xinjiang20130703
|

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan Şibe etnik grubu esas olarak İli Kazak Özerk İli'ndeki Çapçal Şibe (Chabucha'er Xibo) Özerk İlçesi'nde yaşamaktadır. Ayrıca Xinjiang'ın kuzeyindeki bazı ilçe ve kasabalarda da dağınık hâlde yaşayan Şibeler vardır.
Eski çağlarda Çin'in kuzeydoğusundaki dağlık bölgelerde balıkçılık ve avcılıkla geçinen Şibeler, 17. Yüzyılın ortalarından sonra Liaoning eyaletinin orta kesimlerine göç ederek tarımla uğraşmaya başlamıştır. Uzun yıllar balıkçılık ve avcılıkla uğraşan Şibeler, otların ve ağaçların yeşermeye başladığı ilkbaharda, yani Çin Ay Takvimi'ne göre her yılın dördüncü ayının 18. gününde atalarını anmak için etkinlik düzenleme alışkanlığı edinmiştir.
18. yüzyılın ortalarında her alanda gücünün zirvesine çıkan Qing yönetimi, Cungarlar tarafından düzenlenen saldırıları geri püskürtmüştü. Ne var ki, yıllar süren savaş yüzünden Xinjiang'da nüfus çok azalmış ve askerler dağınık hâlde konuşlandırılmıştı. O nedenle Qing yönetimi, Xinjiang sınırını korumaları için Çahar Moğollarını, Davorları ve Şibeleri gönderdi. Hareket emri alan Şibe erleri ve subayları, 1764 yılında Çin Ay Takvimi'ne göre dördüncü ayın 18. günü Shenyang kentindeki Şibe Tapınağı'nda aile üyeleriyle buluştu ve memleket halkıyla vedalaşıp batıya göç yoluna çıktı. Şibeler bundan sonra ülkenin kuzeydoğusu ve kuzeybatısı olmak üzere iki bölgede iki ayrı kol olarak yaşamaya başladı. Bu acı verici ayrılığın yıldönümü olan dördüncü ayın 18. günü, Şibelerin batıya göçü andıkları tarih oldu. Her yıl o gün geniş katılımlı toplantılar düzenleyen Şibeler, evlerinden çıkıp bir araya gelir ve batıya göçü anardı. Daha sonra bu gün, "Batıya Göç Bayramı" olarak kabul edilmiş ve Şibelerin yaşadığı her yörede özel anma etkinlikleri düzenlenmeye başlamıştır.
Şibelerin balıkçılıkla ve avcılıkla geçindikleri dönemde yiyecek elde etme bakımından önem taşıyan okçuluk, zamanla bu etnik gruba mensup askerlerin savaşta kullandıkları bir beceri hâline gelmiştir. Çocukken okçuluk eğitimi alan Şibeler arasında hemen hemen herkes bu beceriye sahiptir. Xinjiang'da yaşayan Şibe etnik grubuna mensup bazı okçular, ulusal ve uluslararası düzeydeki spor yarışmalarında ödüller kazanmıştır. Her yıl dördüncü ayın 18. gününde vazgeçilmez bir yarışma olan okçuluğa yediden yetmişe kadar herkes faal olarak katılır. Dereceye girenlere, maddi ve manevi değerli olan ödüller verilir.
Şibelerin en geniş katılımlı toplantısı olan Batıya Göç Bayramı, halk sanatlarının sergilendiği bir platform hâline gelmiştir. Zengin bir müzik repertuarı olan Şibelerin, hem balıkçılık ve avcılık döneminden kalma eski türküleri, hem de göç ettikleri yerde yaktıkları türküler vardır. Şibe danslarının balıkçılıktan ve avcılıktan esinlenerek oluşturulmuş figürleri çok doğal, hareketleri rahattır. Günü kutlama amacıyla bir araya gelenler, şarkı söyler ve dans eder. Uzun zaman Şamanizm'e inanan Şibeler yakın çağlarda Tibet Budizmi'ni benimsemişlerdir. Ne var ki, gelenek ve göreneklerinde hâlâ eski inançlarının etkisi görülür. Batıya Göç Bayramı'nı kutlama etkinliklerindeki gösterilerin içeriğini, Şamanizm döneminden kalma törenler oluşturur. En sık düzenlenen gösteriler arasında "Bıçak Merdiveni"ne çıkma ve Şaman dansı vardır. Yüksek direğe tırmanma, Şamanizm'in önemli törenlerinden biridir. Şibeler, yükseğe çıkanların tanrılarla temas kurup iletişime geçebildiğine inanır.
Direğe tırmanma, sadakat ve ürkütücülük özelliklerinin sergilenmesi için, zamanla Bıçak Merdiveni'ne çıkma gösterisine dönüştürülmüştür. Bıçak Merdiveni'nin en az 13, en fazla 49 basamağı vardır. Şaman ayinlerinden kaynaklanan törensel danslarda, ilkel bir serbestlik ve gizemli bir hava hüküm sürer. Şamanlar dans ederken bellerine ve ayaklarına çıngırak bağlar. Dans sırasında yapılan hareketlerle bunlar ses çıkarır. Şaman danslarına eşlik eden müzik aleti, genellikle tek tarafına deri gerilmiş, saplı bir davul olur. Davul ve çıngırak sesleri, etkileyici bir ruhsal ortam yaratır. Şaman dansı yapılırken yakarma amacıyla söylenen ezgili sözler, artık geleneksel türküler hâline gelmiştir.
Şibeler 1950'li yıllardan önce Batıya Göç Bayramı'nı esasen panayırlarda ya da köy meydanlarında kendi kendilerine kutlardı. Bu yılardan sonra Bayram, yerel yönetim organları tarafından düzenlenen bir etkinlik oldu. Etkinliklere katılanların sayısı giderek artarken, içerikleri de sürekli olarak zenginleşmektedir.