Xinjiang'ın bir köyünden Nanchang'a bir Uygur gencinin öyküsü

  2017-12-25 11:16:36  cri

"Uygurcada şöyle bir atasözü var: İyi kalpli insanlarla arkadaşlık ederseniz, çiçeğiniz açar."

Her gün öğleden sonra, Çin'in güneyindeki Nanchang kenti Xihu semti Doğu Guangdong sokağında Uygur genci Abdulla'nın açtığı lokantadan neşeli Uygur müziği ve Xinjiang'ın ünlü ekmeği nang'ın güzel kokusu yayılır.

43 yaşındaki Abdulla, Çin'in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'deki Hotan şehrinin Karakaş ilçesinde doğdu. Kısa boylu ve zayıf bir fiziki yapısı olan Abdulla, Uygurların geleneksel şapkasıyla lokantada işinin başında duruyor.

Bu sene, Abdullah'ın Nanchang'a gelişinin 15. yılı. İş için memleketinden ayrılan çoğu kişi gibi, ilk ayrılışında annesi ve babası son derece endişeliydi.

"Annem, Çince bilmediğim için endişe ediyordu. Ama ben Çince öğrenebileceğime inanıyordum."

İşte bu cesaret ve azimle, Abdulla ilk kez memleketinden ayrıldı. Xinjiang'dan çıkıp yepyeni bir ortama gelen genç Abdulla, hem fırsatlar hem de zorluklarla karşı karşıyaydı.

Artık Çinceyi akıcı şekilde konuşan Abdulla'nın öğrendiği ilk Çince cümle, "Elli gram iki yuan" oldu.

"Patronum bana diyor ki, müşteri gelip sana 'bu üzüm ne kadar' diye sorunca, sen 'Elli gram iki yuan' diyeceksin. Her akşam 'Elli gram iki yuan' cümlesini birkaç kez tekrarlıyordum."

Bunun üzerinden birkaç yıl geçti. Abdulla, bir üzüm satıcısından bir ızgara lokanta sahibi haline geldi. Abdulla çalışkanlığıyla kazandığı parayı ana babasına gönderdiği zaman, Hotan'daki köylerinden hiç çıkmayan ailesi son derece mutlu oluyordu.

İyi kalpli ve işini düzgün yapan bir genç olan Abdulla'nın Nanchang'da arkadaşlık ettiği ilk kişi, ona ev kiralayan Lu Tingyang adlı bir adam oldu. Abdulla, Lu'nun evi kiraladığı zaman kendisi için yorgan ve yastık gibi eşyayı da hazırladığını, daha sonra çok iyi dost haline geldiklerini söylüyor. Bu dostluğa değinen Lu Tingyang, duygularını şu sözlerle ifade ediyor: (ses 7)

"Lokantada işleri yoğun olduğu zaman, ben ve eşim sıkı sık Xinjiang yemekleri hazırlayıp Abulla'ya getiririz."

Akşam saatleri, lokantanın en meşgul olduğu zaman. Abdulla, lokantadaki işlerle uğraştığında kızı Ayşem'le yeterince ilgilenemiyor. 12 yaşındaki Ayşem, Nanchang'a gelmeden önce Çince bilmediği için hâlâ ilkokul üçüncü sınıfta okuyor.

Ayşem'in şu an en büyük eğlencelerinden biri annesinin cep telefonuyla Çince şarkılar dinlemek. Ayşem artık sadece standart Çince değil, Nanchang'daki yerel lehçeyi de konuşabiliyor.

Ayşem, eski komşuları Luo teyzenin kendisine Çince öğrettiğini anlatıyor: Ayşem, Luo Guoliang adlı teyzeye "Luo Ana" diye hitap ediyormuş: (ses fonu11)

"Luo Ana eski komşumuzdur. Daha önce bana banyo bile yaptırmıştı. Bahar Bayramı sırasında ailemizi memleketine de davet etti."

Abdulla, meşgul olduğu zaman, eski komşuları Luo Guoliang ve Jiang Furong adlı iki kadının Ayşem'le ilgilendiğini belirtiyor.

Abdulla, Nanchang'daki diğer bir komşusu 83 yaşındaki Liu Fenglin'den de söz ediyor.

Bu yaşlı kadının çocukları yanında yaşamıyor. Abdulla'nın lokantada yoğun olduğu zaman, Liu sık sık evinde temizlik yapmaya ve Nang ekmeği satmasına yardım eder: (ses 15)

"Her gün ona yardım ediyorum. Abdulla'yı kendi oğlum gibi görüyorum."

Çin'de "Yakındaki komşu uzaktaki akrabadan iyidir" diye bir atasözü vardır. Abdulla, komşularıyla derin dostluk ilişkileri kurdu.

Nanchang'da yaşayan 1980 doğumlu Wang Lei adlı bir genç, daha önce Abdulla'nın lokantasına yakın bir yerde oturuyordu ve sık sık lokantada yemek yiyordu. Böylece iki genç dost oldu. Nanchang doğumlu Wang Lei, Abdulla'nın yeni lokanta açmayı düşündüğünü öğrenince yeni lokantanın yerinin aranması için ona yardım etmeye çalıştı. Wang Lei göz ameliyatı olduğunda, Abdulla, ona büyük miktarda para yardımı yaptı.

2017 yılında Abdulla Nanchang'da kendi lokantacılık şirketini kurdu ve orada 11 lokanta açtı. Şu an Abdulla, Nanchang'da arkadaşları sıkıntıya düştüğü zaman, onlara yardıma koşuyor: "Tüm etnik gruplar dayanışma içinde olmalı, biz aynı büyük aileden geliyoruz. Hepimiz Çinliyiz. Zor durumlardayken bize yardım sağlayanları asla unutmamalıyız."