Bin yıllık bir geçmişe sahip olan tarihsel Lijiang kenti, dünyanın dört yanından gelen konukları büyük bir misafirperverlikle kucaklıyor. Kent merkezi, "dörtgen" anlamına gelen Sifang
Caddesi'nin kentin dört ana yolunu, ağ şeklindeki sokaklarla bağlamasıyla bir labirenti andırır. Sokakların döşendiği taşlar, yılların ve yağmurun etkisiyle dümdüzdür. Sokakların iki yanı Çin tarihinin Song ve Ming hanedanları dönemindeki ev ve yapılarla doludur. Kentin kuzeyindeki Xiangshan Dağı'nın eteğinden kaynaklanan Yuhe Irmağı, şehir başındaki taş köprüye gelince birkaç koldan kentin içine girer. Hemen hemen her evin önünde su akar, her avluda çiçekler yetiştirilir. "Köprücükler, akar sular, evler" şeklindeki kent tasarımı birçok turistin ve bilim adamlarının ilgisini çekiyor.
Lijiang kentinin 100 kilometre kuzeyinde "taş köyü" olarak adlandırılan bir Naxi köyü vardır. Ming hanedanı döneminde dev bir kaya üzerinde inşa edilen ve birkaç yüz metrekarelik bir alanı kapsayan köyün dört tarafı, dimdik tepelerle çevrili olmasına rağmen iki metre yükseklikte taş duvarlar inşa edilmiştir. Tehlikeli coğrafi konumu ve özel yapılarıyla bu kent, Jinsha Irmağı kanyonunun en yüksek yerinde sağlam bir şekilde ayakta duruyor.
Tarihi kayıtlara göre, Tang hanedanının ilk döneminde Jinsha Irmağı üzerinde demir zincirlerden oluşan bir köprü
yapılmıştır. 5 bin kilometre uzunluğundaki Yantze Nehri üzerindeki ilk köprü olarak adlandırılan bu köprü, 10 yıl sonra savaşta tahrip edildi. Qing hanedanı döneminde yeni demir zincir köprü inşa edilmiştir. Lijiang kenti ile Yongsheng kasabası arasında bulunan bu köprüye "Altın Ejderha Köprüsü" adı verilir. 16 demir zincirle ırmak üzerinde kurulan ve üç metre genişliğinde, 90 metre uzunluğunda olan köprü sınır bölgesini iç kesimlerine bağlayarak, halkın yaşamında hâlâ önemli rol oynamaktadır.
Naxilerin toplu halde yaşadıkları bölgelerden biri olan Zhongdian ilçesinin güneydoğusundaki Baidi nahiyesinde bir beyaz su havuzu bulunuyor. Havuzdaki karbondioksitli kaynak suları, beyaz ve şeffaftır. Kaynak sularındaki çökeltinin yıldan yıla birikmesi sonucu, merdivenli tarlaları andıran pamuk renginde bembeyaz geniş bir ırmak yatağı oluşmuştur. Kaynak sular akıp geçerken, yakında bakıldığında kar gibi beyaz dalgalar, uzaktan bakıldığında ise selâle gibi müthiş bir doğa manzarası oluşur.





























