CRI Hakkında | Eski Versiyonumuz
Şairin selamı şiirle olur
  2010-01-28 19:10:42  cri

    Bazı önemli yıldönümleri üzerinden uzun zaman geçse de unutulmuyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 10. yıldönümünün üzerinden 73 yıl geçti. Ama 10. yıl Türkiye'yi öyle etkilemiş ki, dedeleri bile o yıldönümüne tanık olmamış kuşaklar hâlâ onun yarattığı coşkuyu hissedebiliyor.

    Çin'de de Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 60. yıldönümü kolay kolay unutulmayacak. O görkemli yürüyüşünün üzerinden 4 ay kadar bir zaman geçti. Birkaç gün önce Türkiye'nin yeni dönemde yetiştirdiği en önemli şairlerden Hüseyin Haydar'ın Çin Halk Cumhuriyeti'nin 60. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yazdığı şiiri okudum. Şiirin her dizesinden o etkileyici törenden büyük bir coşku duyduğu belli oluyordu.  

    Bu şiiri okuduktan sonra Hüseyin Haydar'a bazı sorular sormak istedim.

    Törenleri izlemiş miydi? Bu şiiri törenleri izledikten sonra mı yazmıştı?

    Hüseyin Haydar şöyle cevap verdi:

    "Törenleri, kutlamaları televizyondan izledim. Beijing olimpiyatlarının açılışı bizi büyülemişti. Arkadaşlarımı da... Yine aynı duyguları yaşadım. Biraz daha fazlasını yaşadım demek doğru olur. Çünkü bu kez Çin, her alanda yarattığı olağanüstü gelişmeyi, kendi tarihi büyüklüğü içinde dünyaya sundu. Muhteşemdi. Tabii, yine insan ön planda…"

    Hüseyin Haydar'ı bu şiiri yazmaya yönlendiren duygu ne olmuştu:

    Şair buna şöyle cevap veriyor:

    "Çin halkının başarısına duyduğum hayranlıkla yazdım elbette, gerçekleştirdiği büyük devrime, yaptığı ileri atılıma duyduğum hayranlıkla... Yurtsever duygularıyla tabii... Amacım Çin'in büyük zaferinin, Asya'nın ortak zaferi olduğuna işaret etmekti. Bunu Türkiye'ye anımsatmak ve zaferin 60. yılına bir selam göndermek istedim."

    Evet, şairin selamı şiirle olur.

    Sözü fazla uzatmadan, Hüseyin Haydar'ın "Çin halkının 1949'da emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı kazandığı büyük zaferin 60. yılı için" diye not düştüğü "Büyük zaferin 60. yılına selam!" başlıklı şiirine geçelim:

    Selam başkana… Mao Zedung'a.

    Ve ayağa kalkan büyük halka.

    Yirmi milyon şehide tek tek selam.

    Selam düşmanı yenen halk ordusuna,

    Büyük duvardaki uyanık taşa da.

    Büyük yürüyüşe ve büyük yetkeye,

    Selam Sun Yat Sen'e, Deng Xiaoping'e,

    Büyük haklılığa ve büyük birleşmeye…

    Halkın oğlu Hu Jintao'ya selam,

    Şanghay asfaltını süpüren Fao'ya da,

    Selam büyük ırmağa ve su damlasına,

    Mısır denizine ve bebek mamasına,

    Pamuk okyanusuna ve kundak bezine…

    Büyük kanala ve büyük meydana selam,

    Büyük meydan okuyuşa da.

    Sekiz bin yıllıkk pirince selam ve bronza,

    Demire ve demiri eriten ipek tene,

    Tien'e, Li'ye, Ma'ya ve büyük çalışmaya,

    Büyük acıya ve büyük tahammüle selam,

    Sekizinci Yol Ordusu'na da.

    Selam akıllı çeliğe, eğitilen madene,

   Sır saklayan tepelere ve konuşan taşa.

    Ataların kemikleri gömülü höyüklere,

    450 km hızla giden lokomotifin kalbine selam,

    Sarı Nehre doğru akan ordulara da.

    Tanrı Dağları'na, Turfan bağlarına selam.

    Büyük Karız'da suyu akıtan kardaşa,

    Kaşgar'a, İli'ye, Urumçili Ali'ye,

    Ve gözleri üzümlü Ayşem'e selam,

    Onurun yükseldiği ulu bozkıra da.

    Selam motosikletli Pekin kızlarına,

    Ayak bileklerindeki inci dizisine selam,

    Yürekte çınlayan çanın ritmiyle,

    Ak boyunda ışıldayan gümüşe selam,

    Alnı kızıl yıldızlı büyükanneye de.

    Selam vitamine ve karbonhidrata,

    Proteine ve gönüllü neştere…

    Selam Şansi - Hıbey sınır bölgesine.

    Norman Bethune'ün anısına selam,

    Zafere tanıklık eden ağustos böceğine de.

    Asya'nın büyük kardeşliğine selam.

    Lenin'e, Gandhi'ye ve Mustafa Kemal'e,

    Selam insanlığın büyük hedefine,

    İşçi sınıfının uyanık her neferine selam,

    Yol keseni ezecek büyük kudrete de.

    Sarı turnanın konğına selam,

    Ve taşkın suların onuruna kalkan kadehe.*

    Büyük dağa, büyük otağa selam.

    Kaldırıyorum kadehimi ben de Anadolu'dan,

    Kanbei! Kanbei başkan! Şerefe!

    Şiirde geçen "taşkın suların onuruna kalkan kadehe" dizesi, Mao Zedong'un bir şiirinden alınmış. Bir şair, milyonları ayağa kaldırıp dünya tarihini yeni bir rotaya sokan devrime önderlik etmiş başka bir şairin önünde, şiir diliyle işte böyle saygıyla eğilmiş.

    Son dönem Türk şiirinin en yetkin temsilcilerinden sayılan Hüseyin Haydar, 1956 yılında, Türkiye'nin kuzeydoğusunda, Karadeniz'in kıyısında kurulu tarihi Trabzon kentinin Araklı ilçesinin Yeşilce köyünde doğmuş. İlk şiiri 12 yaşında "Ayna" adlı okul dergisinde yayınlanmış. Ortaokul ve lise yıllarında "Taşra", "Haykırış" adlarında edebiyat dergilerini çıkarmış.

    Hüseyin Haydar'ın İlk toplu şiirleri "Sanat ve Toplum" dergisinde 1979'da yayımlandı. 1980 yılında kısa adı YAZKO olan Yazarlar ve Çevirmenler Kooperatifi'nde yönetici görevleri aldı.

    İlk şiir kitabı "Acı Türkücü" ile 1981 Akademi Kitabevi'nin verdiği ve o dönem çok saygın olan ödüllerde şiir dalında Birincilik Ödülü kazandı. 1983 yılında "Kara Şarkılar", 1987'de "Yıldız Tutulma" ve 1992'de "Sudan Gövde" adlı şiir kitapları çıktı. Şiirleri İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapçaya çevrildi, uluslararası dergilerde yayınlandı.

    Hüseyin Haydar son yıllarda şiirlerini "Doğu Tabletleri" ve "Zor Günlerin Şiirleri" genel başlığını altında iki dizi halinde yazıyor. Kendisine sorduğum sorularda bu iki dizi hakkında aydınlatıcı bazı şeyler söylemesini de istemiştim. Cevabı şöyle:

" 'Doğu Tabletleri' adı altında yazdığım şiirler, bugünün gerçeği ile tarihsel gerçeğin iç içe geçmiş, birbirinin içinde erimiş yansımasıdır. Bu gerçek benim ülkemin ve dünyanın 21. yüzyılın başında yaşadığı somut koşullardan oluşmaktadır. Bugüne tutulan ve geleceğe yansı gönderen tarihsel bir ayna... Onun içinde kamera, ön planda bugünkü bizi gösterirken, bizi biz yapan geçmişteki yüzümüzü de gösterir. Böyle imgesel bir derinlik... Bugünün eşiğinden kolayca geçip, tarihsel derinlikte, kendi imgesel boyutunda, olabildiğince yolalmak... Şu anda 50'yi aşkın Doğu Tableti şiiri var. Elbette içlerinde bir de 'Çin' şiiri olacak.

Zor Günlerin Şiirleri ise, son iki-üç yıldır yazdığım şiirlerden oluşuyor. Bu şiirlerin yaratılış temelinde, doğrudan doğruya günümüzün gerçekleri, bire bir ve dolaylı yaşadıklarım bulunmakta. Büyük Zaferin 60. Yılına Selam şiiri de bu dizi içinde yeralıyor. Yine 'Çin'in Yeni Tanrısı Çocuk' adlı şiir de aynı dizinin ürünü"

    Hüseyin Haydar'dan "Çin'in Yeni Tanrsı Çocuk" adlı şiirini de istedim ve yayınlayıp yayınlayamayacağımızı sordum. "Olur" dedi. Bu güzel şiir de şöyle:

    Zamanı geldi. Susun!

    Küçük Li konuşsun.

    Lütfen, herkes sussun!

    Yeşil Fasulye konuşsun.

    Söz sırası Li.'de,

    Şimdi, bizim Li konuşacak.

    Şu minik Sarı Balık,

    Çin'in içinde, Çin'den büyük.

    Duyuyor musunuz,

    Li konuşuyor.

    Hani şu Kırmızı Boncuk,

    Eski tanrıları pazara çıkaran,

    Putlarla ip atlayan çocuk.

    Yarattı kendi tapınağını Li,

    Umudun iman tahtasından.

    Adı: Çin Halk Cumhuriyeti.

    Var etti kendi kendini

    Asya'nın kaburgasından.

    Görkemli bir tapınağı var onun,

    İçinde ırmaklar akar,

    Mihrabında çiçekli dağlar.

    Yıldızlar, elim sende oynar kubbesinde,

    Kapısında ejderhalar güreşir.

    Uzun yürüyüşte hani,

    Toprağa karışan Meşe Palamutu,

    Wu, Yang, Tai Shi,

    Hani şu köy evlerine bırakılan,

    Tatlı Üzüm Çekirdeği…

    Hatırladınız mı onu,

    Küçük Dalgın Boğayı?

    Gözünüzün önüne getirin,

    Mavi elbiseli kadının oğlunu,

    Bozkırda boğacaklardı hani.

    Duyuyor musun, hey!

    Britanya'da yaşlanan adam,

    Yalnızlıktan boğulan misyoner,

    Geliyor mu yatak odana kadar

     Li'nin çın çın sesi?

    Çarpıyor mu camlarına

    Avuç avuç pirinç tanesi?

    Gao, Gülcan, Shou,

    Kardeşleriyle sek sek oynuyor,

    Wang, Chen, Zhang,

    Uçurtma uçuruyor Qingdao'da.

    Ayçiçeği uçurtma gelmiş İstanbul'a,

    Selam çakıyor Tan'lara, Can'lara.

    Li, Liu, Lin

    Bir de zeytin gözlü Alim,

    Çin'in yeni Tanrıları onlar,

    Sayıları iki yüz elli milyon kadar.

    Hüseyin Haydar'ın Çin insanını tanıdığı dizelerinden belli oluyor.

    Acaba Çin'i görmüş müydü?

    "Çin'i üç kez ziyaret ettim. İlk ikisi 2006 yılı Mayıs ve Ekim aylarında yaklaşık 15'er gün. Son olarak 2009'un Temmuz ayında Çin'de 25 gün kaldım."

    Peki, Çin'de nereleri görmüştü?

    "Beijing'i, Xingdao'yu, Urumçi'yi, Xiamen'i, Xian'ı, Heze'yi, bir de Konfüçyus'un köyünün ve anıt mezarının bulunduğu Qufu'yu ve buralara bağlı birkaç köyü... Bir de Beijing yakınlarındaki Sunin gibi küçük yerleşim merkezlerinde bulundum. Buralarda arkadaşlarım oldu. Buralarda gezdim, düşündüm..."

    Çin'i gören herkese kendilerini en çok neyin etkilediği sorulur. Ben de Hüseyin Haydar'ı bir şair olarak Çin'de en çok ne etkilediğini sormadan edemedim. Soruya verdiği karşılık şöyle:

    "Çin'de beni en çok Çin'in güzel insanları etkiledi. Büyük bir uygarlık yaratmış, onu büyük bir devrimle taçlandırmışlar. Sonra da akıllara durgunluk verecek modern bir atılımı gerçekleştirmiş bu insanların alçakgönüllülüğü beni çok etkiledi. Onlarda sağlam duran insani öz, hemen göze çarpıyor. Bunun dışında, Çin'de insana duyulan saygı ve insana verilen önem de beni etkiledi. Bu saygıyı, önemi, insan için yaratılan her şeyin boyutlarının büyüklüğünden, yalınlığından, yararlılığından anlıyorsunuz.

    Çin'de beni neyin etkilemediğini sorsaydınız, programa uygun daha kısa bir yanıt verebilirdim… Her seferinde Çin'in uygarlık ve kültür varlıkları nefesimi kesiyor. Boş bir övgü değil , bu yargı salt bana ait de değil, ortak bir kanı. Ben Çin halkının yarattığı büyük sanatsal anıtların önünde her seferinde büyüleniyorum. İnsan olduğum ve Çin'de, onların içinde bulunduğum için mutluluk duyuyorum.

    Eğer bir ülkede, kendinizi yabancı hissetmiyor, hatta biraz zorlayayım konuk olduğunuzu bir süre sonra unutuyorsanız, bu her soruya en kısa cevaptır. Ve Çin insanın temiz kalmış, emekçi duruşunun, özverili, paylaşımcı, yüce gönüllülüğünün ürünüdür. Çin'de kaldığım süre içinde yaşadığım ve her biri bir şiir başlangıcı güzelliğinde, onlarca, yüzlerce olay var. Hangi birini anlatayım. Ülkenin büyük ve kalabalık olmasına karşın, kentlerdeki, köylerdeki yüksek güvenliğin dünyada örneğinin fazla olmadığını düşünüyorum…"

    Yine Çin'i ziyaret eden herkese sorulan sorulardan biri, Çin'i görmeden önceki kafalarındaki imge ile gördükten sonraki izlenimleri arasında ne tür farklar olduğudur. Hüseyin Haydar bu beylik soruya hiç de beylik olmayan bir cevap vermiş:

    "   Çin'de gördüklerinizi önceden hayal etmeniz imkansızdır. Televizyon, basılı yayınlar, internet, kitaplar, benzeri kaynaklar belli bir ölçüde yardım ettiyse de, benim için Çin'de gördüklerim, her şeyiyle benim tahminlerimin ötesindeydi... Gariptir, ben Çin'e Çin'i sevmek için gittim. Çin'de her şeye sevgiyle baktım. Ama bunu kolayca yapabildiysem, daha çok Çin'in, kendisine sevgiyle bakmamı bana sağladığı içindir...

    Asya halkları tarihine, dillerine, kültürlerine hep ilgi duydum. Yıllardır bunların üzerinde çalışıyorum. Burada Çin'in özel ve benim için de vazgeçilmez bir yeri var tabii. Örneğin Türk tarihi dendiğinde, en önemli kaynaklar Çin kütüphanelerinde... Bir de bir devrimci olarak, Türkiye'de, önce Batılı saldırgan devletlere ve 60 yıldan beri de Amerikan emperyalizmine karşı verdiğimiz mücadele nedeniyle, Çin'in ayağa kalkışına ve yarattıklarına hayranlık duyuyoruz. Sanki biz gerçekleştirmişiz gibi bütün bunları."

    Hüseyin Haydar'a, Çin'in ekonomide ve toplumsal kalkınmada sağladığı başarıların sanata nasıl yansıyabileceğini sordum.

    "Kesinlikle olumlu ve yüksek düzeyde yansıyacak. Sanatsal gelişmeyi sağlayan üç unsur vardır. Bir, yaratan-üreten; ikincisi, alan-yararlanan; üçüncüsü, bu alışverişe destek ve ortam sağlayan ortak güç, yani devlet... Çin'de zenginlik yayıldıkça sanata olan ihtiyaç daha da artacak. Önemli olan sanatın sırça köşklere, seçkinlerin zevkine hapsedilmeden, halkın içine götürülmesi, orada yayılması, yaşatılması. Ekonomik alanda kazanılan başarı, sanatın varolması için gerekli olan alt yapının kurulmasında geliştirici rol oynar. Hep böyle olmuştur. Sanatın sunduğu güzelliğin yanısıra doğasında var olan eleştiri gücünün de önemi büyük. Sanatın toplumsal yaşama yönelttiği eleştirel etki, yöneticlerin olayları daha iyi görmelerine sağlayacaktır. Buna fırsat vermek gerekir. Böylece ekonomik büyüme ile sanatsal gelişme birbirinin içinde yükselecektir."

    Bir sanatçıya ne sorarsanız sorun, içindekiler, söylemek istedikleri hiç tükenmez. Sorularınız ne kadar ayrıntılı olsa da, onların içlerinde yine bir şeyler kalır. Onun için "Türkiye'de yaşayan bir şair olarak, Çin hakkında başkaca neler söylemek istersiniz?" deyip anlatmak istediklerini kendi anlatsın istedim.

    "Çok şey söylemek isterim. Ben bir Türk devrimcisiyim. Devrim yapan bütün ülkeler devrimcilerin yurdudur. Bu nedenle Çin, benim de yurdum sayılır. Çin halkının düşmanları benim de düşmanlarımdır. Dünyanın en büyük önderlerinden ve devrimcilerinden Başkan Mao, benim de önderimdir, benim de başkanımdır. Onun düşmanları benim de düşmanlarımdır.

    Şair, düşünür ve büyük devrimci Mao Zedung'un hayranlarından biriyim. Halkının derin bilgeliğini kendinde toplayan o sade insana hayranlığım var. İnsanlığın özgürlük ve uygarlık mücadelesine böyle bir devrimciyi yetiştirdiği için, Çin halkına, Çinli analara, babalara şükran duymalıyız. Türk Devriminin önderi Mustafa Kemal'e ve onu yetiştiren Türk milletine şükran duyduğumuz gibi...

    Ben bir yurtseverim, ülkemi seviyorum. Ülkem için çalışıyor, ülkem için yaşıyorum. Çin'i seviyorum, çünkü anayurdum Türkiye'yi seviyorum. Emperyalizmi yenen Çin milleti, yine emperyalizmi yenen Türk milletiyle kardeştir. Çinliler ile Türkler arasında binlerce yıla dayalı dostluk ve kardeşlik var. Bu kardeşlik, 21. yüzyılda daha da yükselecektir. Bu tarihsel bir zorunluluktur.

    Ben Avrasyalı bir şairim, insanın mutluluğu ve gelecekteki güvenliği için çalışıyorum. İnsanlığa en büyük hizmeti etmiş, uygarlığın en yüce destanlarından birini yazmış Çin halkını, kendi halkım sayıyorum. Onun 1949'da kayalara kazıdığı ölümsüz eserine hayranım. O günlerde yaşasaydım, küçücük varlığımla ben de, mutlaka devrime katılırdım. Feodalizme ve emperyalizme savaş açan Çin halkının bir oğlu olarak savaşa katılırdım. Bundan onur duyardım.

    Ben bir kamucuyum. İşim, emekçi kitlelerin haklarını savunmak… Gücümün sonuna kadar bunu yapmak. Bir buçuk milyara yakın insanın hakkını savunan, yediren içiren, güvenliğini sağlayan, eğiten, başı dik yaşatan kamucu Çin, Türk milletinin dostudur. Bir Türk yurttaşı olarak benim de dostumdur.

    Ben Anadolu'nun derin insanlık kültürüyle büyüdüm. Geçmişimde büyük devrimciler, şairler, düşünürler, sanatçılar var. Ben onların takipçisiyim. Bu nedenle Çin'in büyük düşünürlerinin de eteğinden tutmuşum. İnsanı sevmek için, insanın acısını anlamak gerektiğini onlardan öğrendim... Bu duygularla baktım Liu'nun, Ma'nın Wang'ın yüzüne. Onların yüzlerinde, ellerinde, dillerinde, davranışlarında uygarlık tarihinin izlerini gördüm. Onların kentinde, köyünde, evinde, masasında derin barışın ve dünya sevgisinin baş köşede olduğunu gördüm… Ben onlarda, kendi yurttaşlarımın özleminin, hasretinin gerçekleştiğini görüyor, bundan hem derin bir mutluluk duyuyor hem de Türkiye'm için üzülüyorum. Niçin biz de yapmayalım?

    Haydutları, işgalcileri yenen büyük Çin'in başarılarını düşündükçe mutlu oluyorum. Çin'i saygı ve sevgiyle düşünüyorum. Sıkıntılarını sıkıntım sayıp, bunları nasıl aştıklarını öğrenmek, çabalarına katılmak istiyorum. Bu nedenle ben de, bir kardeş olarak, düşüncelerimi dile getirerek, eleştirerek, olumsuz gördüklerimin karşısına çıkarak, zaman zaman uyararak halkın büyük işbirliğine katılmak, o büyük gelişmeyi, coşkuyu yaşamak istiyorum. Çünkü ülkemi, Türkiye'yi seviyor ve ülkem için bunu gerekli görüyorum.

    Ben Avrasyalı bir sosyalistim. Avrasya benim büyük vatanımdır. O nedenle, büyük vatanıma yönelik tehditler beni kaygılandırır, ama aynı zamanda uyanık kılar. Avrasya'da güneş bütün mazlumların üzerine yeniden ve daha parlak doğacaktır. Buna emin olun.

    Çin ile Türkiye bizim ortak yurdumuz Avrasya'nın iki ucunda iki kardeş ülke. Bu nedenle küreselci emperyalizmin, ülkelerimize doğru yönelttiği saldırı karşısında, Çin'in güvenliğini düşünüyorum. Çünkü ülkemin güvenliğini benim için çok önemli.

    Ben bir ulusalcıyım. Türkiye'nin ulusal bütünlüğünden yana olduğum için, Çin'in da ulusal bütünlüğünden yanayım. Tarih ve bilim emperyalizme karşı mazlum ülkelerin ulusal bütünlüğünden yana olmamızı işaret ediyor. Barış içinde birleşenler kazanır, savaş içinde ayrışanlar kaybeder. Tarih ve bilim bu gerçeği pek çok kez göstermiştir. Çin halkının beyni ve yüreği ÇKP'nin, zorluklardan tarihsel başarılarla çıkacağına inanıyorum… Büyük zaferin 60. yılını bir kez daha selamlıyorum... Bana bu fırsatı verdiğiniz için Radyonuza teşekkür ediyorum. Sağolun!"

İlgili Haberler
Yorumunuzu Gönderin
Çin-Türkiye ilişkilerinde yeni kilometre taşı
Çin-Türkiye ekonomik ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor. Türk Lirası, Çin finans dünyasına ayak bastı.
Çinli kulüpler büyük transferlerine devam ediyor

Chelsea'nin yıldız orta saha oyuncusu Oscar, 60 milyon avroya Çin'e gelmeye hazırlanıyor. Peki Çinli kulüpler yabancı futbolcular için ne kadar para ödüyor? Bu sorunun cevabı ve haftanın ekonomi gündemine genel bir bakış için Ekodiyalog'a kulak verin.

Diğerler>>
Çin'de 2016'da neler konuşuldu? (1) (Çin Mahallesi)
Çin'de 2016 yılında gündemde neler vardı? Çinlilerin en çok dikkatini çeken gelişmeler nelerdi? Çin Mahallesi'nin sakinleri, 2016'yı nasıl geçirdi?
Çin'in 5. büyük icadı 24 Sezon nedir? (Çin Mahallesi)
Çinlilerin günlük hayatına yön veren bir takvim sistemi olan 24 Sezon'a kâğıt, pusula, matbaa ve baruttan sonra Çin'in 5. büyük icadı diyenler de var. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alınan 24 Sezon, bir kez daha gündemde.
Diğer>>
• Biliyor Musun Bilmiyor Musun (07-01-2015)
• Biliyor Musun Bilmiyor Musun (19-11-2014)
• Biliyor Musun Bilmiyor Musun (05-11-2014)
• Biliyor Musun Bilmiyor Musun (08-10-2014)
• Biliyor Musun Bilmiyor Musun (24-09-2014)
Diğer>>
Anket
Soru-Yanıt
  • Nükleer Güvenlik Zirvesi'nde Çin'in gücü ortaya kondu

  • Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping 31 Mart-1 Nisan günlerinde ABD'nin başkenti Washington'da düzenlenen ve dünyanın odaklandığı Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katıldı.
    Diğer>>
    İzleyici Postası
  • Koyun yılınız kutlu olsun (Pınar Koçak)

  • Koyun Yılının en güzel müjdeler, en güzel sürprizlerle kapınızı çalması dileğiyle...
  • Çin kadınlarına (Ali Güler)

  • Düşlerimde gelir bir güzel bana, alır götürür beni uzak bir diyara...

    Diğer>>
    Linkler
    © China Radio International.CRI. All Rights Reserved.
    16A Shijingshan Road, Beijing, China