Hakkımızda | CRI  Hakkında | Eski Versiyonumuz
 
Türkler'den Çin'e Bakış | Ekonomi, Bilim ve Sağlık | Xinjiang | Çin Ansiklopedisi
Ana sayfa | Haber & Gündem | Kültür & Sanat | Yaşam Panoraması | Spor | Çin'i Gezelim | Çince Öğreniyoruz | Sanal Türk-Çin Dostluk Kulübü | Ankara Radyosu

Asya'dan Asya'ya mektup (08-24-2007)

(GMT+08:00) 2007-08-24 18:16:40 cri

"Aylaklar

Bütün bir gün sırtüstü

uzanıp dere kıyısında

dinledik suyun akışıyla

kavakların hışırtısını

Mor incirler kopardık

kuşluk vakti dallardan

soğuttuk soğuk sularda

ürküterek kurbağaları

Öğleye doğru köylüler

bir sepet kehribar üzüm

ve domates getirdiler

bir topak da peynir

Onlar işlerine döndüler

biz yalnız kaldık yine

umursamaz tarlakuşları

uçuşup durdu üstümüzde

İkindiye doğru derede

taş sektirdik, yüzümüzü yıkadık

bir taş atımı ötede

sıçrayıp kaçtı bir dağ tavşanı

Akşamın bir vaktinde

köylüler sepetleriyle

ve türküleriyle gelip

kondular dere kıyısına

Meşe dalları toplanıp

ateş yakıldı orta yere

çevirdik erafını hepimiz

konuştuk şundan bundan

Sonra kıvrılıp yattılar

uyuyakaldılar hemencecik

Ortada küllenen ateş

gökte yürüyen ay kaldı

Uyuyamadık biz bir zaman

Çobanların çok ötelerden

gelen türkülerini dinledik

bir de kendi nefeslerimizi

Sabah erkenden gittiler

biz kaldık yine orada

ve yine sırtüstü uzanıp

dinledik kendimizi bir süre

Ne köylüler yüz verdi bize

ne de bütün bir gün

dere kıyısında

düdüğünü öttüren çocuk

Ahmet Telli"

Canım Kızım

Yazın maviliğinden yeniden merhaba,

Bu mektubumda sana Altay Atlı'nın "Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkileri İçin Bir Yol Haritası" başlıklı çalışmasından bölümler aktarmaya devam edeceğim. Çalışmanın "Çin günah keçisi haline getirilmemelidir" başlıklı bölümünde şunlar kaydediliyor:

"Küresel ticarette Çin'in "oyunun kurallarını değiştirdiği" gerçeği karşısında, Türkiye'nin yapması gereken bu değişiklikten şikayetçi olmak ve Çin'i suçlamak yerine, değişen şartlara ayak uydurarak küresel çerçevede kendisini doğru konumlamak için gerekli dönüşümü gerçekleştirmektir. Çin, bu açıdan bakıldığında bir tehdit değil, bu

dönüşümün gerçekleştirilmesi için bir itici güç, bir motivasyon unsurudur. Bu alanda en iyi örnek yine tekstil sektöründen verilebilir. Gerek iç pazarda gerekse ihracat pazarlarında üstünlüklerini Çinlilere kaptıran Türk tekstil ve hazırgiyimcileri kısa vadede bu durumdan zarar görmüşlerse de, sektör sadece korumacı önlemlerle yetinip kısa vadede günü kurtarmaya çalışmamış, fason üretim ağırlıklı bir yapıdan, katma değerli, kendi markasına ve tasarımına ağırlık veren bir yapıya yönelmiştir. Burada da devlet, sivil toplum kuruluşları ve şirketlerin eşgüdümlü çalışması başarının temeli olmuştur. Örneğin, İTKİB ve İHKİB gibi meslek kuruluşlarının moda tasarımını ve genç tasarımcıları destekleyen çalışmaları, bu çerçevede ciddi ölçüde fark yaratmaktadır. Önemli olan tekstil gibi Çin'i tehdit olarak algılayan diğer sektörlerde de benzer çalışmaların yapılarak dönüşümün sağlanması ve "bir üst kulvara" geçilmesidir."

"Doğrudan yatırım, çift yönlü bir yol olmalıdır" başlıklı bölümde ise şu sözler yer alıyor:

"1970'li yılların sonlarından itibaren Çin'in ekonomik açıdan dünyaya açılmasının en önemli sonuçlarından birisi de başta Batı ülkeleri ve Japonya olmak üzere yabancı ülkelerden firmaların bu ülkede yatırım yapmaya, fabrikalar kurmaya başlamaları olmuştur. Çin'de yatırım yapmanın başta düşük maliyetler olmak üzere birçok avantajı vardır. 2006 yılı itibariyle, Çin'de 190 ülkenin yatırımı bulunmaktadır ve ülkedeki doğrudan yabancı yatırımların kümülatif miktarı 692 milyar dolar seviyesini

bulmuştur. Yabancı sermayeli işletmeler Çin ekonomisindeki katma değerli üretimin yüzde 27'sini ve dış ticaretin yüzde 58'ini gerçekleştirmekte ve 24 milyar Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşına istihdam sağlamaktadır. Yabancı yatırımların Çin ekonomisinde

böylesine önemli bir yeri varken, ülkedeki kayıtlı 26 Türk firmasının Çin'deki toplam yatırımı sadece 25 milyon dolar seviyesindedir. Bu oran, Çin'deki toplam yabancı

yatırımın yaklaşık yüzde 0.004'üne tekabül etmektedir. Kıyaslama yapılacak olursa, Çin'deki en büyük Avrupalı yatırımcı olan Almanya'nın bu ülkede 3,300 firması faaliyet göstermektedir ve toplam 13.8 milyar dolarlık bir yatırımı söz konusudur.

Uzun vadeli, sürdürülebilir ekonomik ilişkilerin tesis edilebilmesi için, bu ilişkilerin ticaretle sınırlı kalmaması, Türk firmalarının Çin pazarına yatırımlar yoluyla

da girip burada kalıcı olmaları gerekmektedir. Sayıları sınırlı olsa da Çin'deki Türk yatırımları başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bunlara örnek olarak Demirdöküm'ün Dongguan Eyaleti'ndeki yağlı radiator fabrikası, Sabancı Holding'in Qingdao'daki naylon fabrikası, Çimtaş'ın Ningbo'daki fabrikası ve Fabeks'in İç Moğolistan'daki ipek ve kaşmir üretimi gösterilebilir. Son olarak da Arçelik, Changzou kentindeki bir çamaşır makinesi fabrikasının tamamını satın almıştır.

Çin'deki Türk yatırımlarının artırılması konusunda iki önemli husus söz konusudur. Birincisi, Çin'e büyük, kurumsallaşmış, sosyal sorumluluk bilinci yüksek Türk firmalarının girmesi teşvik edilmelidir; aksi taktirde söz konusu firma Çin pazarına girse bile kalıcı olamayacaktır.

Çin pazarında kalıcı olabilmenin tek yolu "en az Çin'den kazanılan kadar, Çin'e de kazandırmak"tır. İkinci olarak ise, burada yatırım yapacak olan Türk firmaları, Çin'i

artık sadece ucuz işgücü ve girdi temelinde değerlendirmekten vazgeçmeli ve Çin'in hızla artan teknolojik ve bilimsel kapasitesini de gözönünde bulunarak planlarını buna göre yapmalıdır. Çin, sadece ucuz tekstil ürünleri, oyuncak vs imal eden bir ülke değildir. Çin'in "yüksek teknoloji" ihracatı, 1989 yılından 2005 yılına kadar tam 110 katı artarak 220 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır.

Diğer yandan, Çin üniversitelerinden her yıl mezun olan mühendislerin sayısı ABD üniversitelerinden mezun olanların 4 katıdır ki, bu tabloya başka ülkelerde mezun

olup Çin'e dönen mühendisleri de katmak gerekir. Türk firmalarının Çin'e sadece ucuz işgücü değil beyin gücü için de gitmeleri teşvik edilmelidir. Bu yeni yaklaşıma en çarpıcı örnek, başkent Pekin'de 100 milyon dolarlık bir yatırımla araştırma laboratuarı açarak burada Çin'in en parlak beyinlerinden 400 mühendisi istihdam etmiş olan Microsoft firmasıdır.

Dış ticaretin teşvik edilmesi ve yön kazandırılması konusunda DTM'nin oynadığı önemli rolün benzerini dış yatırımlar konusunda TÜSİAD ve DEİK gibi sivil toplum

kuruluşları tarafından üstlenilmiş olduğu görülmektedir. Nitekim, bünyesinde Türk-Çin İş Konseyi'ni de bulunduran DEİK'in resmi tanıtımında "Türk işadamları için cazip bölgelerde Türk yatırımlarının artması ve teşvik edilmesi yönünde çalışmaları da sürdürmektedir" ifadesi yer almaktadır ve her iki kuruluş da bu konuda bugüne kadar dünyanın değişik bölgelerinde önemli projelere imza atmışlardır. Bu tür sivil toplum kuruluşlarının ve meslek kuruluşlarının Çin'de daha etkili olmaları için mutlaka bu ülkede fiziksel olarak var olmaları ve aktif lobi çalışmaları sürdürmeleri gerekmektedir. TÜSİAD'ın Pekin Ofisi'nin 27 Kasım 2007 tarihi itibariyle faaliyete geçecek olması bu açıdan sevindirici bir gelişmedir. Türkiye, giderek yabancı yatırımcılar için bir cazibe

merkezi haline gelmektedir ve 2003 yılında 1.8 milyar dolar olan doğrudan yabancı yatırım girişi 2006 yılı itibariyle 20 milyar dolara yükselmiştir. Diğer yandan, Çin de diğer ülkelerde yaptığı yatırımları artırmaktadır. 2006 yılında bu ülkenin dışarıda yapmış olduğu yatırımlar bir önceki yıla göre yüzde 32 oranında artarak 16.1 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve Çin'in yurtdışındaki yatırımlarının kümülatif oranı 73.3 milyar dolara yükselmiştir. Türkiye giderek daha fazla sermaye çeker ve Çin giderek dışarıdaki yatırımlarını artırırken, Türkiye'deki Çin yatırımlarının az sayıda beyaz eşya, binek araç, hediyelik eşya, vs firmasıyla sınırlı kalmış olması şaşırtıcı bir durumdur.

Yakın geçmişte, Türk firmalarının Çin'deki yatırım imkanlarından yeterince faydalanmaması "tren kaçırma" analojisi ile değerlendirilmekteydi. Ancak küresel

ekonominini bugün gelmiş olduğu noktada, trenin asıl Çin'in giderek büyüyen sermaye ihraç potansiyelinden Türkiye'nin yeterince pay almaması nedeniyle kaçtığını

söylemek mümkündür. Çin'de yatırım yapmak Türk firmalarına şüphesiz ki kazanç sağlayacaktır, aksi taktirde yatırım zaten yapılmaz. Diğer yandan büyük Çin firmalarının

ve özellikle de dev kamu iktisadi teşebbüslerinin Türkiye'de yatırımlar yapmaları (özellikle de "greenfield" yatırımlar), sadece ilgili firmalara değil bütün olarak Türk ekonomisine de artan sınai kapasite, istihdam, vergi geliri ve ihracat geliri şeklinde fayda sağlayacaktır. Çin firmaları için ise Türkiye'de yatırım, burayı iç pazara olduğu kadar Avrupa Birliği'ne, Ortadoğu'ya ve Avrasya bölgesine ihracat yapabilecekleri bir üretim merkezi olarak değerlendirme avantajına sahip oldukları için cazip gelecektir. Yapılması gereken, iki tarafı uygun ve teşvik edici koşullarda bir araya getirmektir ki, burada yine devletin, sivil toplum kuruluşlarının ve şirketlerin eşgüdümü gerekmektedir."

Kızım haftaya bu konuyu sürdürmek üzere seni özlem ve sevgiyle kucaklıyorum.

Öptüm.

Baban Cemil Kaptan

24 Ağustos 2007

"Aşk Özeti

zaman zaman anlardın

aşk özetini

zamanın içinde aşk olmasaydı

böyle yanmazdın

böyle serzenmezdin

aşk özetinde seni

seni

bulmazdım....

Murathan Mungan"

  İlgili Haberler
  Yorumunuzu Gönderin
Yayın Çizelgesi
Günlük Konuşma
• Ders 45 Kayıt yaptırmak
• Ders 44 Kaybedilen önemli belgeler için bildirimde bulunmak
• Ders 43 Kredi kartı kullanmak
• Ders 42 Havale yapmak
• Ders 41 Ödemek
Diğer>>
Tavsiye Edilen Programlar
• Çin döviz rezervleri ve Amerika
• Amerika'yı "kazanmak" stratejisi
• "Avrupa futbol takımları 18 yaşı altındaki yabancı futbolcuları almamalı"
• Çin Seddi'nde Beşiktaş kutlaması
• "Çıplak ayaklı doktorlar"dan köy hastanelerine
• Makam sanatının "ilkbaharı" için
• Dışlanan rejimlerle ilişkiler...
• An Lee, Booker ödüllüromanını peyaz perdeye aktaracak
• Almanya Badminton Açık Turnuvası'nda en büyük galibiyet Çin takımının
• "Çirkin ördek yavrusundan güzel kuğu"ya dönüşen halterci Chen Xiexia
Diğer>>
china radio international china radio international

© China Radio International.CRI. All Rights Reserved. 16A Shijingshan Road, Beijing, China. 100040