[an error occurred while processing this directive]

Türk ve Çinli öğrencilerin yeni yıl kutlaması

    2009-01-01 22:29:56                cri
    Bu programda sizlere Pekin'de Finans ve Ekonomi Üniversitesi'ndeki Türk ve Çinli öğrencilerin birlikte hazırladıkları bir yeni yıl kutlama etkinliğinden bahsetmek istiyorum.

    Pekin'de yaşayan birçok Türk'ün üye olduğu, duyuruların, Çin veya Türkiye ilgili haberlerin, bazen duyguların ve düşüncelerin paylaşıldığı, "Turks in China" isminde bir mail grubu var. Geçen hafta içinde bir gün maillere bakarken, bu grupta, "Türk Gecesine Davet" başlıklı bir ileti gördüm. Fakat sanırım o an işle ilgili bir mail beklediğimden dikkatle okumadım ve üzerinde pek durmadım.

    Daha sonra bir gün işteyken patronum bana o etkinlikten söz etti ve kendisinin gideceğini, benim de gelip gelmeyeceğimi sordu. Ben, "Şu duyurusu yapılan öğrenci yemeğine mi?" diye sordum. O da bana "duyuruyu sen dikkatli okumamışsın" dedi. O öyle deyince tekrar baktım, "Türk gecesi" ve "kına gecesi skeçi" ifadeleri dikkatimi çekti. Bu etkinlik, Finans ve Ekonomi Üniversitesi'ndeki öğrencilerin, hem öğretim dönemlerinin sonu, hem de yeni yıl dolayısıyla kendi aralarında hazırladıkları, Türk öğrencilerin de bir programla sahneye çıkacakları eğlenceli bir gösteri olarak planlanmıştı. Ayrıca Büyükelçilik Müsteşarı Sayın Metin Kılıç da organizasyona katılacaktı. Bunları öğrenince, ben de patronumla birlikte gitmeye karar verdim.

    Pekin'de Haidian Bölgesi'nde, Xizhimen yakınlarında bulunan kampüse geldiğimizde, etkinliği hazırlayan Türk öğrencilerden bazıları bizi karşılamak için kapıya kadar geldiler, o yüzden yerini bulmakta bir zorluk çekmedik. Ben hemen gösteriye gideceğimizi sanıyordum, fakat bizi bir toplantı odasına götürdüler.

    Toplantı odasında, Çin'de Çince bir bölümde okuyan bir Türk öğrencinin tercümanlığıyla, okulun rektörü, bir bölümün dekanı ve Müsteşar Sayın Metin Kılıç sohbet ediyordu. Rektör, iki yıl öncesine kadar üniversitelerinde hemen hemen hiç Türk öğrencinin olmadığını ve o zamana kadar Türkleri ve Türk kültürünü pek tanıma fırsatı bulamadıklarını, son iki yıl içinde ise birçok Türk öğrencinin okullarında öğrenim görmek üzere geldiğini, bundan çok mutlu olduklarını, Türk öğrencileri çok sevdiklerini ve bu tür etkinlikler sayesinde kültür alışverişi olmasından çok memnun kaldıklarını anlatıyordu. Sayın Müsteşar ise programlarında Türk öğrencilere de yer verildiği için teşekkür ediyor, diğer öğrencilerin ve öğrenim görevlilerinin de Türkiye'yi ve Türk kültürünü daha iyi tanıtmak için ellerinden geleni yapacaklarını, ileride farklı vesilelerle üniversiteyi tekrar ziyaret etmek istediğini söylüyordu.

    Türkiye'de Çin Kültür Merkezi adında, esas olarak Çin'e öğrenci gönderen, onun dışında fuar zamanlarında turlar düzenleyen bir firma var. Bu firma eskiden Beijing Union University, yani Pekin Birlik Üniversitesi ile anlaşmalıydı ve kendilerine başvuran Türk öğrencileri esas olarak bu üniversiteye yönlendiriyordu. Bu yüzden 2007 yılında üniversitede yirmiden fazla Türk vardı. Daha sonra ise firma, anlaşmasını Finans ve Ekonomi Üniversitesi ile devam ettirmeye başladı. O yüzden, toplantı esnasında söylenen rakamlara göre, bu yıl üniversitede 16-17 Türk öğrenci varmış ve sürekli yeni başvurular geliyormuş. Okul yönetimi de bu gelişmeden gayet memnunmuş.

    Bu şekilde bilgi alışverişinde bulunulup iyi dilekler sunulduktan sonra rektör, gösterinin başlamaya hazır olduğunu söyleyerek bizi etkinliğin olacağı salona davet etti. Salonda, izlemeye gelen Türkler için protokolde özel yer ayrılmıştı, o sayede en öne oturma şansını elde ettik.

    Gösterinin başlamasıyla birlikte sahneye, ilk başta birinin Türk birinin ise Çinli olduğunu düşündüğüm iki sunucu çıktı. Ama sonra ikisinin de Türk ya da Çinli olmadığını anladım, ikisi de o üniversitede Çince öğrenen yabancı öğrencilerdi, fakat Çince olarak sunuculuk yapmakta gayet başarılı olacak kadar Çinceleri vardı. Etkinlik, farklı farklı birçok küçük gösteriden oluşuyordu. Hepsini tek tek anlatmayacağım, ama en çok hoşuma giden üç tanesinden kısaca bahsetmek istiyorum.

    Bir tanesinin başlığı, "Rüzgarla Diyalog" idi. Burada bir Türk erkek öğrenci, Çin'e yeni gelmiş ve yeni Çince öğrenmeye başlamış bir öğrenciyi, bir Fransız kız ise rüzgarı canlandırıyordu. Öğrenci, Pekin'e yeni geldiğini, çok etkilendiğini fakat biraz da korktuğunu, dilin kendisine çok zor göründüğünü, Çinliler kendi aralarında hızlı şekilde konuştukları zaman, "Ben ilerde bunları gerçekten anlayabilecek miyim?" diye endişelendiğini, ayrıca damak tadının çok farklı olduğunu, hatta rüzgarın bile kendi ülkesindekinden farklı estiğini anlatıyordu. Rüzgar da, kendisi gibi birçok öğrenci ile tanıştığını, hepsinin ilk başlarda benzer korkuları olduğunu, fakat zaman ilerledikçe, alışmaya ve dili öğrenmeye başladıkça bu korkuların azalacağını ve mutluluğa dönüşeceğini ve kesinlikle pişman olmayacağını söyleyerek öğrenciyi teselli ediyordu. Sonra öğrenci, ismini duyduğu fakat henüz gitme fırsatını bulamadığı, Tian'anmen Meydanı, Beihai ve Ritan Parkları, Çin Seddi gibi ünlü yerleri sayıyor, rüzgara buraların hepsine gidip gitmediğini soruyor, kendisine biraz anlatmasını istiyordu. Rüzgar da kendi bakış açısıyla bu yerlerden bahsediyor, öğrenciyi şevklendiriyordu.

    Bir başka etkinlikte pantolon almaya giden bir yabancının ilk pazarlık deneyimi canlandırılıyordu ve ilk başta 180 yuan fiyat istenen bir pantolonu, uzun süren bir pazarlıktan sonra 25 yuane alması anlatılıyordu.

    Bir başka etkinlik ise, seyirciler arasından gönüllü olarak kalkan, Çince öğrenmekte olan yabancı öğrencilere tekerleme söyletme etkinliğiydi. Patronumun 8 yaşındaki oğlu Efe gönüllü olarak kalktığı zaman kesinlikle hiç kimse onun birinci olacağını düşünmüyordu. Fakat tekerlemeleri, o etkinliği sunan Çinli kızın ardından hiç duraksamadan söylemesi ve hatta Afrikalı olan rakibine de yardımcı olmasıyla Efe herkesi kendine hayran bıraktı.

    Bu şekilde birkaç etkinlik daha bittikten sonra sıra Türk etkinliğine geldi. Etkinliğin başlamasından önce sahneye yan yana iki sandalye kondu ve bunların etrafına yanan küçük küçük mumlar dizildi. Daha sonra gelin ve damat buraya oturdu. Gelinin ve damadın babaları kendi aralarında konuştular. Damadın babası gelinin babasına başlık parası verdi. Daha sonra anlaştılar ve el sıkıştılar. Ardından gelinin ellerine kına yakıldı ve sarıldı. Sonra damat gelinin başından aşağı sarkan ve yüzünü kapatan eşarbı kaldırdı ve gelinin yüzü göründü.

    Sonrasında ise, "Uzun olur gemilerin direği" ve "Ankara Misketi" eşliğinde, Efe kıyafeti giymiş erkeklerin son derece güzel hazırlanmış oyunlarını izledik. Oyunlar esnasında salondaki tüm Çinliler ve diğer yabancı öğrenciler de alkışlayarak tempo tuttular. Oyunlar esnasında, onun bir parçası mı yoksa doğaçlama mı oldu ben de bilmiyorum, gelin de kendini tutamadı ve kalkıp oynadı. Son derece güzel birkaç dakikalık oyundan sonra Türklerin etkinliği sona erdi ve yoğun alkışlar eşliğinde sahneden indiler.

    Etkinlikten sonra rektör ve dekan, protokolde oturan tüm Türklere, geldikleri ve etkinlik hazırladıkları için teşekkür ederek iki tane geleneksel Çin hediyesi verdi. Bunlardan bir tanesi, girilen yıl 12 hayvanlı Çin yıllarına göre Öküz Yılı olduğu için bez ve süngerden yapılmış sevimli bir öküz motifi, diğeri de Çinlilerin geleneksel yeni yıl hediyelerinden olan, renkli kağıtların küçük parçalar halinde kesilip, beyaz bir kağıdın üzerine yan yana yapıştırılmasıyla hazırlanan bir resimdi. Teşekkür ederek hediyeleri aldık.

    Programın da sonuna yaklaşılmıştı. Bundan sonra birkaç Çinli öğrencinin şarkı ve dans gösterisi olacaktı, fakat benim dönmem gerekiyordu. Oradaki Türk öğrencilere, özellikle yalnızca 40 gündür Pekin'de olmasına rağmen böyle bir girişimde bulunarak etkinliği düzenleyen, duyuran, benim de ilk olarak orada tanıştığım Şeref isimli öğrenci arkadaşa teşekkür ederek oradan ayıldım.

    Evet sayın dinleyiciler bu haftaki programımızın sonuna geldik. Program içinde geçen bazı kelimelerin Çincelerini öğrenerek programımızı noktalayalım. Rüzgar demek için feng(1) diyoruz. Türkçede "ile" demek için Çincede he(2) diyoruz. Diyalog demek için dui(4) hua(4) diyoruz. Yani, bahsettiğim "rüzgarla diyalog" adlı oyunun Çince adı he(2) feng(1) de(5) dui(4) hua(4). Buradaki de(5) ise, "olan" anlamına geliyor, yani rüzgarla olan diyalog. Genellikle akşam yapılan bu tür gösterilere genel olarak verilen ad wan(3) hui(4). Öküz demek için Çincede niu(2) diyoruz. Yıl demek içinse nian(2) diyoruz. Yani yeni girdiğimiz Öküz Yılının Çince söylenişi niu(2) nian(2).

    Hepinize mutlu, sağlıklı bir yeni yıl diliyorum, bir sonraki programda görüşünceye kadar hepiniz esen kalın sevgili dinleyiciler.

© Copyright by www.cri.cn, 2007