyo’da düzenlenen Paralimpik Oyunları’na katıldı. 2020 Tokyo Paralimpik Olimpiyatları’nda erkekler 50 metre kelebek stil yüzme dalında 30,62 saniyeyle olimpiyat şampiyonluğunu kazandı ve dünya rekorunu kırdı. Her yarışta bitiş çizgisine koluyla değil kafasıyla dokunmayı seçmesi çok sayıda izleyiciyi derinden etkiliyor. Bugün “suda uçan adam” hakkında konuşmaya devam edeceğiz.

    Zheng Tao’nun hayatı pek kolay olmadı, hatta alışılmadık derecede engebeli olduğunu söyleyebiliriz; çünkü onun iki kolu değil de iki “görünmez kanadı” var.

    1990 yılına dönelim. Zheng Tao, Çin’in güneybatısında yer alan Yunnan eyaletinde bir köyde dünyaya geldi. Aslında Zheng Tao doğduğunda kolları vardı. Ailesinin fakir olmasına rağmen, mutlu bir çocukluk geçirdi. O zamanlar, Zheng Tao sık sık köydeki arkadaşlarıyla toplanır, bazen nehirde yüzer, bazen de balık avlardı. Zheng yüzmeye yetenekli olduğu için arkadaşları ona “küçük balık” diye hitap ederdi.

    Yazın sıcak günlerinde, köylüler bazı çocuklar için sık sık yüzme yarışı düzenlerdi. O zamanlar Zheng Tao sanki küçük bir balık gibi en öne geçerek şampiyonluğu kazanırdı. Yarış sonrası eve gelince ailesindekiler onu zengin bir sofrayla ödüllendirirdi.

    Ne yazık ki Zheng Tao 7 yaşındayken yaz günlerinin birinde beklenmedik bir olay oldu.

    O gün, Zheng Tao ve arkadaşları bir süre nehirde oynadıktan sonra nehirden çıktılar, kıyafetleri tamamen ıslanmıştı ve dönüş yoluna koyuldu. Yolda yürürken bir noktada asılı duran bir elektrik teli gördüler.

    Çocukluğundan olsa gerek, Zheng Tao pek düşünmeden eliyle elektrik teline dokundu. O anda, şiddetli bir acı tüm vücuduna yayıldı, Zheng Tao acı içinde komaya girdi...

    Zheng uyandığında kendini hastanede buldu.

    Karanlık bir hasta odasında, bir kadın üzüntü içinde çırpınıp ağlıyordu, kadının ağlamaktan sesi kısılmıştı.

    “Aman Tanrım, bir günahım varsa, cezasını lütfen şu zavallı küçücük çocuğumdan değil, benden çıkar!” diyordu kadın.

    Hastane yatağında yatan Zheng Tao, ne olduğunu bilmiyordu, sadece annesinin gözyaşlarını silmek için kolunu uzatmak istedi, ama uzatacak kolu yoktu...

    O başını çevirip kollarının bulunduğu bölgeye baktı. Ve sordu: “Kollarım nerede?”

    Zheng Tao güçlü elektrik akımına kapılınca sadece yanıklarla atlatamamıştı bu olayı, kollarını da kaybetmişti.

    Doktor, Zheng Tao’nun tedavisi sırasında anne ve babasına Zheng’in hayati tehlikesinin olduğunu, kolundaki tüm sinirler ve hücrelerin neredeyse tamamının nekroza uğradığını, bu nedenle amputasyon yapılması gerektiğini söyledi.

    “Tao henüz çok küçük, bundan sonra kolsuz nasıl yaşayacak?! "

    “Amputasyon mu? Kolları kesilince bu çocuğun hayatı mahvolacak!” diye ağlamaya başladı Zheng’in anne ve babası.

    Başlangıçta Zheng Tao’nun anne ve babası ampütasyonu kabul etmedi, ama oğullarının hayati tehlikede olduğunu görünce    ameliyat için onay formuna parmakları tir tir titreyerek imza atmak zorunda kaldılar.

    Böylece, Zheng Tao’nun iki kolu kesildi ve o andan itibaren o “kanatlı bir melek”e dönüştü.

    İki kolunu da kaybettikten sonra Zheng Tao’nun psikolojisi çok bozuldu. Daha önceleri arkadaşlarıyla oynamayı çok seven Zheng Tao, şimdiyse çekingen, otistik ve gün boyu evden dışarı çıkmak istemeyen içe dönük bir çocuğa dönüştü.

    Ailesi Zheng Tao’nun ameliyat parasını karşılamak için tüm birikimlerini neredeyse bitirmiş ve üstelik borçlanmıştı. Zheng Tao sonunda okulu bırakıp evde kalmaya karar verdi.

    Köydekiler sürekli Zheng ile ilgili konuşuyorlardı.

    “Zheng ailesinin bu çocuğu mahvoldu!”

    “Zheng ailesi nasıl geçinecek şimdi!"

    Zheng Tao’nun anne ve babası da çocuklarının yetişkin olduğunda geçimini nasıl sağlayacağı konusunda endişeliydi.

    Hiç kimse kollarını kaybetmiş o zayıf çocuğun daha sonra kendi ayakları üzerinde dimdik duracağını, sadece ekmek parası kazanmakla kalmayıp, bir de aile kurabileceğini, hatta Çin’i temsilen Olimpiyat Oyunları’nda dünyayı şoke eden rekorlarla şampiyonluğa adını yazdırabileceğini aklının ucundan bile geçirmemişti!

    İşte o “kanatlı melek” “görünmez kanatlara” nasıl sahip oldu? Onun hayatında daha sonra ne tür değişiklikler oldu? Bu soruların cevabını haftaya hikayemizin üçüncü bölümünde konuşacağız. Şimdilik hoşçakalın!

    [Devamını Oku]
    2021-09-23
  • Xi’an turunun olmazsa olmazları

    3000 yıllık geçmişe sahip olan Xi’an, Çin’in eski çağlarında en uzun süre başkentlik yapması ve pek çok hanedanın doğuş yeri olması sebebiyle Çin’deki yaşam ve kültür üzerinde derin etkiler bırakmıştır.

    [Devamını Oku]
    2021-09-22
  • Çin’de köy turizmi marka yapılandırma çağına giriyor

    “Kırsal kesimde turizm sektörünün gelişmesi, köylülerin geçim kaynaklarını çeşitlendirip gelirlerini artırırken, onlara ülkenin dört köşesine seyahat etme imkanı da veriyor.

    [Devamını Oku]
    2021-09-22
  • Çinli Astronotlar 90 gün sonra Dünya’ya döndü

    Tiangong uzay istasyonunda 3 aylık görev süresini dolduran Çinli astronotlar Dünya'ya başarıyla döndü. “Hepimiz harika hissediyoruz” diyen Çinli görev komutanı Nie Haisheng, ekibiyle birlikte 90 günün ardından Cuma günü inişi başarıyla tamamladı. Çinli astronotların yolculukları, Çin'in iddialı uzay programında bir başka kilometre taşını tamamlıyor.

    Çin İnsanlı Uzay Ajansı (CMSA), astronotları taşıyan dünyaya giriş kapsülünün Çin'in kuzeyindeki İç Moğolistan Özerk Bölgesi’nde bulunan Dongfeng iniş alanına Cuma günü Beijing saatiyle 13.34'te indiğini duyurdu.

    Yer kurtarma ekibi inişten birkaç dakika sonra iniş alanına ulaştı ve dönüş kapsülünün durumunun incelenmesinin ardından, Uzay görevi Komutanı Nie Haisheng’ın komutasındaki üç kişilik ekibin ön sağlık kontrolleri yapıldı. Bu esnada mürettebatın her birine iki doktor atandı.

    Uzay kahramanları Çin sosyal medyasında trend oldu

    Bu, astronotların Tiangong uzay istasyonuna ilk gidişiydi. Uzayda üç aylık kalışları boyunca testler yaptılar, uzay istasyonunun bakımlarını gerçekleştirdiler ve uzay yürüyüşlerine çıktılar. Nie ve mürettebat üyeleri Liu Boming ve Tang Hongbo, uzayda 90 gün geçirdi. Astronotların Dünya'ya güvenli dönüşü, 190 milyon izlenmeyle Çin sosyal medyası Weibo'da en çok konuşulan konu oldu. Çin'in binlerce internet topluluğu, ülkenin üç "uzay kahramanı" olarak adlandırılan astronotlarına destek mesajları yağdırdı.

    Çinli astronotların dünyaya geri dönüşleri, Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in Çarşamba günü Çin'in kuzeybatı kesimindeki Shaanxi eyaletinde bir Halk Kurtuluş Ordusu uzay üssünü denetlemesinden ve Çin'in uzay varlıklarının daha iyi korunması çağrısında bulunmasından sadece iki gün sonra gerçekleşti.

    Dönüş görevi, radyal buluşma testlerini tamamladıktan sonra Perşembe günü saat 14:00 civarında başladı ve takip edecek olan diğer insanlı görevler için önemli bir teknik temel oluşturdu. Saniyede 7,9 km hızla 393 km yükseklikten dünyaya geri geldiler. Dönüş kapsülü, dünya atmosferine bu kadar yüksek bir hızla girdiğinde, kapsülün yüzeyinde derin çizilmeler oluşur, aşırı ısı ve şiddetli şoklar yaşanır.

    Kapsülün özel dirençli tabanı, inişi yavaşlatarak yerden yaklaşık 10 km yükseklikte açılan paraşütün üzerindeki yükü hafifletiyor. Ayrıca  BeiDou küresel konumlandırma sistemi astronotların dünyadaki hedeflenen noktaya inmesi için değişen tahmine dayalı rehberlik ve kendi kendini ayarlama sistemlerine bağlı olarak destek sağladı.

    [Devamını Oku]
    2021-09-20
  • Sanxingdui kalıntıları Çin’de ipeğin tarihini değiştiriyor

    Çin'in güneybatısındaki Sichuan eyaletinde bulunan Sanxingdui kalıntılarından çıkarılan ipek kumaşlar, Çinli arkeologlar ve araştırmacılar tarafından en yeni teknolojiler kullanılarak restore edildi.

    İpek kumaşlara ait görüntüler ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı.

    Kültür birimleri, Sanxingdui bölgesinden çıkarılan altın maskelerin, bronz eşyaların ve diğer nesnelerin yüzeyini kaplayan maddenin kül değil, ipek olduğunun ortaya çıktığını açıkladı.

    Sanxingdui kalıntılarında ilk kez ipek ve tekstil eşyası çıkarılırken, arkeologlara göre bu keşif, Sichuan Havzası'nda ipeğin varlığını 3 bin yıl önceye kadar götürüyor.

    Yeni keşifler, antik Shu Krallığı’nın (221-263) Çin'de ipeğin önemli kaynaklarından biri olduğunu gösterirken, Çin uygarlığının bileşik ancak çeşitli kökenlerine ışık tutuyor.

    Çin Ulusal İpek Müzesi ve Sichuan Kültürel Kalıntılar ve Arkeoloji Araştırma Enstitüsü uzmanlarından oluşan ekip, 6 ayı aşkın çalışmalarının sonrasında Sanxingdui’de esas olarak üç tür ipek kumaş tespit etti.

    Manevi anlama sahip adak nesneleri

    Araştırmacılar, 8 numaralı çukurda bulunan kumaş üzerinde bilgisayarla yapılan restorasyon çalışmasının ardından kumaşın türünün juan olarak bilinen sert ipek olduğunu keşfetti. Ancak aşınma nedeniyle kumaşın renginin kesin olarak belirlenmesi çok zor.

    Çin Ulusal İpek Müzesi'nden araştırmacılar, juan'ın yapısını daha iyi ortaya koyabilmek için siyah ve beyaz kâğıt parçaları kullandılar. Araştırmacılar ipeğin nasıl üretildiğini de gösterdiler.

    Müzede görevli Zhou Yang, ipeğin önce adak eşyalarında, daha sonra mezarlarda ve sıradan insanların günlük kıyafetlerinde kullanıldığını söyledi. Son dönemde Sanxingdui kalıntılarında bulunan ipek kumaşlar ise adaklık nesneler.

    Zhou, "Bu kurban çukurunda bulunan ipek manevi bir anlam taşıyor, gökle yeri, insanlarla tanrıyı birbirine bağlama gibi belirli bir dini anlama sahip. Yani burada bulunan ipek, mezarlarda veya harabelerde keşfedilenlerden alenen farklı.’’ dedi.

    Shu sırmalı ipeğinin (Shujin) kökeni

    Çinli uzman, Sanxingdui kalıntılarındaki ipek kumaşların keşfinin, Çin'in en ünlü sırmalı ipeklerinden biri olan Shu sırmalı ipeğinin (Shujin) tarihiyle ilgili araştırmalar açısından da büyük önem taşıdığı kanısında.

    Zhou, "Bu kez, daha modern bilimsel tanımlama yöntemleriyle ipeğin varlığını bulduk ve Sichuan Havzası'nda ipekle ilgili boşluğu arkeolojik kanıtlarla doldurduk" diye konuştu.

    Yeni keşifler ışığında, Sichuan Havzası'nda ipeğin tarihini yaklaşık 3 bin yıl önceki Shang Hanedanı’na (MÖ 1600-1100) uzatmak mümkün.

    Shu sırmalı ipeği olarak da bilinen Sichuan ipeği, Çin'deki dört ünlü sırmalı ipek türünden biridir.

    Sanxingdui kalıntılarından çıkarılan muhtelif kumaşlar, Çin'in güneybatısındaki Sichuan Havzası'nda bulunan Sanxingdui kültürü ile ülkenin orta kesimindeki Henan eyaletindeki bir diğer önemli arkeolojik alan olan Yin kalıntıları arasındaki bağlantıyı da gözler önüne seriyor.

    Zhou, "Böylece, Çin uygarlığının çoğulcu ve bileşik niteliği bir kez daha gözler önüne serildi. Aynı sonucu ipeğe bakarak da çıkarabiliriz" dedi.

    Çinli arkeologlar, kısa süre önce Sanxingdui kalıntılarındaki adak çukurlarından çıkarılan altı önemli bulguyla yeni ve büyük bir keşfe imza atmıştı.

    Sanxingdui kalıntılarındaki arkeolojik kazılar, mart ayında altı çukur daha keşfedildiğinin açıklanmasından bu yana devam ediyor. Şimdiye kadar yaklaşık 10 bin adet kültürel kalıntı çıkarıldığı belirtildi.

    [Devamını Oku]
    2021-09-20
  • Romantik Ay Bayramı kutlanıyor

    Çinliler bugün tatilde ve yarına denk gelen Ay Bayramı’nı kutluyorlar. Güz Ortası Festivali adıyla da bilinen bayram, özel olarak Ay için kutlamalar yapılan bir bayramdır.

    [Devamını Oku]
    2021-09-20
  • Eski ve modernin kaynaştığı yer: Beijing

    Çin'in kültür merkezi olan ve 3 bin yıldan fazla bir süredir kent konumundaki Beijing, 800 yıldan uzun zaman farklı hanedanlara başkentlik etti.

    [Devamını Oku]
    2021-09-15
  • Shanghai mutfağının vazgeçilmezleri

    Shanghai, Çin'in en bilinen şehirlerinden biri. Ayrıca, ülkenin kültür ve finans başkenti olmasının yanı sıra, en büyük liman kenti.

    [Devamını Oku]
    2021-09-15
  • Çin’de Öğretmenler Günü kutlandı

    Çinliler, 10 Eylül’de Öğretmenler Günü’nü kutladı.

    Çin Halk Cumhuriyeti’nde Öğretmenler Günü’nün tarihi 1985 yılında resmen belirlenmesine rağmen, öğretmenlere saygı göstermek, tarihten beri bir gelenektir.

    2 bin yıl önceki Xun Zi (M.Ö. 313-238) adlı ünlü düşünür ve eğitimcinin bugün halâ çok kullanılan bir sözü vardır: “Devletin kalkınması için öğretmenlere saygı gösterilmeli ve becerileri aktaran ustalara önem verilmeli, böyle yapılınca devletin hukuk sistemi korunur.”

    Bu söz ne kadar doğru değil mi? Bu nedenle söz bugün bile sıkça dile getiriliyor. Örneğin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, ülkenin öğretmen kadrosu ve eğitimin önemini ifade etmek için bu sözü kullanmıştı.

    Xi’nin öğretmenlerden ve eğitimden beklentisi

    Xi ve Çin’in diğer liderleri eğitim çalışmalarına öncelik veriyor, eğitim davasını ülkenin çeşitli çalışmalarının öncelikli ve önemli alanı olarak geliştiriyor. Xi Jinping her yıl ülkenin öğretmenlerinin özel bayramını kutladı.

    Xi, 9 Eylül 2014’te Beijing Petagoji Üniversitesi’nden öğretmenler ve öğrencilerin temsilcileriyle yapılan sohbet toplantısında, Xun Zi’nin söz konusu ifadesini kullanarak, eğitimin ülkenin refahı ve ulusun kalkınması için taşıdığı önemi vurguladı.

    Xi, geçen yılın Öğretmenler Günü dolayısıyla verdiği kutlama mesajında, öğretmenlerin ülke için dürüst ve nitelikli vatandaşlar yetiştirme misyonunu unutmamaları, eğitim metodlarının çağın ihtiyacına göre geliştirip eğitim becerisini artırmalarını temenni ettiklerini belirtti.

    En son bilgiye göre, Çin’de öğretmenlerin sayısı geçen yıla kıyasla yüzde 3,52 artarak, 17 milyon 930 bine ulaştı.

    Öğretmenlerin sosyal statüsünün sürekli yükselmesi ve maaşlarının artırılmasıyla, son yıllarda üniversiteye giriş sınavına katılan lise öğrencileri arasında petagoji seçenlerin sayısı büyük ölçüde arttı.

    Çin tarihindeki öğretmenlere saygı geleneği

    Öğretmenlere saygı göstermek ve eğitime önem vermek, Çin’in binlerce yıldır koruduğu bir gelenektir.

    M.Ö. 11. yüzyıldaki Batı Zhou hanedanı döneminde “Öğrenci öğretmenini takip eder, kendi babası gibi ona saygı gösterir.” öğretisi oluştu.

    Ünlü eğitimci Konfüçyüs, “Eğitim önünde insanlar arasında ayrım yapılmaz.”, “Öğrenilen bilgiler tekrar tekrar gözden geçirilir, yeni bilgiler öğrenmeye devam edilir.”, “Yeni bilgiler öğrenildikten sonra sıkça yeniden gözden geçilir.” gibi sözler söylemişti. Bu sözler dilden dile dolaşarak bugüne kadar geldi.

    Bilgi ve becerileri öğreten ve öğrencilerin sorularını yanıtlayan öğretmenler, bugün Çinliler tarafından “insan ruhunun mühendisi” olarak tanımlanıyor.

    1932 yılında Çin Cumhuriyeti, 6 Haziran’ı Öğretmenler Günü olarak belirledi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra bu tarih feshedildi. Bayram, 1 Mayıs Emekçiler Günü’nde kutlanmaya başladı.

    Çin’deki tüm okullar normalde 1 Eylül’de yeni eğitim yılına girer. Okulların yeni başladığı dönemde Öğretmenler Günü’nün kutlanmasıyla okullarda yeni çehrenin oluşması sağlanır. 1985 yılında Öğretmenler Günü yeniden kutlanmaya başladı.

    Çin tarihindeki ünlü eğitimciler

    Öğretmenlik, insan tarihindeki en eski ve en kutsal mesleklerden biridir. Çin’in 5 binden fazla yıllık tarihinde çok sayıda büyük eğitimci ortaya çıkmıştı. Şimdi de Çin tarihini etkileyen birkaç eğitimciyi tanıtalım.

    Konfüçyüsçülüğün yaratıcısı Konfüçyüs (M.Ö. 551-479), Çin tarihindeki en ünlü düşünür ve eğitimcidir. Özel eğitim veren ilk kişi olan Konfüçyüs, insan olmanın 5 ilkesi olarak nitelendirdiği erdem, dürüstlük, ahlâk, bilgelik, şerefi teşvik ederdi. Konfüçyüs, Çinliler tarafından “on bin neslin öğrenmesine değer bir erdem örneği” olarak nitelendirildi. Lao Zi adlı ünlü eğitimciden ders alan Konfüçyüs kendi öğrencilerinin bir kısmıyla ve 14 yıl süreyle farklı devletleri gezdi, ileri yaşlarında Şiir, Dökümanlar, Normlar, Müzik, Değişimler, İlkbahar ve Sonbahar dahil 6 kitap yazdı. Konfüçyüs’ün 3 bin öğrencisi bulunduğu söyleniyor.

    Mo Zi (M.Ö. 476-390), Savaşan Devletler (M.Ö. 475-221) dönemindeki ünlü düşünür, eğitimci, bilim insanı ve askeri stratejist, Mo Bilimi’nin yaratıcısıydı. Mo Bilimi ve Konfüçyüsçülük, tarihte 2 ünlü bilim dalı olarak görülüyordu. Mo Zi ayrıca geometri, fizik ve ışık biliminin öne çıktığı bir takım bilim teorisini yarattı. Bu nedenle Mo Zi, Bilimlerin Evliyası olarak adlandırıldı.

    Zhu Xi (1130-1200), Song Hanedanı’na ait ünlü Konfüçyüsçü, filozof, düşünür, eğitimci ve şairdi. Konfüçyüslüğün Ming kolunun temsilcisiydi, Çinliler tarafından saygıyla Zhu Zi olarak nitelendirildi. Konfüçyüs’ün öğrencisi olmayan Zhu Xi, Konfüçyüs Tapınağı’nda insanların tapmalarını kabul ediyordu. Zhu Xi’nin Konfüçyüsçü düşüncesi, Yuan, Ming ve Qing dahil 3 hanedanda büyük etki yarattı ve 3 dönemin resmi felsefesi olmuştu. Zhu Xi, Konfüçyüs’ün ardından Çin’in eğitim tarihine damga vuran diğer bir Konfüçyüsçülük ustasıdır.

    Daoizm’in kurucusu Lao Zi (M.Ö. 571-471), Çin tarihindeki ünlü filozof, düşünür, edebiyatçı ve tarihçilerden biri. Lao Zi’nin düşüncesi Çin’in felsefe biliminin gelişmesinde derin etki yarattı. Lao Zi’nin kaleme aldığı Dao Yolu Öğretisi, dünya genelinde en çok basılan eserlerden biridir.

    Cai Yuanpei (1868-1940), Çin’in yakın tarihindeki ünlü eğitimci, devrimci ve siyasetçiydi, Çin Cumhuriyeti’nin Eğitim Bakanıydı. Beijing Üniversitesi’nin rektörlüğünü yaptığı dönemde üniversitede reform gerçekleştirerek, akademik araştırmaları ve özgürlüğü teşvik etti. Onun başkanlığında Çin’in yakın tarihindeki yüksek eğitime dair ilk yasa olan Üniversite Yasası saptandı. Çin’de kapitalist demokrasi sisteminin kurulmasına büyük katkılar sağladı.

    [Devamını Oku]
    2021-09-13
  • Suzhou el sanatlarıyla ilgili çarpıcı belgesel

    Suzhou'nun Büyülü Zanaatkârlığıbelgesel filminin afişi

    Çinliler, eskiden çocukların gözdesi olan tavşan fenerlerinden daha karmaşık olanlara kadar çeşitli renk, şekil ve boyutlardaki fenerlerle geceleri aydınlatırdı.

    Fenerler, sadece ışık vermekle kalmaz, sıcaklık, karşılama, misafirperverlik ve birlik gibi hisleri temsil ederdi.

    Fener yapımı, Çin’de bin 500 yıllık geçmişe sahip bir gelenek. Çin’in doğusundaki Jiangsu eyaletinde yer alan Suzhou kenti, bir zamanlar fener üretiminin merkeziydi. Dengcai (bayram feneri) olarak bilinen eşsiz bir fener tarzı, Suzhou'nun ünlü klasik bahçelerinde görülebilen geleneksel mimarinin ana hatlarını taşımaktadır.

    70'li yaşlarındaki Wang Xiaowen, 50 yıldan fazla bir süredir bayram fenerleri yapıyor. Bölgeye özgü bu zanaatın ulusal düzeydeki tek aktarıcısı olan Wang Xiaowen, fenerlerin elektrikli lambaların gölgesinde kalmasının etkisiyle karşı karşıya.

    Her şeye rağmen, el yapımı fenerlerin hâlâ kent sakinlerini büyüleyebileceğine inanan Wang, yarı saydam bir etki yaratmak için kâğıt kesme becerilerini fenercilik zanaatıyla birleştiren Suzhou fenerleri efsanesini gerçeğe dönüştürmek için çalışıyor. .

    “ Suzhou'nun Büyülü Zanaatkârlığı” belgeselinde Çin tarzı peyzaj unsurları taşıyan Suzhou nakışı)

    Wang’ın hikâyesi, 10 Temmuz’da Çin’de gösterime giren “Suzhou'nun Büyülü Zanaatkarlığı” (The Magical Craftsmanship of Suzhou) adlı belgeselle kayıt altına alınarak tüm dünyanın beğenisine sunuldu.

    Belgesel, Suzhou’daki dokuz bölgesel el sanatını temsil eden 12 sanatçının öyküsüne odaklanıyor. Faklı bölgelerden gelen ve farklı yaşlarda olan sanatçıların ortak özelliği, hayatlarını bu sanat ve zanaatları korumaya ve aktarmaya adamış olmaları.

    Fener yapımının yanı sıra, belgeselde 2009 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine alınan, Songjin ismiyle bilinen Suzhou sırmalı ipek dokuma, Suzhou nakışı, Ming (1368-1644) mobilyaları ve zeytin çekirdeği oymacılığı gibi el sanatları da anlatılıyor.

    Belgeselde yer alan el sanatları, Suzhou'daki somut olmayan kültürel miraslara sadece “kaçamak bir bakış” sayılabilir, zira kent eski zamanlardan beri halk sanatlarının merkeziydi. Suzhou, ayrıca 2014 yılında UNESCO tarafından Yaratıcı Şehirler Ağı Programı (Creative Cities Network) kapsamında Yaratıcı El Sanatları ve Halk Sanatları Şehri listesine dâhil edilmişti.

     Suzhou nakış ustası

    Belgeselin yapımcısı Li Hong, "Yaratıcı Şehirler Ağı'na katılmanın, Suzhou'nun geleneksel kültürünü ve modern dönüşümünü daha fazla insanla paylaşmak için bir fırsat olduğunu düşündük. Bir belgesel de bunu sunmak için harika bir araç." dedi. Li, aynı zamanda Suzhou'nun somut olmayan kültürel miras koruma ve yönetim ofisinin direktörlüğünü yürütüyor.

     Bayram fenerleri üzerindeki kâğıt süslemeler

    Adı geçen geleneksel el sanatlarının birçoğu, uzun geçmişlerine rağmen, aktarıcıların yaratıcılıkları sayesinde sürekli olarak evriliyor. Suzhou nakışı ustası olan Shen Shou’nun (1874-1921) Batı sanatından ilham alarak, nakşı realist yağlı boya eserlere benzeten bir teknik dahi icat etti.

    Belgeselde, basitleştirilmiş iğneyle delme tarzının mucidi ve inovatif bir modern zaman nakışçısı olan Yao Huifen'in hikâyesini öğrenmek de mümkün. Yao, nazik iğne işçiliği ve sınırlı renk seçeneği ile Rönesans döneminden imajları ipek kumaşın üzerine işleyebiliyor. .

    İkonik eserlerinden biri, Leonardo da Vinci'nin otoportresinin işlemeli reprodüksiyonu olan Yao, "İğne ve ipliklerin canlı olduklarını, Da Vinci ile kendi dilleriyle iletişim kurduklarını hissediyorum." dedi.

    Belgeselin yapımcısı Li Hong, Suzhou'nun geleneksel el sanatlarının çoğunun uluslararası ölçekte ilgi gördüğünü ve uluslararası ortaklıklar üzerinden yenilik arayışında olduğunu belirtiyor.

    Suzhou’da düzenlenen “Zigang Cup” adlı yeşim oymacılığı yarışmasına COVID-19 salgınından önce her yıl Çin dışından onlarca kişi katılıyordu. 

    [Devamını Oku]
    2021-09-13