
Kitapta şöyle bir öykü anlatılır: Eski çağlarda Batı Bölgeleri'nde Qusatana adlı küçük bir krallık varmış. İpekböceği yetiştirmesini öğrenmek isteyen bu krallık, "Dongguo'dan, yani Doğu ülkesinden bu tekniği öğretmesini istemiş. Fakat "Dongguo" isteği reddetmiş. Sonra Qusatana kralı, ipekböceği yetiştirme tekniğini çalmak için Dongguo prensesiyle evlenmeye karar vermiş. İyi kalpli prenses, kralın isteğini kabul etmiş. Düğün töreninde prenses, birkaç ipekböceği ve dut tohumlarını şapkasına saklamış. Sonra Qusatanalılara dut ve ipekböceği yetiştirme tekniğini öğretmiş,
Xinjiang'da herhangi bir ipek türü ortaya çıkıncaya kadar aradan kaç yıl geçtiğini hiç kimse bilmiyor. Bu ipeğin üzerindeki desenler, sanki gökyüzündeki renkli bulutlar gibi… Bu desene "sınırsız" adı veriliyor. Uygur kadınlarının giysi yapmakta kullandıkları bu özel ipekli kumaş, "atlas ipeği" adıyla ta tanınıyor.
Atlas ipeği, sadece Xinjiang'da mı bulunuyor? Bu ipeğin, eskiçağdaki o Dongguo prensesiyle bir ilişkisi var mı? Bu sorular yanıt bekliyor.
2 bin yıl önce, Çin'deki ipeklilerin artık bin yıllık bir geçmişi vardı. Ama Batı'daki Roma İmparatorluğu'nun ipek hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Hatta Romalılar ipeğin, sekiz bacaklı küçük bir böcek tarafından dokunduğunu sanıyordu. Batı Han Hanedanı diplomatı Zhang Qian ikinci defa Batı Bölgeleri'ne giderken yanında ipek de götürdü. Böylece oradaki insanlar, daha önce hiç görmedikleri ipeği gördü. Xinjiang, sadece tarihi İpek Yolu üzerinde geçilmesi gereken bir durak değil, aynı zamanda Çin ipeklilerinin üretildiği önemli bir yerdi... Birçok tarihi kalıntıdan, ipeklilerin o dönemde ne kadar gelişmiş olduğu görülebiliyor. Bu da, Atlas ipeğinin üzerindeki gizem örtüsünü kaldırmak için önemli ipuçları veriyor.
Xinjiang Müzesi araştırmacılarından Wu Min bu konuda şunları söyledi: Bence bu sadece Xinjiang'a özgü değil. Bütün Orta Asya bölgesinde görülebilir. Hatta Batı Asya ve Güneydoğu Asya'da da var. Örneğin, Japonya'da ve uzak Batı Asya'daki Türkiye'de de var. Atlas ipeği, Xinjiang'da 1870 yılından sonra görüldü. Atlas ipeği, büyük olasılıkla 1850-1910 yılları arasında geliştirildi.
Atlas ipeği ilk olarak ne zaman görüldü? Asıl üretim yeri neresi? Bugüne kadar kesin bir kanıt bulunamadı. Ama uzmanlar, Xinjiang'da atlas ipeğinin en önce Hotan'da görüldüğü konusunda görüş birliği içinde. "Büyük Tang Döneminde Batı Bölgeleri'ne Yolculuk" adlı kitapta kayıtlı olan Qusatana krallığının Hotan olduğu artık biliniyor.
Eskiden "Yutian" olarak adlandırılan Hotan, uzun zamandır "İnce İpeğin Kenti" olarak da tanınır. Bunun bir nedeni, tarihi İpek Yolu üzerindeki önemli duraklardan biri olan Yutian'ın, Doğu ile Batı arasındaki ulaşımda bir kavşak noktası olmasıydı. Bir diğer nedeni de, ılımlı bir iklime sahip olan Yutian'ın bol güneş ışığı almasıydı. Bu, dut ağacının yetişmesi ve ipekböceğinin beslenmesi için çok elverişlidir. Yutian, Batı Bölgeleri'nde brokar, yani sırmalı ipek ile ince ipeğin üretildiği en önemli yerdi.
Hotan'dan söz edilirken "İnce İpeğin Kenti" unvanı pek sık kullanılmaz. Ama "Hotan'ın üç mücevheri"nden biri olan Atlas ipeğinin, birçok Hotanlının yaşamında vazgeçilmez bir yeri var. Hotan'daki Lop İlçesi'ne bağlı Ciya, "Atlas İpeğinin Yurdu" olarak adlandırılır. Burada hemen hemen her aile, atlas ipeği dokur. Köylülerin arka avlularında bir-iki ipek dokuma tezgâhı bulunur. Geçmişte elle, günde sadece bir Çin kademi uzunluğunda ipekli dokunabilirdi. Şimdi ise makineyle günde 2-3 kadem dokunabilir. Ama bazı kişiler atlas ipeğini hâlâ eski yöntemle dokumayı tercih ediyor. Yöntem, binyıllarca öncekinin aynısı…
Ciya'daki bir atölyede atlas ipeği, tamamen elle yapılıyor. Ciya'daki en yaşlı zanaatkârların hepsi burada çalışıyor. Hepsinin yaşı 70'in üzerinde… Kuşaktan kuşağa aktarılan ahşap dokuma tezgâhları, bu zanaatkârların büyümesine tanık olmuş. Usta dokumacılar, mekiklerle ve ipliklerle iç içe onlarca yıl geçirmiş. Onların gözünde ne basit bir kumaş, ne de bir mal olan elde dokunmuş atlas ipekleri, alın teriyle yaratılan eserlerdir.
Atlas ipekleri üzerindeki desenlerin tamamı elle boyanmış. Desenlere göre, önce ipekli kumaş için kullanılan iplikler bağlanır, sonra renklenmeleri için boyaya batırılır. Sarı, siyah ve kırmızı, atlas ipeklerinde en sık kullanan renklerdir. Boyaya batırılmış olan ipek iplikler avluda kurutulduktan sonra makineyle dokunarak rengârenk atlas ipeği üretilir. Çoğu kişi, "atlas ipeği" isminin, boyamayla ilişkili olduğu görüşündedir. Bu kişilere göre, "atlas", "boyanmış ipek" demektir. Atlas ipeğinin asıl anlamı gerçekten de bu mu?
Xinjiang Kültür Derneği Onursal Başkanı Hazı Ahmet bize şöyle bir cevap verdi:
Atlas sözünün kökeni hakkında farklı görüşler var. Bazı kişiler, bunun harita anlamına gelen "atlas" sözcüğünden türediği görüşündedir. Ben, bu görüşe katılıyorum. Atlas, güzel Xinjiang'da su, Gobi Çölü, vaha ve karlı tepeler bulunduğunu gösteriyor.
Xinjianglı yazar Mehmet Emin Sabir, bazı bilim adamlarının, bu sözcüğün başka dilden gelmeyip Uygurca olduğu görüşünde olduklarını söyledi. Uygurcada "At", vücut, et demektir. "Las" ise "yumuşak" ve "vücuttan uzak" demektir. Bu iki sözcük birleştiğinde, bu tür kumaşın, vücuda yapışmadığı, yumuşak ve serin olduğu anlaşılır.
Bilim adamları arasında "atlas" isminin kaynağı hakkında fikir ayrılıkları bulunması, Uygur kadınlarının bu ipeklilere duydukları sevgiyi etkilemiyor. Geçmişte ipekli giysileri sadece soylular ve zengin ailelerin kadınları giyebilirdi. Şimdi bu tür ipekliler, Uygur kadınlar için kolayca elde edilebilen bir kumaş haline geldi. Xinjiang'da, özellikle Xinjiang'ın güneyinde sık sık, atlas ipeğinden yapılmış giysiler giyen kızlar görülür. Bu kızlar, atlas ipeğini "çiçekli ipek" adıyla anıyor. Doğada açan zambak çiçeğinin dışında, çölde en canlı renk atlas ipeğidir. Bu ipekliden yapılan giysi, Uygurların giyinme alışkanlığına çok uygun.