Yorum: ABD, Çin'in kazandırdığı zamanı ziyan ediyor

  2020-03-10 21:06:32  cri

Pasifik Okyanusu'nun iki ucunda yer alan iki büyük ülke olarak Çin ve ABD, yeni koronavirüs (Covid-19) salgınının ortaya çıkmasından bu yana uluslararası toplumun gözü önünde farklı performanslar sergiliyor.

Harcadığı yoğun çabalar sayesinde Çin, bir aydan fazla kadar kısa bir süre içinde salgını kontrol altına alabildi. Son rakamlara göre, dün Wuhan kentinde yeni tespit edilen vaka sayısı 20'nin altına indi. Hubei eyaletinin Wuhan haricindeki bölgelerinde art arda 5 gündür yeni vaka çıkmıyor. Hubei eyaleti dışındaki Çin'in diğer eyaletlerinde ise son 3 gündür yeni vaka tespiti bulunmuyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün dün açıkladığı gibi, salgın Çin'de sona ermek üzere.

Öte yandan, Pasifik Okyanusu'nun diğer ucundaki ABD'de Covid-19 taşıdığı tespit edilen kişi sayısında artış görüldü. Yerel saatle dün 19:00 itibarıyla ABD'nin 30'dan fazla eyaletinde vakalar tespit edildi, 10 eyalette olağanüstü hal ilan edildi. Şu anda ülke genelinde toplam vaka sayısı en az 704'e yükseldi, 26 kişi hayatını kaybetti.

Nitekim, sağlık sistemi en ileri düzeyde olan ülkelerden biri olarak ABD'de salgın bilançosu bu şekilde olmamalıydı. Salgına karşı ön değerlendirme ve müdahale konusunda ABD şüphesiz yavaş davrandı. ABD'nin eski Asya-Pasifik işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell, kısa süre önce basına verdiği demeçte hiç çekinmeden "Çin salgına karşı son derece katı tedbirler alarak bize zaman kazandırdı, ancak bu süreyi verimli değerlendirdiğimizden emin değilim." diye konuştu.

ABD'nin açıklık ve şeffaflık ilkelerine ne oldu?

Salgını önlemede kuluçka süresini ziyan eden ABD, salgına ilişkin verileri paylaşma, tıbbi malzemelerin tedariki, acil kaynak dağıtımı konularında da pek çok yetersizlik yaşıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nin bir müddet önce ülke genelinde ve eyalet bazında vakaları açıklamayı durdurması ülkede büyük kuşkuya yol açtı. O halde bazı Amerikan siyasetçilerin sık sık bahsettiği "açıklık ve şeffaflık" ilkeleri nereye kayboldu?Bu tabii ki, kamu sağlık sistemi açısından gelişmiş bir ülkeye hiç yakışmayan bir performans.

Gerçekler gözler önündeyken, Çin'deki salgınla mücadele çalışmalarını eleştiren Batılı medya kuruluşları da şimdi salgının yayılmasını önlemeyi mümkün kılacak altın süreyi ziyan ettiği gerekçesiyle ABD'yi eleştirmeye başladı. Bazı Batılı analistler, "Çin'in yapabildiği şeyi, ABD niçin yapamadı?" sorusunu sormaktan kendilerini alamıyorlar.

Çin'in başarısının sırrı ne?

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü'nün danışmanı Bruce Aylward, Çin'e 9 günlük inceleme gezisi yaptıktan sonra basına verdiği demeçte, "Çin'de kaldığım süre içinde en çok duyduğum şey, 'Hastaları kurtarın!' cümlesi oldu." diye konuştu. Bu, Çin hükümetinin salgınla mücadelede ön plana koyduğu ilke olmakla beraber Çin'in siyasi sisteminin bir avantajı.

Bilindiği üzere, her ülkenin siyasi rejimi farklıdır. Bu nedenle, bir ülke salgınla mücadelede kendi somut şartlarına göre hareket etmelidir. Gayet tabii her ülke için geçerli bir kural da var: Can güvenliği ve sağlık her şeyden önce gelir. Salgının siyasete alet edilmesi ve halkın can güvenliğinin bir kenara itilmesi, son derece sorumsuzca bir tavırdır.

 

DSÖ Genel Direktörü'nün danışmanı Bruce Aylward, dünya genelinde salgının hızla yayıldığı şu günlerde arka arkaya gelen "Çin salgını nasıl kontrol altına alabildi? Ya biz ne yapmalıyız" sorularını şöyle yanıtlıyor: "Çin'in salgınla mücadele deneyimleri örnek alınabilir ve uygulanabilir; fakat bu iş hız, sermaye, hayal gücü ve siyasi cesaret gerektiriyor."

Salgın ciddiyetini korurken, acaba ABD böyle bir hayal gücü ve cesareti gösterebilecek mi?