
Moskova Amerikan Üniversitesi'nden Martin Sieff, 16 Aralık günü China Daily gazetesinde yayımlanan "Yeni İpek Yolu Stratejisi kazanıcıdır" başlıklı yazısında, İpek Yolu ile ilgili ilginç bir analiz yapıyor. Ünlü kitabı "Güç Kayması" ile de tanınan Batılı yorumcu Sieff yazısına şöyle başlıyor: "Çin'in İpek Yolu stratejisi, 'yükselen güçler hep doğru kararlar alırken, düşenler (20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz İmparatorluğu'nun yaptığı gibi) hep yanlış yaparlar' atasözünü bir kez daha doğruladı."
"İslami terörist gruplara karşı tek çözüm"
Başbakan Li Keqiang'ın Kazakistan ziyareti sırasında yayımlanan yazısında Sieff, Başbakan Li'nin daha önceki Tayland ziyareti ile Kazakistan ziyaretlerine "isabetli seçimler" diyor ve şöyle sürdürüyor: "İkisi de hem canlı, gelişen ekonomiler ancak hem de istikrarsızlık yaratan, ekonomik büyümeyi raydan çıkarmaya çalışan İslami terörist gruplardan endişeliler. Kazakistan Orta Asya'nın büyük ekonomik lokomotifi haline gelmiştir. Tayland ise 600 milyonluk Güneydoğu Asya bölgesi genelinde ekonomik büyümenin ve güvenliğin korunmasında önemli bir rol oynuyor."
Şanghay İşbirliği Örgütü'nün "Asya'da güvenlik işbirliği"nin yanı sıra bölgesel ekonomik büyüme üzerinde odaklandığını hatırlatan Sieff, İpek Yolu girişimi ve Asya Altyapı Yatırım Bankası'nı ABD tarihinden bir örnekle değerlendiriyor:
"1860'larda Abraham Lincoln yönetimi tarafından kıta çapında, hükümet destekli demiryolu ve sanayi yapısı kurulmuştu: Bu yapı, 150 yıl süren uzun ömürlü dev bir ekonomik bağ oluşturarak, Amerikan Ortabatı ve Uzak Batı bölgelerine büyüme ve refah getirdi."
"ABD, Ortadoğu'yu yoksullaştırdı"
Martin Sieff, Çin'in Orta, Güney ve Güneydoğu Asya ile genişletilmiş ekonomik işbirliği programını Marshall Planı'na benzetiyor. Sieff, "Çin'in yeni stratejisi, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana geçen çeyrek yüzyıl boyunca benzersiz bir ekonomik patlama yaşayan Orta Asya'ya bunu devam ettirme umudu sunuyor" diyor ve ekliyor: "35 yıldır Afrika, Ortadoğu ve Asya'da yaşanan deneyimler göstermiştir ki İslamcı terörizme karşı en iyi panzehir, yaşam standardını genel olarak yükseltecek sürekli ve istikrarlı büyümedir."
ABD'nin 2005'den beri Orta Doğu'da izlediği "sözde demokrasi yanlısı ve insanhaklarcı politikalarını" eleştiren Martin Sieff, şu görüşü ileri sürüyor: "ABD politikaları bölgede istikrarı, yatırımları ve yaşam standartlarını zayıflatmaya hizmet etmiştir. Bu politikalar, ilk etapta yenilecekleri öne sürülen çok kanlı ideolojileri acımasızca diriltti."
Martin Sieff, Çin'in "Bir Kuşak ve Bir Yol" girişiminin, belirsiz, anlaşılmaz, sözde felsefi ilkelere dayalı fanteziler değil köklü bir sanayi gücüne, başarılı ekonomi politikaları ve girişimler üzerine kurulu bir gerçeklik olduğunu vurguluyor.
Martin Sieff, yazısını şu satırlarla noktalıyor: "Çin'in yeni stratejisi pratik: başarılı olabilir. Ayrıca, dünyanın en kalabalık kıtasında milyarlarca insanın yaşam standartlarını yükseltmeyi vaadediyor."