nab20130807
|

Harun Karaaslan'ın güler yüzünden ve bakışlarından kararlı biri olduğu anlaşılıyor. Onun gözünden eşi Kaili ise çok sakin ve uyumlu biri. Eşini çok sevdiğini dile getiren Karaaslan, Kaili'ye sevgisini şöyle anlatıyor:
"Yer altındaki en kıymetli şey nedir? Altın, elmas… Eşimin benim kalbimdeki yeri de aynı."
Kaili ise kocası hakkında şunları söylüyor:
"Benim için çok çok önemli biri ve hayatımın vazgeçilmezi."
Harun Karaaslan, Yiwu kentinde faaliyet gösteren Zhuoyue Ticaret Şirketi'nin patronu. Eşiyle beraber iş kuran Karaaslan, kendi işinde çok başarılı.
Bu arada, mutlu çiftin altı ay önce bir oğulları oldu.
Harun Karaaslan'ın Yiwu serüveni 2003 yılında başladı. 2003 yılında, ticaret yapmak için tek başına Yiwu kentine geldi. O günlerde Kaili, Karaaslan'ın müşterilerinden birinin şirketinde stajyer olarak çalışıyordu. Kaili'ye ilk bakışta âşık olan Karaaslan, hayatını Yiwu'da sürdürmeye karar verdi. Harun Karaaslan, o günleri şöyle hatırlıyor:
"Çin'e ilk geldiğim zaman bir firmadan mal alıyordum. Eşim de o zaman o firmada staj yapıyordu. Eşim üniversiteyi bitirdi ve kamu personeli sınavına girecekti. O zaman tanıştık. Bir sene gibi telefon numarasını aldım. Öyle konuşa konuşa…Dört sene sonra birbirimizi tanıdık. Ailesi dâhil onları tanımaya çalıştım. Son beş senedir evliyiz. Şöyle diyebilirim, en iyi kararımı verdim."
Kaili ile ilk tanıştığı zamanlar, Harun Karaaslan'ın iş hayatına henüz başladığı günlerdi. Yiwu'ya yeni geldiği için hem dil hem de ticaret konularında büyük sıkıntılar çekiyordu. Kaili, bu iki meselede de ona büyük destek verdi. Kaili, Harun Karaaslan'ın Yiwu'ya ilk geldiği günleri şöyle anlatıyor:
"İlk zamanlarda Çincesi yoktu ve Yiwu'yu da iyi tanımıyordu. Yiwu piyasası fazla büyük olduğu için uygun bir satıcı bulmak zor. Dolayısıyla, o günlerde bazı satıcılar kalitesiz malları bize satıyordu. Bu gibi durumları beraber hallettik. Çincesi yoktu, şirketteki diğer çalışanlarla zor temas kurabiliyordu. Bu konuda da ona yardımcı oluyordum. O günleri gerçekten zor geçirdik. Ama o çalışkan biri."
Harun Karaaslan, Yiwu kentinde Çinli arkadaşlar da edindi ve onlardan yardım aldı. Karaaslan, Çinli arkadaşlarından şu sözlerle bahsediyor:
"Unutamadığım çok güzel bir anım var. İlk Çin'e yerleştiğimde ofisimi açtım. İlk arabamı alacağım zaman param Türkiye'den buraya daha gelmemişti. Yani bir hafta gecikti. Çinli arkadaşım, ilk arabamı kendi parasıyla alıp, 'sonra bana ödersin' demişti. Bu hiç unutmayacağım bir anımdır."
Harun Karaaslan'ın Çinli ortağı Yiwu Guojie Aksesuar Anonim Şirketi Genel Müdürü Wu Guojie ise ortağını şöyle tanıtıyor:
"Harun, çok çalışkan biri. Bazen işini bitirmeden yemek bile yemez. Şimdi çok iyi birere iş ortağıyız ve aynı zamanda iyi arkadaş olduk. Harun, güvenilir biri bu yüzden ticaret işini de iyi yapıyor."
Harun Karaaslan, başarısını eşiyle birlikte gösterdiği çabalara borçlu. Karaaslan'ın firması, Yiwu kentindeki en büyük Türk firmalarından biri oldu. Firmanın ürünleri, Türkiye dışında Yunanistan, Irak ve Suriye'ye de satılıyor. Geleceğe de iyimser gözlerle bakan Türk işadamı, şunları söylüyor:
"Şu an Türkiye'den zeytinyağı getirip, Çin pazarında satmaya çalışıyorum. İleriki yıllarda inşaat sektöründe çalışmayı planlıyorum. Çünkü Kanada'da bir inşaat firmam var. Oradan kendim firmamda çalışan mühendisleri buraya getirip, Çinli mühendislerle birlikte inşaat sektörüne girmeyi düşünüyorum."
Harun Karaaslan Yiwu'ya ilk geldiğinde 25 yaşında bir delikanlıydı. Şimdi aradan 10 yıl geçti. Yiwu'ya alışmak bir yana, Çin yemeklerini de çok sevdiğini dile getiren Harun Karaaslan, en sevdiği Çin yemeğinden ise şöyle bahsediyor:
"Aaomen Doulao'yu (Macao'ya özgü bir tür 'hotpot') çok seviyorum. Yazın olsun, kışın olsun. Normalde, kışın yenilen bir yemek. Ama biz yaz kış seviyoruz. Şöyle diyebilirim: Türkiye'den gelen misafirlerimin hepsi bunu seviyor. Her geldiklerinde, oraya mutlaka bir kez uğrarız. Balıkları, su ürünlerini de seviyorum. Ama yine de en sevdiğim Aomen Doulao."
Harun Karaaslan'ın evinde Türk yemekleri de pişiyor. Kayınvalidesinin yardımlarıyla Türk yemekleri pişirmeyi öğrenen Kaili, şunları söylüyor:
"Basit olan Türk yemeklerini pişirmeyi öğrendim. Bazen sulu yemekler veya kebap yaparım. Eşim, pişirdiğim Türk yemeklerini de Çin yemeklerini de seviyor."
Harun Karaaslan, boş zamanlarında Çinli arkadaşlarıyla masa tenisi oynuyor; oğlu ve eşiyle beraber pikniğe gidiyor. Çin'deki yaşamından memnun olan Türk işadamı Karaaslan, Çinli eşiyle birlikte mutlu yaşamlarına devam ediyor…