[an error occurred while processing this directive]

12 Hayvanlı Takvim Türk icadı mı?

    2009-02-04 18:26:38                cri
    Çin yeni yılı ile ilgili olarak yazdığım iki günlükte, 12 Hayvanlı Geleneksel Çin Takvimi hakkında edindiğim bilgileri aktarırken, aklımın köşesinde bir soru vardı. Gerçi, sadece bir fantezi, veya sanki tarihsel bir bilmece gibi aklıma takılmıştı, ama zihnimi kurcalıyordu işte:

    12 Hayvanlı Takvim, bir Türk icadı olabilir mi?

    O günlükte, aklıma takılan soruyu gündeme dahi getiremezdim. Çünkü elimde, fikir yürütebilmek için hiçbir bilgi yoktu. Nerede bulabileceğimi de bilmiyordum.

    Oysa, Türk kültür tarihinin eşsiz kaynağı "Divan-ı Lügât-it Türk"te 12 hayvanlı Türk takviminden söz ediliyormuş. Gerçi "Divan-ı Lügât-it Türk"ü biraz yüzeysel de olsa incelemişliğim var, ama besbelli, okurken biraz sığ kalmışım ki, bu bilgi aklımda yer etmemiş.

    Prof. Bahaettin Ögel'in "İslamiyet'ten Evvel Türk Kültür Tarihi" adlı geniş kapsamlı eserinde bu konuda bilgi verdiğini de sanki hayâl meyâl hatırlıyordum. Ne yazık ki, bu değerli eser de yanımda yok. Öyle olunca, aralarında bağ olabileceğine işaret etmekten öte bir şey söylersem, sadece boş bir malumatfuruşluk taslamakla kalmayacak, haddini bilmezlik de etmiş olacaktım. O zaman öyle hissetmiştim.

    GÖĞSÜMÜZ KABARMAZ MI?

    Oysa şimdi, sonradan edinilmiş bir cesaretle, adeta kendi kendime çıkışıyorum: Soruyu dobra dobra sormakta ne sakınca olabilirdi!

    12 Hayvanlı Takvim'i kim kimden aldı? Biz mi Çinlilerden aldık, onlar mı bizden?

    Eğer biz onlardan aldıysak, değişen bir şey yok, zaten yerleşik açıklama modeliyle uyum içinde.

    Ama ya onlar bizden aldıysa!.. Göğsümüz kabarmaz mıydı? Düşünsenize, 5 bin yıllık kesintisiz tarihi olduğu söylenen koskoca Çin uygarlığı, kültürünün en temel öğelerinden biri olan Geleneksel Takvim'ini Türklerden almış!

    "YETİŞ İMDÂDE!"

    Çin yeni yılı ile ilgili yazımı okuyan değerli arkadaşım Dilek Murgul, küçük çaplı da olsa bir araştırma yapmış ve 12 Hayvanlı Türk Takvimi'yle ilgili olarak bulabildiklerini kısa bir not olarak yazmış.

    Notunda şu bilgi vardı:

    "Kaşgarlı Mahmut der ki: 'Biz şu kitabı yazdığımızda 466 (H.) yılının Muharrem ayı idi. Yılan yılı girmişti. Bu yıl geçip de 467 yılı olunca at yılı girecekti. Hesap sana gösterdiğim üzere olacaktır.' "

    Bazen, insanın gözünün önünde olan bir şeyi görebilmesi için parmakla gösterilmesi gerekir. Benim de ancak bu not sayesinde kafama dank etti: Yanımda kaynak olmasa da internet üzerinden bazı bilgilere ulaşamaz mıydım? Evet, internetten ancak parça parça ve belirli bir sistematikten yoksun bilgi toplanabilirdi, ama olsun!.. Gene de belli bir fikir sahibi olabilir, bu takvimin bir Türk icadı olduğu düşüncesinin ciddiye alınıp alınamayacağına ilişkin kabaca bir kanaat edinebilirdim. Pek çok kez olduğu gibi, gene internet yetişecekti imdada.

    KAŞGARLI MAHMUT'TAN İNTERNET ÖNGÖRÜSÜ

    Aman Allah'ım! İnternette şöyle üstün körü biraz bilgi bulurum derken nelerle karşılaştım... Meğer, sıkıntı bilgiye ulaşmakta değil, o bilgi tufanı içinde yolunu bulmaktaymış. İnterneti "bilgi vererek, bilgi yığarak, bilgiye boğarak bilgisiz bırakma aracı" olarak tanımlayanların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gördüm. Varlığıyla ilgili bilgiyi gene arkadaşım Dilek'e borçlu olduğum bir beyitte, büyük bilge Kaşgarlı Mahmut "internet çağı"nı bin yıl önce şöyle öngörmüş:

    "Bulgak öküş bolsa kaçan biliging yiter

    Yangşak telim sayrap anı tamgak kakar"

    Yani:

    Karışıklık çok olursa bilgin kaybolur

    Mızmız çok söylerse çenesi yorulur.

    ESRÂRINI İNTERNETTEN ALDIM, ÇALDIMSA DA MÎRÎ MALI ÇALDIM

    Neyse, epey uğraşıp bir hayli ayıklama yapma bahasına bir fikir edinebildim. Güvenilmeyecek bilgileri dışarıda bırakma çabamda tamamen başarılı olduğum iddiasıdan uzak durarak, bu fikri paylaşmak istiyorum.

    Önce vurgulamak istediğim bir nokta var: İnternetten aldığım bilgiler, kaynak gösterilmeksizin birbirini tekrar ettiği için, benim de bağlantı vermemin bir anlamı yok. Bunları bulmak isteyen herkes arama motoruna "12 Hayvanlı Türk Takvimi" yazarak ulaşabilir. Estetik değer olarak uzağından bile geçemeyeceklerini akılda tutarak söylersek, bu bilgilerin çoğu, Şeyh Galip'in Mesnevi için dediği gibi, "mîrî malı" olmuş. Ancak çok özgün bir bilgi varsa ve "Divan-ı Lügât-it Türk" veya "Göktürk Yazıtları" gibi temel kaynaklara gönderme yapılıyorsa, bunları diğerlerinden ayırmak için belirtiyorum.

    ANONİM ÂLİMLER

    Edindiğim fikrin dayanağı olan bilgilere gelince:

    12 Hayvanlı Takvim'i, Orta Asya'dan Tuna boyuna kadar geniş bir alanda yaşayan bütün Türk boyları kullanmış. Bir internet sitesinde, kaynak belirtilmeden, "İslam-Türk âlimlerinin" bu on ikili sisteme "Tarih-i Türki", "Tarih-i Hıtay" ve "Uygur" veya "Sal-i Türkan", yani "Türk yılı" dedikleri söyleniyor. Bu âlimler kim, belli değil. Gene herhangi bir kaynak olmadan şu bilgiler aktarılıyor:

    Bu takvimde Dünya'nın ömrü 3.600.000 yıldır; bu süre 360 ven'dir; 1 ven 10.000 yıldır; 12 yıl 1 devirdir; 1 yıl 12 aydır; 1 ay 4 hafta ve 30 gündür.

    12 HAYVANIN HİKÂYESİ

    Takvimin kökeni ve yılların sırasının belirlenmesiyle ilgili olarak, Kaşgarlı Mahmud (I, 345) kaynağı verilerek aktarılan bilgileri de özetleyeyim:

    Türk hakanlarından biri, kendisinden birkaç yıl önce geçmiş olan bir savaşın kesin tarihini öğrenmek istemiş. Ama yapılan hesapta, savaşın yılı tam olarak bulunamamış. Bunun üzerine hakan özel bir kurultay toplamış ve şöyle demiş: "Biz bu tarihi saptamakta nasıl yanıldıysak, bizden sonra gelecek olanlar da yanılacaktır. Öyleyse, biz şimdi göğün on iki burcu ve on iki ay sayısınca her yıla birer ad koyalım. Sayılarını bu yılların geçmesiyle belirleyelim. Bu aramızda unutulmaz bir antlaşma olarak kalsın." Öneri kabul edilmiş. Bunun üzerine Hakan ava çıkmış ve yaban hayvanlarının "Ilısu"ya doğru sürülmesi emrini vermiş. "Ilısu", büyük bir ırmakmış. Halk hayvanları sıkıştırarak suya doğru sürmüş. Bazı hayvanlar suya atılmış. Onikisi suyu geçmiş. Her geçen hayvanın adı, bir yıla verilmiş. Hayvanlardan birincisi "Sıçgan", yani sıçan olduğu için ilk yıl bu adla anılmış.

    KÜLTİGİN NE ZAMAN UÇTU?

    Bu takvimin Türklerce kullanıldığını gösteren en önemli kaynaklardan biri Göktürk yazıtlarında bulunuyor. Kültigin'in ölümüyle ilgili bilgiler verilirken, tarihler bu takvime göre belirtiliyor. Örneğin, Kültigin anıtının kuzeydoğu yüzünde şöyle yazıyormuş:

    "Köl Tigin koyn yılka yiti yigirmike uçdı. Tokuzunç ay iti otuzka yoğ ertürtümüz. Barkın bedizin bitigtaşın biçin yılka yitinç ay yiti otuzka kop alkdımız. Köl Tigin özi kırk artuki yiti yaşında bulut bustadı."

    Yani, bugünkü dille şöyle deniyor: Kültigin, koyun yılının on yedinci gününde uçtu. Dokuzuncu ayın yirmi yedinci gününde yas töreni düzenledik. Türbesini, yazıt taşını maymun yılının yedinci ayının yirmi yedinci gününde bitirdik. Kültigin'in kendisi kırk yedi yaşında bulut olup gitti.

    AYRINTI ÇOKLUĞUNDA KANIT YOKLUĞU

    Buraya kadar olan bilgilerden, 12 Hayvanlı Takvim'in Türkler tarafından kullanıldığı anlaşılıyor, ama mucidi olduklarını kanıtlayan hiçbir şey yok. Üstelik, "1 ven 10 bin yıldır" denmesi tersini kanıtlamaya yarar; çünkü Çince "1 wan", 10 bin demek. Bunun karşılığında Türkçe "tümen" sözü kullanılır. Göktürk yazıtlarında "tümen" sözü geçiyor, ama bu söz varken neden "1 ven 10 bin yıldır" deniyor? Göktürk yazıtları, bu takvimin icat edildiğinin ileri sürüldüğü tarihten yüzyıllar sonra dikildi. "Tümen" sözünün geçmesi, daha önce "ven" denmiş olmasını ortadan kaldırmıyor.

    İnternette daha sayısız ayrıntı var. Her yılın özellikleri, aylar, haftalar, günler, günlerin bölümleri, 12 Hayvanlı Takvim'in nerelerde kullanıldığını gösteren buluntular ve benzeri gibi içinde ilerledikçe yolumuzu kaybedeceğimiz envaî çeşit doğru-yanlış bilgi dolu. Meraklısı internette küçücük bir aramayla erişebilir. Ama ben "Türk icadı" teorisini destekleyen bir kanıta rastlayamadım.

    FATİN GÖKMEN'İ TANIK GÖSTERMEK

    Bütün bu veri yığını içinde bir yazıyı kenara ayırıyorum. Yazıyı Erk Yurtsever adlı bir yazar kaleme almış. Nedendir bilmem, bana biraz ism-i müstear gibi geldi. Erk Yurtsever, "12 Hayvanlı Türk Yıllığı" başlıklı yazısında, "Yıllık Neden Çin Kökenli Değildir" ara başlığı altında şunları yazıyor:

    "Türk yıllığı, matematikçi ve gök bilgini Fatin Gökmen Hoca'nın 1936 yılında ileri sürdüğü görüşe göre en az 10000 yıllıktır (100 asır). Hoca, 1936 yılında yazdığı ve Târîh Cemiyeti'ne Tez olarak sunduğu "Eski Türklerde Hey'et ve Takvim" adlı eserde (Yayın Târîhi 1937 yılıdır) kısaca şöyle demektedir:

    'Doğu'nun en büyük gökbilimcilerinden Nâsireddîn-i Tûsî (1201-1274), Zîc-i İlhânî adlı eserinde Hıtay (Kıtay) ve Türk Takvimi adıyla Moğulların kullandıkları bir Ay-Güneş takviminden bahsetmektedir. Tûsî, bu takvimin usûllerini ve dayandığı yıldız topluluğu esaslarını açıklamasız ve dayanaksız olarak sadece nakletmişti. Ben bu esasları îzâha çalışırken gördüm ki, Tûsî'nin bize aktardığı takvim, Batlamyus hey'eti adını verdiğimiz (Hâmil-i merkez) topluluğundan önce yaşayan bir hey'et esâsı üzerine kurulmuştur; ve kuruluşun zamânı da 206 yüzyıl kadar öncedir. Kuvvetli bir varsayım ile kuruluşta, geometrinin ana teoremi olan Pisagor teoreminin de dâhil olduğu bir düzlem geometrisi ve oldukça ilerlemiş bir hesap usûlü kullanılmıştır.

    Eski Çin yıldız toplulukları bilimine dair yazılan ve incelememden geçen Batı eserlerinde, 206 yüzyıl önce kurulmuş olduğu kanaatine vardığım, yıldız topluluklarının esaslarına dâir bir ize rastlamadım. Çin yıldız toplulukları ve takvimi olarak ileri sürülen bilgilerin, Batı kaynaklarına, perâkende ve yetersiz olarak aktarılmış olduklarını gördüm; ve şu neticeye vardım:

    Kuvvetle muhtemeldir ki, bu matematik ve yıldız toplulukları bilgileri, eski Orta Asya (Türk) ilimlerinin bir parçacığıdır."

    O neticeye nasıl vardığını verilen bilgiden anlayamıyoruz ve 12 Hayvanlı Takvim'in neden Çin değil de Türk icadı sayılması gerektiği konusunda hiçbir fikir edinemiyoruz.

    Fatin Gökmen, konu ile ilgili olarak şu Doğu alimlerinin eserlerinden yararlanmış: Nâsireddîn-i Tûsî, Nizâmeddîn-i Nişâbûrî, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Bercendî , Mirân Çelebi, ve Abbas Vesim. Yukarıda adı verilmeden sözü edilen âlimler bunlar olabilir mi?

    Bilemiyoruz. Ama Fatin Gökmen şu notu düşüyor:

    "İbn-i Ebilfeth'in bu risâlesi Marâga Rasathânesi'nde Tûsî'nin çalışma arkadaşı olan Muhiddîn-i İbn-i Ebî Şükrülmağribî'nin Türk takvimi hakkındaki 'Takvîm-ül Edvâr' adlı eserine dayanmaktadır. Takvim hakkındaki mâlûmâtı Tûsî gibi asıl kaynağından aktarmış olan bu yazarın eserine üzgünüm ki rast gelemedim. İstanbul kütüphânelerinde yok. Fakat Ebilfeth'in risâlesinde, Tûsî'nin verdiği bilgileri doğruladığını gördüm."

    Bulunmayan kitaptan edinilmiş bilgiler kulağa pek ikna edici gelmiyor. Bir kitabın verdiği bilgiyi ötekinin tekrarlaması ise maalesef kanıt oluşturmuyor. Zaten Tûsî'nin verdiği bilgileri de "açıklamasız ve dayanaksız" buluyor. Ayrıca, kendi iddiasını da "kuvvetli bir varsayımla" veya "kuvvetle muhtemeldir ki.." gibi ibarelere dayandırıp başkaca bir kanıt göstermiyor.

    Erk Yurtsever'in yazısında daha pek çok ayrıntı var, ama iddiayı inandırıcı şekilde destekleyecek bir şey yok. Zaten, burada sözünü etmemin nedeni de, İstanbul'daki Kandilli Gözlemevi'nin kurucusu ve ilk müdürü olan Fatin Gökmen'den yaptığım bu hayli uzun alıntıyı onun yazısından aktarmış olmamdır.

    EDOUARD CHAVANNES'İN İDDİASI

    Okuduğum yazılarda, bu takvimin Çin değil de Türk icadı olduğu iddiasının en önemli dayanaklarından biri olarak, Edouard Chavannes'in "Le Cycle turc des Douze Animaux: 12 Hayvanlı Türk Takvimi" adlı kitabı gösteriliyor. 1865 yılında doğup 1915 yılında ölen bu Fransız sinologunun kitabını okumuş değilim. Çin kaynaklarından Türklerin tarihini araştıran bir bilim adamı olduğunu biliyorum. Sima Qian'in "Tarihsel Kayıtlar"ını Fransızcaya çevirip 5 cilt olarak yayınlamış. Benim bildiğim "Çin Kaynaklarına Göre Batı Türkleri" adlı kitabı Türkçeye çevrilip Türkiye'de de yayınlandı. Benim cehâletim de olabilir, ama "12 Hayvanlı Türk Takvimi" adlı eserini ne gördüm, ne de Türkiye'de yayınlandığını duydum.

    Tahminimce Chavannes, Çin kaynaklarında Türklerle ilgili bilgilere yoğunlaştığı için, meslekî bir saplantı sonucunda, bu takvimin Türk kökenli olduğunu sandı. Bilim adamlarında zaman zaman bu türden meslek deformasyonları görülebiliyor. Bu olgunun en aşırı örneği olarak aklıma Elias Canetti'nin "Körleşme" adlı romanındaki Sinoloji Profesörü Kien geliyor. Chavannes'in bir Kien olduğunu imâya kalkışıyor değilim, ama düşünmeden de edemiyorum: Eğer iddiasında dişe dokunur bir şey olsaydı, 12 Hayvanlı Takvim'in bir Türk icadı olduğunu kanıtlamak için uğraşan yazarlar tezlerine bütün ayrıntılarıyla yer verir, iddialarının başlıca dayanağı yapardı. Oysa Chavannes'in bu takvimi neden Türk buluşu saydığı bile öğrenilemiyor.

    TÜRK İCADI DEĞİL DİYE ÜZÜLMEK Mİ GEREKİR?

    Sonuç olarak, herhangi bir sistematik araştırma yapmış olma iddiasında bulunaktan özenle kaçınarak belirtmem gerekirse, okuduklarımdan 12 Hayvanlı Takvimin bir Türk icadı olmadığı kanısına ulaştım.

    Peki, tam da "Belki Türkler icat etmiştir" diye sevinebileceğimiz bir şey çıkacağını düşünmeye başlamışken böyle bir sonuca varınca, buna üzülmek mi gerekir?

    Çocukken, "Hz. Muhammed neden Türk değil!" diye üzüldüğümü hatırlıyorum. Bu da onun gibi bir şey...

    Türkler, tarihsel gelişmelerinin bir yerinde, toplumsal-ekonomik kuruluş olarak öyle bir yere geldiler ki, bir üst yapı kurumu olarak ona uygun bir dine geçme ihtiyacı duydular. Bu durumda ya kendileri yapacaklar, ya da hazırda varsa bulduklarını alacaklardı. Önemli olan gelişmelerinde o aşamaya ulaşmış olmalarıdır. Çeşitli Türk toplulukları coğrafi konumlarına göre, feodal toplumsal-ekonomik kuruluşun üstyapısına uygun dinlerden birine geçti. Hazar denizinin güneyinden geçerek batıya göç edenler İslam'la karşılaştığı için onu seçti.

    Takvimde de öyle... Türkler, daha doğrusu, sonradan Türk adıyla anılacak olan topluluklar, tarihsel gelişmelerinin bir yerinde takvim kullanma ihtiyacı duydukları aşamaya ulaştılar. Ya kendileri bir sistem yapacaklardı, ya da hazır buldukları sistemi alacaklardı. Belki önce kendileri daha basit bir sistem yaptı; ama sonra, daha gelişkin bir sistemle karşılaşınca, ya kendi sistemlerini ona uyarladılar, veya ufak tefek değişikliklerle onu benimsediler.

    Sonuçta, Çinliler sınıflı topluma, yani uygarlığa çok daha önce geçmişti. Köleci ve feodal toplumların ekonomik temeli olan tarımsal etkinliklerin düzenlenmesi için çok uygun olan 12 Hayvanlı Takvim'i onların geliştirmiş olması doğal.

    YİNE DE İFTİHAR EDEBİLİRİZ

    Uygarlık ürünlerini tarihin daha sonraki dönemlerinde benimsemek hiç de yerinilecek bir şey değil. Çoğu zaman, arkadan gelen öndekini geçiyor. Tarihte eşitsiz gelişme yasasının gereğidir bu. Bir zamanlar insanlığa uygarlığın en önemli ürünlerini armağan eden Çin de, tarihinin sonraki dönemlerinde geride kaldı. Ama şimdi dev atılımlar yapıyor.

    12 Hayvanlı Takvim'in mucidi olma şerefine gelince... Ortak tarihimizin önemli bir bölümünü oluşturan yüzyıllar boyunca zamanımızı biz de aynı sistemle saymışız. Çin'in tarihsel ve güncel bütün başarılarına, ortak Asya uygarlığımızın kazanımları gözüyle bakarak kendimize de pay çıkarıp sevindiğimiz gibi, ondan da gururlanmamamız, iftihar etmememiz için herhangi bir neden yok.

© Copyright by www.cri.cn, 2007