sinema20140714.m4a
|
İlk dönemdeki Çin sinemasının özelliklerinden biri, temponun yavaş olmasıdır. Batı dünyasıyla kıyaslandığında, bu dönem Çin sinemasındaki olayların akışı nispeten yavaş ve dengeliydi. Filmlerde zaman açısından büyük dalgalanmalar ve atlamalar olmazdı. Hikayeler, her aşamasıyla ayrıntılı olarak anlatılıyordu. 1947 yılında çekilen "Nehir Suları Doğuya Akar" adlı filmde, de Suzheng ve Zhang Zhongliang adlı baş karakterlerin nasıl tanışıp birbirine aşık olmaları ve daha sonra nasıl ayrılmaları uzun uzun anlatılmıştır. Böyle bir anlatım, o dönemki yabancı filmlerde çok nadir görülüyordu. Mesela 1940'li yıllarında çekilen Amerikan filmi "Yurttaş Kane" adlı filmde Kane'nin hayatını beş kişi hatıralarıyla basit, hızlı ve öz ve çarpıcı bir şekilde sergilenmişti. .
Tıpkı geleneksel Çin edebiyatında olduğu gibi, Çin filmlerinde olayların başlangıcına ve sonuna büyük önem veriliyordu. Hikayelerin başlangıcı, gelişimi, hareketlenişi, doruğu ve sonu hiç eksik olmazdı. 1933 yılında çekilen "Büyük yol" adlı film, baş oyuncunun hayat hikayesiyle başlar. Aslında bu film, yetişkin olan baş kahramanın başından geçen olayla başlasaydı, daha öz ve net bir anlatım sağlamış olacaktı. Ama geleneksel sanatta başlangıçın olması şarttır. Mesela Çin'in geleneksel tiyatrolarının başlangıcında kahramanların özgeçmişi mutlaka anlatılır. 1933 yılında Xiayan'ın senaryosunu yazdığı, Zhang Shichuan'un yönetmenliği yaptığı "Kozmetik Pazarı"adlı filmde, alışveriş merkezinde satıcı olarak çalışan kadın kahramanın kadınların erkeklerin hakaretine uğramaktan başka çıkış yolunun olmadığı şeklindeki geleneksel düşünceye karşı çıkarak çalıştığı bu alışveriş merkezinden ayrılması hikayesi anlatılıyordu. Ama, filmin yapımcısı, filmin bir sonu olması gerektiğini, aksi halde Çin'in sanat geleneği ve Çinlilerin alışkanlığına uymadığını savunuyordu. Bu yüzden, bu film, gereksiz yere uzatılmıştır. Halbuki Amerikan film kuramına göre, filmler doruk noktasında başlar.
Çin sinemasının anlatım hızının yavaş olması, Çinli'lerin uzun zamandan beri içinde oldukları pisikolojik durum ve izleme alışkanlığıyla yakından ilgiliydi. Genelden bakıldığında bu durumun Çin toplumunun binlerce yıl içinde hep yavaş gelişmesine bağlı olarak oluşan pisikolojik ortamın bin yansıması olduğunu söyleyebiliriz.