Hakkımızda | CRI  Hakkında | Eski Versiyonumuz
 
Türkler'den Çin'e Bakış | Ekonomi, Bilim ve Sağlık | Xinjiang | Çin Ansiklopedisi
Ana sayfa | Haber & Gündem | Kültür & Sanat | Yaşam Panoraması | Spor | Çin'i Gezelim | Çince Öğreniyoruz | Sanal Türk-Çin Dostluk Kulübü | Ankara Radyosu

Asya'dan Asya'ya mektup (08-17-2007)

(GMT+08:00) 2007-08-17 15:07:10 cri

"Mavilere Uyanmak

yedi iklim geçer,

ağarıp solan güz ışıklarından

yalan pencerelere doğru...

uykularda olur ne olursa

yangınlar,

takvim ziyanları,

gömülü sevdalar...

iksir gibi yayılır

hücrelerimin rehavetine ıslaklığın

düş tüccarları ağır mesaidedir...

uykularda olur ne olursa,

talanlar

ve beton serinliği

inşaat halindeki aşkların...

uykularda ölür ne ölürse,

kıpırdayan su

gülümseyen yel...

yedi iklimin oralarda

kavalını kırmış bir çobandır

gökyüzü,

aklında new orleans

heybesinde caz!

yedi iklimin

bar olduğu yerdedir uykunun

alkol imparatorluğu

kalabalık avındadır bakışlar...

uykularda olur ne olursa,

bitmez efkar kırları

bazı saçlarda

ve ölüm gibi suskunluklar açar

derin kuyularda...

ve şaka gibi

ve sarsak sarsak

ve kımıl kımıl

bir yaşamaktır

MAVİLERE UYANMAK

en kesif karanlıklara kafa tutan

gözlerinin mavisine kuşanmak...

senin kanatların var,

benim köylü yüreğim...

operada tezek kokusu

bu şehirdeki varlığım! ..

beni taşıyacak vesaitim yok

bu caddeüstü sevdada

ellerinden gayrı..

'gayrı dayanamam ben bu hasrete'

ya beni de yitir

ya sen de git

beni götürdüğün yere...

türküleri sev

yalan kahkahalardan uzak dur

canımın suyuyla yıka ellerini..

aklımın maharetiyle giydir

en mavi yerlerini...

senin adın

buzul mavisi!

çünkü mavilerde uyur,

benden sana geçen

sende beni kalkındıran ne varsa!

sevdiğim, açlığımın uzak ufku,

her sabah;

güneşten ne zaman işaret alırsan

ne zaman dar gelirse soluğun

böyle uzun sarılmaklara,

fikrini kurcalarsa eğer

açık korkular,

işte o zaman

mavilere,

mavilere

uyandır beni...

Yılmaz Erdoğan"

Canım Kızım

Yazın maviliğinden merhaba,

Bu mektubumda sana Altay Atlı'nın "Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkileri İçin Bir Yol Haritası" başlıklı çalışmasından bölümler aktarmak istiyorum:

BİR YOL HARİTASI

"Yüksek büyüme oranları ile dikkat çeken Çin ekonomisi,

2006 yılında yüzde 10.7 ile 1994'ten bu yana en yüksek

büyüme oranına ulaşmıştır. 2006 yılında Çin'in ticaret

hacmi 1.76 trilyon dolar olarak gerçekleşmiş ve 177.5

milyar dolarlık bir ticaret fazlası söz konusu olmuştur.

Aynı yıl içerisinde ülkeye giren doğrudan yabancı yatırım

miktarı ise 69.5 milyar dolar seviyesindedir.

Çin'in giderek küresel ekonominin daha iddialı bir aktörü

haline geldiği bu dönemde, Türkiye'nin bu ülkeyle

ekonomik ve ticari ilişkilerinin henüz arzu edilen seviyeye

ulaşmadığı; Çin'in Türkiye için ekonomik açıdan bir

"tehdit" olarak algılanışının yanında bir "fırsat" olarak

değerlendirilmesinin yetersiz kaldığı gözlemlenmektedir.

Halihazırda, Türkiye'nin Çin karşısında hızla artan

bir ticaret açığı olduğu gibi, karşılıklı olarak yatırım ilişkileri

de son derece zayıf durumdadır. Türkiye İstatistik

Kurumu'nun (TÜİK) açıklamış olduğu verilere göre

2006 yılı itibariyle Türkiye'nin Çin'e yapmış olduğu ihracat

693 milyon dolarken, bu ülkeden yapılmış olan

ithalatın toplam tutarı 9.6 milyar doları bulmuştur. 1993

yılında Türkiye'nin Çin ile ticaret fazlası varken ihracatın

ithalatı karşılama oranı yüzde 201 olarak gerçekleşmiş,

ilerleyen yıllarda ise ithalat ihrcattan daha hızlı artarak

bir açık söz konusu olmuş ve 2006 yılına gelindiğinde

ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 7'ye kadar düşmüştür.

Diğer yandan, Türk firmalarının Çin'deki doğrudan

yatırımları da sınırlı sayıdadır.

Tarihsel gelişim. Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında

diplomatik ilişkiler, 5 Ağustos 1971 tarihi itibariyle

tesis edilmiş, ancak iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik

ilişkilerin gelişmeye başlaması 1980'li yılların

başlarında söz konusu olmuştur. Bu açıdan, dönemin

Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Aralık 1982'de ve dönemin

Başbakanı Turgut Özal'ın Temmuz 1985'te Çin'e

yapmış oldukları resmi ziyaretler önemli birer kilometre

taşı özelliğini taşımaktadır.

İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin seyrini

Türkiye'nin Çin algılamasındaki değişiklikleri temel alarak

üç döneme ayırarak incelemek mümkündür:

1) "İrrasyonel Pragmatizm" Dönemi. Çin Halk Cumhuriyeti'nin

Deng Xiaoping liderliğinde ekonomisini dış

dünyaya açmaya başladığı bir dönemde Türkiye de bu

gelişmeden etkilenmiş ve oluşan fırsatları değerlendirmek

için gerek devlet, gerekse özel sektör olarak girişimlere

başlamıştır. Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan

Evren'e atfedilen "Her Çinliye birer portakal satsak

zengin oluruz" sözünün net bir şekilde ifade ettiği bu

dönemdeki Çin algılaması, Çin pazarı hakkında yeterli

bir bilgi birikimi üzerine konumlandırılma- mı ş ,

büyük ölçüde Çin nüfusunun büyüklüğü

ile bağlantılı bir pazar

potansiyeli anlayışı üzerine

kurulmuştur. Dolayısıyla,

bu büyük pazara ihracatı

artırmak hedeflenmiş, ancak bir

yandan yeterince bilgi ve deneyime sahip olunmaması

ve diğer yandan 1980'li yılları ve 1990'ların başlarını

kapsayan bu dönemde Çin'de ticaret bariyerlerinin

oldukça yüksek olması nedeniyle Türk firmaları Çin pazarından

bekledikleri faydayı sağlayamamıştır.

2) "Rasyonel Pragmatizm" Dönemi. Bu dönem, Türk iş

çevrelerinin Çin pazarında deneyimlerini artırmaya başladıkları

ve ihracat yerine ithalata yöneldikleri dönemdir.

Bir yanda Çin pazarına ihracatın güçlükleri, diğer yandan

düşük maliyet avantajına sahip olan Çin ürünlerinin

cazibesi ve dolayısıyla Türkiye'de oluşan yüksek kar

marjları nedeniyle 1995 yılından sonra Türkiye'nin Çin'e

ihracatı azalmaya, bu ülkeden yapılmakta olan ithalat

ise hızla artmaya başlamıştır. Çin'in ticaret bariyerlerinin

azalmaya başlaması ve 2001 yılında bu ülkenin

Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) üye olması, Türkiye'nin

ihracatından çok ithalatını tetiklemiştir. Nisan 2000'de

Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin'in Türkiye ziyareti sırasında

iki ülke arasında imzalanmış olan ve daha yakın

işbirliği kurulmasına ilişkin ortak bildiri, Türkiye ile Çin

arasındaki ilişkiler açısından yeni bir dönemin başlamasını

sağlamış ve ilişkilerin gerek nicelik gerekse nitelik

olarak kuvvetlenmeye başladığı gözlemlenmiştir. Ancak

bu gelişimin ekonomik alandaki yansıması, büyük

ölçüde Türkiye'nin Çin'den yapmakta olduğu ithalatın

katlanarak artması şeklinde olmuştur. Özellikle 2002

yılından itibaren Türkiye'nin Çin'den yapmakta olduğu

ithalatta büyük artışlar kaydedilmiştir. Bu noktada,

düşük fatura ve açıktan ödeme gibi yöntemler ile bavul

ticareti nedeniyle gerçek ithalat miktarının resmi

rakamların üzerinde olduğunu da ifade etmek gerekmektedir.

Bu dönem Çin'in Türk ekonomisi bir "tehdit" olarak algılanmasının,

"fırsat" olarak değerlendirilmesine ağır

bastığı bir dönem olmuştur. Türkiye'nin iç pazarındaki

tehdit algılaması, büyük ölçüde hızla artan ithalatın bir

sonucu olarak değerlendirilebilir. DTÖ üyeliği sayesinde

Çin'in düşük maliyet avantajına sahip ürünleri, bir

çok alanda Türkiye'nin iç pazarında artan oranlarda

girmişler ve yerel üretim, Çin ürünlerinin bu avantajı

karşısında rekabet etmekte güçlük çekmiştir."

"3) "Uzun Vadeli Karşılıklı Fayda" Dönemi: Çin'in

artık sadece "tehdit" olarak görülmediği, sunduğu

"fırsat"ların ise sadece ucuz ithalat ile ve buna bağlı

kısa vadeli getiriler ile kısıtlı olmadığının giderek daha iyi

anlaşıldığı bu döneme Türkiye henüz girmektedir. Çin

algılaması ciddi bir şekilde değişmektedir ve buna bağlı

olarak uygulama bazında da yeni yönelimler oluşmaktadır.

Çin'in yükselişinden, ekonomik açıdan dünyaya

açılmasından Türkiye'nin fayda sağlayabilmesi, ancak

bu ülkeyle karşılıklı fayda anlayışı üzerine kurulu, uzun

vadeli ve çok boyutlu ekonomik ilişkilerin tesis edilmesi

suretiyle mümkün olacaktır.

Bu çalışmanın amacı da, bu yeni sürecin sürdürülebilirliği

için öneriler getirmektir. Çin ile ekonomik ilişkiler

uzun vadeli olarak karşılıklı fayda prensibi üzerine inşa

edilirken, öncelikli olarak mevcut sıkıntıları ele almak,

sebeplerini net olarak tanımlamak ve bu konuda doğru

ve amaca uygun çözümler üretmek gerekmektedir.

Türkiye'nin Çin ile giderek büyüyen bir ticaret açığı

vardır. Bu sorunla mücadele etmek, sadece korumacı

yöntemlerle mümkün değildir. Çin'den yapılan ithalat,

ekonomik rasyonalite çerçevesinde yapılmaktadır ve

bundan ithalatı gerçekleştiren Türk firma kazanç sağlamakta

olduğu kadar Çin malları sayesinde Türk tüketicisinin

de alım gücü artmaktadır. Bu nedenle açığın

kapatılması çerçevesinde ithalat yerine ihracat tarafına

odaklanılması daha faydalı olacaktır. Bu konuda T.C.

Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın 2005 yılında

yayınlamış olduğu "Asya-Pasifik Stratejisi" etkili bir

çerçeve oluşturmuştur. Bundan sonra yapılması gereken,

devlet, sivil toplum kuruluşları (işadamı örgütleri)

ve ihracatçı firmalar arasında kurumsallaştırılmış bir

eşgüdüm sağlanarak söz konusu stratejinin proaktif bir

şekilde çalışmasını sağlamaktır.

Bugün Türkiye'nin Çin'e ihraç etmekte olduğu ürünlere

bakıldığında, Çin'in spesifik ihtiyaçlarını karşılayan "niş"

ürünlerin ağırlıkta olduğu görülmektedir. Örneğin, Çin'in

hızla büyüyen inşaat sektörü, bu ülkede üretilmeyen bir

takım yapı malzemelerine talebi artırmış ve Türk firmaları

özellikle mermer ve granit kalemlerinde önemli

ihracat fısatları yakalamışlardır. Diğer yandan Çin'de

giderek bir orta sınıfın oluşması ve bu kesimin harcanabilir

gelirinin artması, lüks tüketim mamüllerine olan

talebi artırmış ve bu fırsatı Türk mücevher firmaları iyi

değerlendirmişlerdir. Bu tür bireysel başarı öykülerini,

sistemli bir girişim haline getirmek esastır. Türkiye'nin

rekabet avantajına sahip olduğu alanlar, Çin'in ihtiyaçları

ve değişen koşullarından kaynaklanan talepler ile

karşılaştırılarak, potansiyeli yüksek ihracat kalemleri

tespit edilmeli ve Türk üreticilerinin bu kalemlerde Çin'e

ihracat yapmaları için özel teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir.

Burada esas olan, belirlenmiş olan kalemlerde

üretim yapanların Çin'e ihracat yapmalarını beklemek

ve ondan sonra destek vermek değil, onlara bu konuda

yönlendirici olmaktır. "Ben Çin'e ihracat yapmak istiyorum"

diyen KOBİ'ye destek olmanın ötesinde KOBİ'lere

gidip "Senin ürünün çok uygun, Çin'e ihracat yapmalısın,

ben sana yardım edeceğim" diyebilecek yapıyı oluşturmak

birincil hedef olmalıdır."

Canım kızım gelecek mektupta bu makaleden bölümler aktarmaya devam edeceğim. Seni özlem ve sevgiyle kucaklıyorum.

Öptüm.

Baban Cemil Kaptan

17 Ağustos 2007

"Ben Ölecek Adam Değilim

Kapımı çalıp durma ölüm,

Açmam;

Ben ölecek adam değilim.

Alıştım bir kere gökyüzüne;

Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.

Sıkılırım,

Kuşlar cıvıldamasa dallarında,

Yemişlerine doymadığım ağaçların,

Yağmur mu yağıyor,

Güneş mi var,

Farketmeliyim

Baktığım pencereden.

Deniz görünmeli çıksam balkona.

Tamamlamalı manzarayı

Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.

Ekmekten olamam doğrusu,

Nimet bildiğim;

Sudan geçemem,

Tuzludur teneffüs ettiğim hava.

Ya nasıl dururum olduğum yerde,

Öyle upuzun yatmış,

İki elim yanıma getirilmiş,

Hareketsiz,

Sükûta râmolmuş;

Sanki devrilmiş bir heykel?

Ellerim ne der sonra bana?

Soğumuş kalbime ne cevap veririm?

Utanmaz mıyım ayaklarımdan?

Kalkmalıyım,

Dolaşmalıyım,

Sokaklarda, parklarda.

El sallamalıyım

Giden trenlere,

Kalkan vapurlara.

Bilmeliyim,

Gölgelerin boyundan,

Saatin kaç olduğunu...

Islık çalmalıyım.

Türkü söylemeliyim

Yol boyunca,

Keyfimden ya hüznümden.

Geçmiş günleri hatırlamalıyım,

Dalıp dalıp akarsuya,

Hayaller kurmalıyım,

Güzel geleceğe dair.

Yanımdan geçenler olmalı,

Selâm almalıyım;

Robenson'u düşünmeliyim,

Garipliğini:

Şükretmeliyim

İnsanlar arasında olduğuma.

Nedir ki eninde sonunda ölüm?

Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?

Kapımı çalıp durma ölüm,

Açmam;

Ben ölecek adam değilim.

Cahit Sıtkı Tarancı "

  İlgili Haberler
  Yorumunuzu Gönderin
Yayın Çizelgesi
Günlük Konuşma
• Ders 45 Kayıt yaptırmak
• Ders 44 Kaybedilen önemli belgeler için bildirimde bulunmak
• Ders 43 Kredi kartı kullanmak
• Ders 42 Havale yapmak
• Ders 41 Ödemek
Diğer>>
Tavsiye Edilen Programlar
• Çin döviz rezervleri ve Amerika
• Amerika'yı "kazanmak" stratejisi
• "Avrupa futbol takımları 18 yaşı altındaki yabancı futbolcuları almamalı"
• Çin Seddi'nde Beşiktaş kutlaması
• "Çıplak ayaklı doktorlar"dan köy hastanelerine
• Makam sanatının "ilkbaharı" için
• Dışlanan rejimlerle ilişkiler...
• An Lee, Booker ödüllüromanını peyaz perdeye aktaracak
• Almanya Badminton Açık Turnuvası'nda en büyük galibiyet Çin takımının
• "Çirkin ördek yavrusundan güzel kuğu"ya dönüşen halterci Chen Xiexia
Diğer>>
china radio international china radio international

© China Radio International.CRI. All Rights Reserved. 16A Shijingshan Road, Beijing, China. 100040