[an error occurred while processing this directive]

Pekin metrolarında reklamlar ve bir klasik müzik gecesi

    2009-02-25 21:59:16                cri
    Pekin'in, olimpiyatlar öncesi açılan metro hatlarıyla, ulaşım büyük ölçüde kolaylaştı. Özellikle sabah mesai başlangıç ve akşam mesai bitiş saatlerinde yaşanan yoğun trafik derdine katlanmak istemeyenler için bu metrolar çok iyi bir seçenek haline geldi. Otobüsle gidecekseniz yoğun trafikten dolayı otobüsü kışın soğuğunda yarım saat beklemek ya da arabanızla gidecekseniz normalde 15 dakika sürmeyen yolu 50 dakikada gitmek... Metroda bu sorunların hiçbiri yok. En fazla altı dakika bekliyorsunuz. Eğer çok sıkışıksa en kötü olasılıkla ilk gelene değil bir sonrakine biniyorsunuz. Ama bindiğiniz andan itibaren varış zamanınız dakikası dakikasına aynı.

    Pekin insanının en sevdiğim, hatta en özendiğim özelliklerinden bir tanesi, gazete okuma alışkanlıkları. Sabah 8'den önce, benim evime yakın olan metro durağında, metronun her iki yönü için de istasyonda, trenin kapılarının açıldığı yerin hemen karşısında, ücretsiz gazete dağıtılıyor. Metroya binen insanların da yarıdan fazlası, o telaşının, acelesinin arasında mutlaka gidip o gazeteden alıp metroya öyle biniyor. Bindikten sonra ise, ne kadar kalabalık olursa olsun, gazetesini ya kapıya, ya duvara yapıştırarak, ya da önündeki kişinin sırtına veya omzuna dayayarak, gideceği yere varana kadar okumasını sürdürüyor. Herkes böyle yaptığı için kimse de sırtındaki birkaç gazeteyi garipsemiyor. Zengini fakiri, genci yaşlısı, hatta yanında çocuğu olanların bile bir kısmı bu güzel alışkanlığa sahip. Sanırım bu alışkanlıktan olsa gerek, kimi zaman bir taksi şoförü, kimi zaman bir terzi, kimi zaman da musluğu tamire gelen bir işçi, benim Türk olduğumu öğrenince Irak savaşından ve Amerika'nın yaptıklarından bahsedip, "siz Müslümansınız, Irak da Müslüman, üstelik komşunuz, peki neden Amerika'ya yardım ediyorsunuz" diye sorabiliyor.

    Tabii gazete okumayı sevmeyen, veya böyle bir alışkanlığı olmayan, veya benim gibi, Çince bir gazete aldığı zaman, gazete okumanın tadını çıkarmaya yetecek kadarını anlayamayan, o yüzden de morali bozulup okumayan hatırı sayılır bir kesim de var. Yönetim, bu kesim için de bir şeyler düşünmüş. Burada da en etkili faktör reklam panoları. Metroya giren ilk merdivenleri indiğiniz andan itibaren bütün etrafınız reklam panolarıyla çevriliyor. Özellikle yaşam temposu benim gibi yoğun olan, Çin'de neler olup neler bittiği hakkında da bilgi sahibi olmak isteyen kişiler için bu reklam panoları bulunmaz nimet. Yakın gelecekteki önemli bir futbol maçından, bir üniversiteye konuşmacı olarak gelecek ünlü bir kişiye, vizyona yeni girecek ödüllü bir filmden, milli bir felaket için yardım çağrısına, ucuz satılık ve kiralık evlerden, şık veya ekonomik restoranlara, yeni çıkan bir şampuandan, ucuzluğa giren ve promosyonlar başlatan bir alışveriş merkezine kadar aklınıza gelebilecek birçok şey hakkında, bu metro reklamlarından bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu reklamların bir kısmı, sadece duvarlarda asılı resimler. Diğer bir kısmı ise, trenin geçeceği yol üzerinde trenin pencerelerinin arka tarafına ardı ardına asılmış ve tren belli bir hızda hareket halindeyken hareket ediyormuş gibi görünen ve asılı birkaç resimdeki reklamı sanki televizyonda ses olmadan seyrediyormuşsunuz hissi veren bir teknoloji. Tabii metronun içindeki ve dışındaki televizyonları saymıyorum. Sırf bu reklamları izleyerek bile birçok şey öğrenebilirsiniz.

    Günlerden birinde, duvarda asılı panolardan birinde bir konser ilanı gördüm. Ben kendim de piyanist olduğum, klasik müziği çok sevdiğim ve Türkiye'deyken haftada bir konsere giden biri olduğum için, ilk defa gördüğüm klasik müzik ilanı hemen ilgimi çekti ve baktım. Bernard Haitink ve Berlin Filarmoni Orkestrası'nın reklamıydı. Haitink, Londra Kraliyet Orkestrası'nın müzik direktörü, Chicago Senfoni Orketrası'nın şefi. Türkiye'ye de benim bildiğim iki kere gelmişti, ikisini de kaçırmamıştım, dünyanın yaşayan en iyi şeflerinden biri olarak kabul ediliyor. Berlin Filarmoni Orkestrası ise dünyanın en iyi birkaç orkestrası arasında sayılır. Pekin'de bu kadar ünlü bir orkestra ve şefi görmek beni şaşırtmış ve mutlu etmişti. Fakat program yazmıyordu. Biletin satıldığı internet sitesinin adresini not ettim ve hemen eve döner dönmez o siteye girerek konseri bulup programa baktım. Program beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Fiyatlar da öyle. Program biraz çekici gelse, sırf orkestrayı ve şefi dinlemek için fiyata katlanılırdı, veya tam tersi fiyat makul olsa, program çok iyi olmasa da yine o orkestra ve şef için değebilirdi, fakat hem çok çekici olmayan bir program hem de 600 yuan'lerden başlayıp 2000 yuan'lere kadar giden fiyatlar, bu konsere cazibesini kaybettiriyordu. Pekin'de klasik müzik konserleri nedense çok pahalı. Türkiye'yle kıyaslandığında hemen hemen her şey çok daha ucuz, fakat sinema ve konser çok pahalı. Genel olarak öğrenci indirimi de yok. Türkiye'de hemen hemen her konserde öğrenci indirimi vardır, ayrıca tabii protokolden alırsanız çok pahalıdır ama en arkalardan alırsanız ucuzdur. Burada en ucuz bilet 200 yuan'den başlıyor ki Çin ölçülerinde oldukça yüksek bir fiyat. Sonuçta bu konserden vazgeçtim, fakat hazır böyle bir siteye girmişken, önümüzdeki birkaç konsere daha bakmak istedim. Bakarken, hiç ummadığım şekilde Paganini ismine rastladım. Paganini benim en sevdiğim besteci. Herkesin çalamadığı, son derece zor keman eserleriyle ünlü. Konserde iki solist var, bir tanesi de Ning Feng. Ning Feng da benim youtube'dan tanıdığım, Çin'in dünya çapında ünlü, önemli kemancılarından biri. Bunu gördüğüm anda o konsere gitmeye karar vermiştim zaten. Burada, Paganini dinleyicileriyle ilgili çok ilginç bir ayrıntıyı paylaşmak istiyorum. Az önce bahsettiğim Haitink'in konserinde, biletler en ucuzdan başlanarak satın alınmış; 200, 300, 400, 500 yuan'lik biletler bitmiş, daha pahalılar kalmıştı. Paganini'nin konserinde ise, 100 ile 600 yuan arasında değişen fiyat kategorilerinden 600 ve 500 yuan'likler bitmiş, 100 ile 400 yuan arası biletler duruyordu. O an şunu düşündüm : Demek ki Paganini severler, sırf konsere gitmiş olmak için bilet almıyor, solisti, eseri, en yakından, en iyi yerden izlemek için, gerçekten sevdiği için bilet alıyor ve değer görüyor. Çinli de olsa Türk de olsa aynı. Çin'de de bu şekilde Paganini severler olduğunu görmek beni çok mutlu etti. Ben de ertesi gün gidip bulabildiğim en iyi yerden biletimi aldım.

    Konser, Pekin'in en önemli sanat merkezlerinden Ulusal Sanat Merkezi'ndeydi. Metronun birinci hattı üzerindeki Tian'anmen Batı istasyonunda inip güney batı çıkışından çıktığınız zaman hemen sağ tarafınızda, dev bir yumurtaya benzeyen yapıyı görüyorsunuz. Türkiye'dekinden farklı olarak konser alanına girmeden önce bir güvenlik kontrolünden ve üst aramasından geçiyorsunuz. İçeri su dahil hiçbir yiyecek ya da içecek sokamıyorsunuz. Salon son derece şık, çift balkonlu, güzel bir yapı. Fakat konserle ilgili bilgilerin yazılı olması gereken kitapçıkta, konserle ilgili fazla bilgi yok, sadece solistler, orkestra ve şef tanıtılıyor, konserde çalınacak eserler, bölümleri, eserle ilgili bir kısa bilgi, bu kitapçıklarda yer almıyor. Konser sırasındaki alışkanlıklar tamamen Türkiye'yle aynı, bölüm aralarında alkışlanmıyor, bir eser çalınırken kapılar kapalı tutuluyor ve geç gelenler içeri alınmıyor. Eser bittikten sonra solistten bis isteme alışkanlığının burada da olduğunu görmek beni çok mutlu etti, her iki solist de son derece güzel birer bis yaptı. Konser bitiminde soliste ve şefe çiçekler verildi. Yani o ortama girdikten sonra hiçbir yabancılık hissetmiyorsunuz, alışkanlıkların tamamı Türkiye'dekiyle aynı. Hiçbir olumsuzluk yaşamadan, mutlu bir şekilde konserden çıktım. Çıkışta, yine Türkiye'de olduğu gibi, solistin eserlerinden oluşan bir CD kapıda satılıyordu, fakat 120 yuan çok pahalı geldiği için almadım, alışveriş merkezlerinde ortalama klasik müzik CD'si 20-30 yuan civarında. Konser salonundan çıkıp çıkışa doğru yöneldiğiniz zaman da yol üzerinde sizi bir sergi karşılıyor. Bu sergi de, tarih boyunca, farklı hanedanlıklar zamanında yapılmış farklı müzik aletleri sergisi. Tellisinden vurmalısına, tuşlusundan üflemelisine, bizim bugün bildiğimiz birçok müzik aletinden esintiler taşıyan fakat hiçbiriyle de tam olarak aynı olmayan onlarca müzik aleti. Konserden çıkıp hiç bu sergiye uğramadan kapıya yönelenler de, kesinlikle yüzde 20'yi geçmiyordu. Ben de, başka bir yerde görme şansım olmayacak böyle bir sergide biraz dolaştım, açıklamaları ve tarihçeleri okudum ve gayet mutlu bir şekilde eve döndüm.

    Evet sayın dinleyiciler metroda gördüğüm bir reklamla başlayıp bu şekilde noktalanan konser macerası da burada sona eriyor. Program içinde geçen bazı kelimelerin Çincelerini öğrenerek programı noktalayalım. Keman demek için Çince'de xiao(3) ti(2) qin(2) diyoruz. Orkestra demek biraz zor, bunu da jiao(1) xiang(3) yue(4) tuan(2) şeklinde söylüyoruz. Solist demek için yan(3) zou(4) zhe(3) diyoruz. Bahsettigim büyük konser ve gösteri merkezinin Çince adı da guo(2) jia(1) da(4) ju(4) yuan(4).

© Copyright by www.cri.cn, 2007