
|
|||||||||||||||||||||
|
Şimdi dinlediğiniz ses, Olimpiyat Oyunları'nın kurucusu olan Baron Pierre De Coubertin'in yazdığı "Ode Sport" adlı şiirden uyarlanan ve aynı ismi taşıyan şarkı ve dans gösterisinden alındı.
Çin Edebiyat ve Sanat Derneği'nin sponsorluğuyla düzenlenen Çin Uluslararası Halk Sanatı Festivali'ne 23 ülke ve bölgeden bine yakın sanatçı katıldı. Alman Mecclur Berg Pommeraner Folk Dansı Grubu'ndan George Millor, Çin'e ilk defa geldiğini ve bundan çok mutlu olduğunu ifade etti:
"Bizim bu danslarımız Almanya'nın kuzey bölgesinde yaygın olan bir tür halk müziği ve dans çeşidi. Çok sayıda hikaye ve tarihi içeren bu yapıtın birkaç yüzyıllık geçmişi var. Bu geleneksel dansı popüler hale getirmek için büyük çaba sarf ettik. Dans grubumuz sık sık dünya turnesi yapıyor, ancak Çin'e ilk defa geldik. Festivalin organizasyonu çok iyi, sanatsal açıdan çok zengin, çok beğendik."
Festival sırasında farklı ülkelerin halk sanatlarını izlediğine işaret eden George, her ülkenin sanatının farklı olmasına rağmen ortak özelliğin de söz konusu olduğunu, yani milli özelliği taşıyan programın en çok olumlu karşılandığını kavradığını sözlerine ekledi.
Tanzanya'dan "Kahramanım" adlı sanat topluluğunun üyelerinin tümü gençler. Bu gençler geleneksel davul müziğini modern gösterim tarzıyla birleştirerek, izleyicilerin beğenisini kazandı. Topluluğun başkanı Maurus Wibirilli, geleneksel sanatların ve halklararası temasların gelişmesi için geleneklerden vazgeçilmemesinin yanı sıra büyük cesaretle yaratıcılık gösterilerek çağdaş insanların zevklerin ehitap edilmesi gerektiğini dile getirdi:
"Geleneksel çalgıları kullanıyoruz, gösterim tarzı ve programımız ise modern. Bu, bir yandan gelenekleri, atalarımızı ve tarihimizi unutmadığımızı gösteriyor. Ancak diğer yandan ilerleme için gençlere şans tanımalıyız. Ayrıca bu çalgıları daha da geliştirmeliyiz, geleneksel çalgılarımızla daha çok müzik yapıtı seslendirmeliyiz, daha çok ülkeden halkın Tazanya'nın sesini duymasını sağlamayız."
Maurus'un bu düşüncesi, çok sayıda halk sanatçısının duygusunu temsil ediyor. Halk sanatının aktarılması ve geliştirilmesi, zor bir konudur. Yaşam temposunun hızlanması ve tüketim tarzlarının çoğalması, halk sanatları üzerinde baskı oluşturdu. Ataların yaşam tarzı bizden uzaklaşırken sevdikleri sanat ve taşıdığı değerler de yavaş yavaş kayboluyor.
Milli ve geleneksel kültürel hatıraları korumak için uluslararası toplum çeşitli önlemler aldı. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Ögütü (UNESCO) 2001'de Dünya Kültürel Çeşitlilik Deklarasyonu, 2003'te Maddi Olmayan Kültür Mirasları Anlaşması'nı onaylayarak, halk sanatı dahil maddi olmayan kültür miraslarının korunmasının önemini vurguladı.
Merkezi Avusturya'da bulunan Uluslararası Halk Sanatları Örgütü'nün şu an 130'dan fazla üye ülkesi var. Geleneksel halk sanatlarını korumayı güçlendirmeyi amaçlayan bu örgütün başkan yardımcısı Etienne Vankeirsbilck, şimdiye kadar beş ayrı dönemde Çin Uluslararası Halk Sanatı Festivali'ne katılarak, Çin'de halk sanatlarının korunması ve gelişme sürecine tanıklık etti. Etienne, geleneksel kültür ve sanatların çağla birlikte değişmesi halinde geleceğe aktarılabileceğini kaydetti:
"Geleneksel şeyler durmadan değişiyor. Eğer bunlar değişmese, milli özellikler taşıyan sanat ve kültürde durgunluk meydana geldiğini söyleyebiliriz. Çin, geleneksel şeylerin değiştiği bugünlerde kendine özgü tarzlarla geleneksel halk sanatını gelecek nesillere aktarıyor, yabancıların Çin'in geleneksel sanat değerlerini tanımasını sağlıyor. Bu çok önemli."
Etienne, Uluslararası Halk Sanatı Örgütü ve UNESCO gibi örgütlerin milli kültür geleneklerinin korunması sorununu büyük ilgiyle izlediğini, bu konularda varılan bazı hükümetler arası anlaşmanın dünya ülkelerinin halk sanatlarını koruma çalışmalarını güçlendirdiğini sözlerine ekledi.
© China Radio International.CRI. All Rights Reserved. 16A Shijingshan Road, Beijing, China. 100040 |