Ana Sayfa > Video
  • Çin yoksullukla mücadelede kırsal içme suyu güvenliğine önem verdi

    2016'dan 2020'ye kadar, Çin hükümeti, kuzeybatı bölgelerin yoksul bölgelerindeki kırsal alanlardaki yerleşimlerin içme suyu güvenliği sorununu çözmek için 18,948 milyar yuanlık yatırım yaptı. 2,8 milyon yoksul insana musluk suyu sağlandı, böylece 12,191 milyon köylünün temiz suya erişim seviyesi iyileştirildi.

    71 yaşındaki yaşlı Nasir günde altı kez nehirden evine 20 kilogram ağırlığındaki bir kova suyu taşıyor. Nasir bu şekilde 60 yıldır yaşadı. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde bulunan Hotan ilçesine bağlı Ushikaibulong köyünde, 118 aile Nasir gibi her gün uzak mesafeden su taşıyordu. 2019 yılında, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Su Kaynakları Bürosu, dört ay çalışarak köye temiz su getirmeyi başardı. Mayıs 2020'de, bundan çok daha zor olan Jiashi İlçesi’ndeki projede, Çin hükümeti 1,7 milyar yuanlık yatırımla 2 bin kilometre uzunluğunda su boru hattının tamamlanmasını sağladı. Böylece Jiashi ilçesinde 400 binden fazla insana güvenle içebilecekleri musluk su ulaştırıldı.

    [Devamını Oku]
    2021-03-05
  • Çin yoksulluğa karşı zafer ilan etti

    Çin, yaklaşık 100 milyon insanı aşırı yoksunluktan kurtardığını ilan etti. 2020 yılına kadar ulusal düzeyde yoksulluk çeken 832 ilçenin tamamında yoksulluğun ortadan kaldırılmasını sağladıktan sonra kırsal alanlardaki mutlak yoksulluğu ortadan kaldırma mücadelesinde bir zafer kazandı. 

    [Devamını Oku]
    2021-02-25
  • E-ticaret, yoksul bölgelerin yoksulluktan kurtulmasına yardımcı oluyor

    2019'dan bu yana, Çin’in yoksul bölgelerinde 500 milyar yuandan fazla değerde tarım ürünleri satıldı. E-ticaret ve yüz milyonlarca Çin vatandaşlarının yardımıyla, ülkenin yoksullukla mücadele çalışmaları güçlü bir şekilde geliştirildi.

    Çin'in Gansu eyaleti Longnan bölgesinde, E-ticaret yoluyla yoksulluğu gidermek için hükümet, köylülere ücretsiz E-ticaret eğitimi ve canlı yayın ekipmanları sağladı. Longnan’ın E-ticaretle yoksulluğu azaltma çalışmaları, büyük başarı elde etti. O zamandan beri, E-ticaret Çin'in yoksul ilçelerinin üçte ikisine yayıldı ve kullanıldı. E-ticaret, yoksul bölgelerde üretilen tarım ürünlerinin Çin’in büyük tüketici pazarına girmesine yardımcı oldu ve Çin’de yoksulluğun azaltılmasında yeni bir yol açtı.

    [Devamını Oku]
    2021-02-25
  • Çin’de yoksulluğun bitirilmesinde memurların çabaları önemli

    Yoksullukla mücadele kapsamında evlerinden çok uzaktaki 128 binden fazla yoksul köye gönderilen devlet memurları özveriyle görevlerini yerine getirip, büyük bir başarıya imza attılar.

    Devlet memurlarından seçilen yetenekli kişiler, yoksullukla mücadelenin en ön saflarına gönderildi. Bu hareket, yoksulluğu azaltma görevinin zamanında tamamlanması için bir temel oluşturdu.

    Çin Komünist Partisi 18. Ulusal Kongresi'nden bu yana, ülkede 3 milyondan fazla devlet memuru, evlerinden çok uzaktaki 128 binden fazla yoksul köye gönderildi.

    [Devamını Oku]
    2021-02-24
  • Mobil Dünya Kongresi’nde Çin'in 5G’deki ilerlemeleri sunuldu

    Shanghai'da başlayan Mobil Dünya Kongresi’nde Çin’in 5G teknolojisindeki son gelişmeleri dünya çapındaki katılımcılara sunuldu. Etkinliğin en büyük katılımcılarından biri olan Huawei, büyük ilgi gördü. ABD yaptırımlarına ve COVID-19 salgınına rağmen şirket, 2020 için hem satış gelirinde hem de net kârda pozitif büyüme elde ettiğini duyurdu. 

    [Devamını Oku]
    2021-02-24
  • Yoksullukla mücadelede zorlu koşulların olduğu alanlardan taşındılar

    Ulaşımı zor olan yerlerde yaşayan ve geliri düşük olan 9.6 milyon kişi su, elektrik, karayolu, doğalgaz ve internet gibi altyapı tesislerine sahip 2.66 milyon yeni apartmana taşındı.

    1.1 milyon kişinin orman muhafaza memuru olarak çevrenin korunmasında görevlendirilmesiyle yoksulluktan kurtulmaları sağlandı. 832 adet kasabanın kendine özgü koşullarına göre bulundukları yerlerde 300 binden fazla tarım, çiftçilik veya işletme üssü kuruldu. Ailesi maddi sıkıntı çeken 200 bin öğrenci eğitime geri döndü. 8 milyon ortaokul ve lise mezunu kişi mesleki eğitime dahil edildi. Gerçek koşullara uygun bir dizi yoksulluğu azalma politikasının uygulanmasıyla, geride tek bir kişi bile yoksulluğa terk edilmedi.

    [Devamını Oku]
    2021-02-24
  • Bahar Bayramı tüketimi, birçok ülkenin Çin’e olan ihracatını arttırdı

    Çin’de geniş katılımla kutlanan Bahar Bayramı’nda tüketici harcamaları bir önceki yıla göre önemli oranda artış gösterdi. 

    [Devamını Oku]
    2021-02-23
  • Çin’in yoksulluğu bitirmesinin sırrı

    Çin 2020 yılı itibariyle ülkedeki tüm yoksul insanları yoksulluktan kurtardı. Yoksulluğun bitirilmesinde Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in önerdiği “Yoksulluğu İsabetli Olarak Azaltma” politikası etkili oldu.

    Hunan eyaletinde bulunan Shibadong köyüne gelen her misafir, köylü Shi Chengfu'nun evinde sofraya buyur ediliyor. 3 Kasım 2013 tarihinde, tam burada, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, ilk kez “Yoksulluğu İsabetli Olarak Azaltma” politikasını önerdi.

    Xi, yoksulluğu azaltma sürecinde, büyük hedeflerin gereksiz olduğunu ve gerçek duruma göre yoksullukla mücadelenin adım adım tamamlanması gerektiğini ifade etti.

    “Yoksulluğu İsabetli Olarak Azaltma” politikası memurlara yol gösterdi. Bu politikayı gerçekleştirmek için öncelikle yoksullar tespit edildi. Bunun için Nisan 2014'ten bu yana, Çin’in tüm yoksul bölgelerindeki 800 binden fazla hükümet görevlisi, köylere giderek incelemelerde bulundu. 128 bin yoksul köy, 896,2 milyon yoksul nüfus tespit edildi. Ardından tüm yoksul vatandaşların kimlik bilgileri sisteme kaydedildi. 2015 yılında, bilgileri daha doğru hale getirmek için, 2 milyondan fazla çalışan bilgileri yeniden kontrol etti. Bu sefer, 8,07 milyon yoksul insan sisteme yeni katılırken, hatalı kaydedilen 9,29 milyon kişi sistemden çıkarıldı. Böylece veriler daha isabetli oldu ve yoksullukla mücadele için sağlam bir temel kuruldu.

    [Devamını Oku]
    2021-02-20
  • Emin Önen: Türkiye Çin ilişkileri hakettiği noktada değil

    Yin Tingting / Gazeteci

    Çin Medya Grubu

    Sayın Büyükelçi, Çin Medya Grubu’nun röportaj teklifini kabul ettiğiniz için teşekkürlerimizi sunarak başlamak istiyorum.

    Geçen sene küresel çapta yayılan COVID-19 salgını, bütün dünya ülkelerini etkiledi. Ama şunu da biliyoruz ki; Çin ile Türkiye, salgınla mücadelede birbirine destek vererek, aşı geliştirme gibi alanlarda aktif işbirliği yürütüyor. İlk sorum şu: Çin ile Türkiye arasında salgınla mücadele alanında yürütülen işbirliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Çok teşekkür ediyorum, Sizlere de büyükelçiliğimize hoş geldiniz diyorum. Özellikle sizin de ifade ettiğiniz gibi salgın tüm dünyayı etkiledi. Hatta 2020 yılını belki de kayıp bir yıl olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Tüm dünya salgından dolayı adeta durma noktasına geldi, insanlar hayatlarını kaybettiler. Salgın hala daha devam ediyor tüm hızıyla. Ekonomiler çok ciddi sıkıntılara uğradı. Tabii ki de Türkiye-Çin ilişkileri de belki bir durağanlığa girdi. Ama sizin de söylediğiniz gibi iki ülke arasındaki görüşmeler, yakın işbirliği  sağlık alanında baş gösterdi. Biliyorsunuz ilk salgın başladığı zaman Wuhan’da Türk vatandaşları vardı ve Türkiye Wuhan’daki vatandaşlarını kurtarmak için bir uçak gönderdi. Dünyadaki ilk kurtarma operasyonlarından biriydi.

    Bu vesileyle gelen uçağı Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla tıbbi malzemeyle doldurduk ve Çin’e ilk gelen yardım malzemelerinden bir tanesi oldu. Akabinde salgın daha sonra farklı ülkelere kaydığı zaman ve yeniden Batı farklı bir şekilde bu salgının başkenti olduğu zaman Türkiye’de bundan çok ciddi etkilendi. Türkiye’de salgın başladığı zaman Çin’den bu sefer biz tıbbi yardım aldık. Daha sonra tabii gelişen zaman içinde salgın tün dünyayı etkiledi.

    Çin’de de salgınla mücadelede belli bir birikim, belli bir tecrübe oluşmuştu. Bu konuda iki ülkenin sağlık bakanlıkları arasında ve bilim kurulları arasında bir tecrübe paylaşımı neticesinde telekonferanslar yapıldı. Ve bu neticede Çin’de yapılan çalışmalar Türkiye’ye aktarılmış oldu.  Türkiye’de de o çalışmalar devam ettirildi. Son olarak aşı çalışmalarına başlandı. Tabii aşı henüz tam olarak tekemmül etmiş değil ve tüm dünyada kullanılır vaziyette değil ama çok hızlı bir şekilde aşılama çalışmaları yapıldı. Türkiye’de de şu an Çin’den aldığımız aşı çalışmaları uygulanmaya başlandı. Aynı şekilde Türkiye’de de yeni geliştirilmekte olan aşılar var. Bu konuda işbirlikleri yapılıyor. Bu manada diyebilirim ki salgın boyunca iki ülke arasında bir dayanışma gerçekleşti. Ve bu dayanışma neticesinde zor gün dostu anlamında söyleyebileceğimiz, irtibatlar sağlandı. Ben şu açıdan da bakıyorum. “Salgın boyunca nasıl bir işbirliği içindeysek, salgından sonra da ilişkilerimize o şekilde yansıyacaktır.” diye düşünüyorum.

    Yin Tingting:

    Dediğiniz gibi, şu an Türkiye’de Sinovac aşıları düzenli bir şekilde yapılmakta ama aynı Batılı medya kuruluşları başta olmak üzere bazı çevreler, Çin’de geliştirilen aşıları sürekli karalamaya çalışıyorlar ve bu aşıların güvenliğiyle ilgili şüpheler ileri sürüyorlar. Bu şüphelere nasıl bakıyorsunuz?

    Abdulkadir Emin Önen:

    Şimdi aşı çalışmalarına bence bilimin ışığında bakmak gerekiyor. Çünkü aşı çalışmaları hangi ülkede yapıldığından ziyade önemli olan nasıl bir fayda sağlayacağıyla alakalı. O yüzden sonuçta uzmanlık alanımız tıp değil, bilim adamı da değiliz ama bilim insanlarının yaptığı çalışmalara bakarak, içeriğin nasıl insanlara faydalı olacak, nasıl bir aşkı gelişecek bence buna odaklanmak gerekiyor. Buna odaklandıktan sonra zaten nerede yapıldığının, hangi enstitü tarafından gerçekleştirildiğinin çok bir önemi yok.

    Türkiye’de biliyorsunuz Sinovac aşısının son 3. aşama klinik denemeleri bilimadamlarımız tarafından deneniyor, testler yapılıyor. Ve onların neticesi olumlu çıktığı için de zaten şu an Türkiye’de Sinovac’tan aldığımız aşı çalışması başladı. Başarılı gidiyor. Umarım ki daha da iyi noktalara gelir bu aşılar ve tüm dünyanın tüm insanlığın faydasına kullanılır.

    Yin Tingting:

    Çin’in COVID-19 aşılarını küresel kamu ürünü olarak dünyaya sunma girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz ve iki ülke arasındaki aşı işbirliğinden beklentileriniz neler?

    Abdulkadir Emin Önen:

    Tabii ki de şimdi Sayın Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping bunu vurguluyor. Aşının tüm insanlığın faydasına kullanılması noktasında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da aynı şeyi vurguluyor. Hem az gelişmiş ülkelerin, hem gelişmekte olan ülkelerin aşıya ulaşımlarındaki hakkaniyet, aşıya ulaşmadaki eşitliğin sağlanması gerektiğinden bahsediliyor. İki ülke de burada aslında birbirine çok yakın duruyor. Malumunuz Türkiye’de de aşı çalışmalarını geliştirme noktasında faaliyetler yapılıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi; bu insanlığın ortak malı olacak ve Türkiye’de de aşı çalışmaları başarıya ulaştığı noktada, üretildiği zaman tüm insanlığın ortak faydasına kullanılacak. Burada da aslında Türkiye ile Çin bir işbirliği içinde olacağını düşünüyorum.

    Yin Tingting:

    COVID-19 salgını bütün dünya ülkelerini etkiledi. Özellikle küresel ekonomiyi ciddi etkiledi. Çin ekonomisi geçen yılın başında ilk önce çok ciddi düşüş gördü. Ama en kısa süre içinde toparlanmayı başardı. Sizce Çin ekonomisinin geçen seneki performansı nasıldı? Çin ekonomisi küresel ekonominin küresel ekonomin canlandırmada nasıl bir rol oynadı ve nasıl bir rol oynayabilece?

    Abdulkadir Emin Önen:

    Salgın ekonomilere çok ciddi darbe indirdi. Çin 2020 yılının ilk çeyreğinde çok büyük bir daralma yaşadı, 6.8 oranında. Daha sonraki çeyreklerde büyüme hızına girdi ve gerçekten herkesi şaşırttan hızlı bir toparlanma sürecine girdi. Bu hem Çin’in salgınla olan mücadelesini, hem vatandaşların bu konuda getirilen kurallara riayetini de gösteriyor. Çok hızlı bir toparlanma yaşadı ama dünyada malumunuz gerek Avrupa ekonomisi, gerek Amerika ülkeleri, gerek diğer tüm ekonomiler ciddi bir daralma yaşadı. Bundan etkilenmeyen ülke yok. Ama 2020 sonuçlarıyla değerlendirdiğimiz zaman dünyada belli başlı ekonomiler arasında sadece Çin ekonomisinin büyüdüğünü görüyoruz. Ama bunun yanında Türkiye ekonomisi de çok hızlı toparlandı ve 2020’nin son çeyreğinde de hep pozitif büyümeye girdi. Tabii Çin özelinde değerlendirmeye devam edersek, özellikle 14. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda 2021-2025 arasında ve daha sonra 2035 yılına kadarki uzun hedeflerini açıkladılar. Bunun hem ikili sirkülasyon, hem de inovasyona dayalı kalkınma stratejisi olduğunu görüyoruz.  Bu anlamda tabii Çin çok büyük bir ekonomi, çok büyük bir iç dinamizmi var. Çin’in iç ekonomisi ciddi anlamda hem üretiyor, hem tüketiyor. Ve ülkede tüketim alışkanlıkları her geçen gün artıyor. Malumunuz 400 milyonluk bir orta sınıf var. Ve bu orta sınıfın alışkanlıkları geliştikçe, uluslararası ekonomiyi bir araya getirme fikrinin ortaya çıktığını görüyoruz. Tabii bu anlamda Türkiye’ye de birçok fırsatlar çıktığını görüyoruz. Çünkü Türkiye ile Çin arasındaki ithalat ihracat dengesizliğini gördüğümüz zaman bizim ihracatımızı arttırmamız lazım. Çin’in bu hedeflerine baktığımız zaman, ithalatı arttıracağı yönünde bulguları görüyoruz. O yüzden bence Çin’de, Türk ihracatçısına Türk iş insanına daha fazla şanslar çıkıyor.

    Yin Tingting:

    Geçen yıl Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkide çok önemli bir olay oldu. Geçen yılın sonunda Türkiye’den Çin’e gönderilen ilk özel ihracat treni yola çıktı.Ve yeni geçtiğimiz Ocak ayında Türkiye’den bor taşıyan ilk tren Çin’e yola çıktı. Bu gelişmelerin şu an ki durumda nasıl bir önemi var? 

    Abdulkadir Emin Önen:

    Sizin de söylediğiniz gibi İstanbul’dan hareket eden ilk ihracat trenimiz orta krodoru kullanarak 12 gün gibi çok kısa bir süre de Xi’an şehrine vardı. Malumunuz zaten Xi’an şehri tarihi İpek Yolu’nun başlangıç noktalarından bir tanesi Bu anlamda biz de Xi’an’da bir tören gerçekleştirdik. Xi’an’ın üst düzey yöneticileriyle bir araya geldik. Ve hakikaten bu olayın ne kadar önemli olduğunu Çinli yetkililer de hakkını teslim ediyor. Bunu arttırma noktasında her iki tarafın da ortak iradesi var. Şu an ki belirlenen hedefler arasında haftalık karşılıklı bir trenin yola çıkması var. Ve şu an üçüncü trenimiz yolda. Sizin de söylediğiniz gibi ikincisi geldi, üçüncüsü de bor taşıyan bir trenimiz yolda. Bu anlamda biz hem bağlantısallığı arttırmak, tedarik zincirlerindeki kopmaları önlemek, hem de Orta Koridor’un Kuşak ve Yol üzerinde ne kadar etkili olduğunu göstermek için de bir fırsat penceresi açıldığını düşünüyorum. Türkiye ihracatçısı için aynı zamanda yeni bir enstrüman anlamına geliyor. Sadece kara yolu, hava yolu, deniz yolu değil aynı zamanda demiryoluyla da yeni bir güzergahın oluşması Türk ihracatçısının da elini zenginleştiren, elini güçlendiren bir gelişme. Bu anlamda tabii Türkiye Asya ile Avrupa’yı hem kara yoluyla hem demir yoluyla birbirine bağlayan çok kilit bir noktada çok stratejik bir noktada. Ben Çinli iş adamlarının, Çinli yatırımcıların bu kilit noktada olması, stratejik noktada olan Türkiye’yi daha fazla değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. 

    Yin Tingting:

    Bu yılın Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişki kurulmasının 50. yıldönümü olması vesilesiyle düzenlenecek etkinlikler hakkında bilgi verebilir misiniz?

    Abdulkadir Emin Önen:

    Pandeminin elverdiği ölçüde gerek siyasal gerek ekonomik gerek kültür gerek sanat tüm bu konularda biz muhattaplarımızla görüşüyoruz 50. Yıldönümü’ne uygun projeler bu sene içinde gerçekleştirmek üzere birçok görüşmeyi gerçekleştiriyoruz. Aynı şekilde Çin’in Ankara’daki Büyükelçisi Türkiye Dışişleri Bakanlığıyla, Biz keza burada Çin Dışişleri Bakanlığıyla bu görüşmeleri yürütüyoruz. Umarız ki 50 Yıldönümü, ilişkilerimizi daha ileriye taşıdığımız dönem olur. Çünkü şunu da söylememiz lazım, ben Türkiye Çin ilişkilerinin hakettiği noktada olmadığını düşünüyorum. Gerek ekonomide, gerek yatırımlarda, gerek ihracatta çok daha yüksek potansiyele sahip bir ülkenin 50. Yıldönümü’nü vesile ederek hem stratejik anlamdaki işbirliklerini ileri taşımada, hem ekonomik yatırımları, ihracatı ileriye taşımada vesile olacağını düşünüyorum.   

    Yin Tingting:

    Geçen 50 yılda ikili ilişkilerin gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz ve ikili ilişkilerin geleceğine dair öngörüleriniz neler?

    Abdulkadir Emin Önen:

    Tabii söylediğim gibi biz bu potansiyelin çok gerisindeyiz, bu potansiyeli daha da yukarı taşımak istiyoruz. Özellikle Türkiye Çin’de, Çin’in Türkiye’de görünürlüğünü, farkındalığını arttırmaya yönelik faaliyetler yapıyoruz. 2020 yılında da aslında çok önemli gelişmelere gebe birçok faaliyeti gerçekleştirdik. İnşallah 2021 yılında bunları adım adım gerçekleştiriceğiz. Bunlardan bir tanesi Yunus Emre Kültür Merkezi’nin açılması. İnşallah birkaç ay içinde, artık son noktaya geldik. Bu müjdeyi vereceğiz. Yunus Emre Kültür Merkezi’ni açacağız. Aynı şekilde Türkiye’nin Shanghai, Guangzhou ve Hong Kong’dan sonra dördüncü başkonsolosluğu olacak Chengdu’da başkonsolosluğun açılması noktasında çalışmalarımız devam ediyor. O konuda da son noktaya geldik. İnşallah 2021 yılı içinde bunu açacağız. Türkiye ile Çin aslında çok büyük iki ülke ve çok kadim bir dostluğa dayanan eski yıllara ait, binlerce yıla ait dostluk geçmişi var. Ve bu geçmişe uygun olarak Türkiye ile Çin birkaç yıl değil, en az 10 yılı, 20 yılı belki de 50 yılını hesap ederek bir planlama içine girmeli. 50. Yıldönümü’nde inşallah biz bunları bir noktada ileri taşımak için elimizden geleni yapacağız. Yeniden Asya perspektifinde Çin’in çok çok önemli bir yeri var. Bizler bunu biliyoruz ve bu noktada çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz.

    [Devamını Oku]
    2021-02-13
  • Cumhurbaşkanı Xi Bahar Bayramı’nda ne yapıyor?

    Bahar Bayramı, Çin’in en önemli geleneksel bayramıdır. Bahar Bayramı’nda herkes ailesiyle buluşarak zaman geçirir. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ise halka her zamanda ve her koşulda öncelik verdiği için Bahar Bayramı’nı da onların yanında geçiriyor.

    [Devamını Oku]
    2021-02-10